Kelimeler arşivinde; içinde "çur" olan, toplam 75 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çur bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çur ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çur olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UÇURUMLAŞMAK
UÇURABİLMEK, UÇURUVERMEK, UÇURUMOLOĞU, UÇURUMLAŞMA
HOPÇURAMAK, UÇURABİLME, UÇURUVERME, ÇURGALAMAĞ, ÇURĞALAMAH
ÇURTLEĞEN, KOPÇURMAK, UÇURULMAK, ÇURKUŞLAR, ÇURLATMAK, HINÇURMAK
ÇURHALIK, ÇURLAMAK, PEPEÇURA, YAĞMAÇUR, GAÇURMAK, UÇURUMLU, UÇURULMA, UÇURTMAK, ÇURLATMA
GEÇURMA, ÇURUNGA, ÇURUMBA, ÇURUKUR, ÇURUMAK, HOÇURUK, İÇURMEK, ODENÇUR, SUÇURUM, UÇURGAÇ, UÇURGAN, UÇURGEÇ, UÇURĞAN, ÇURCURU, ÇAKÇURA, UÇURMAK, UÇURTMA
ÇURÇUR, UÇURAK, ÇOMÇUR, ÇARÇUR, ÇANÇUR, UÇURUM, KOPÇUR, KAPÇUR, ÇURMAL, HUKÇUR, ÇURMUT, ÇURRIK, UÇURMA, GAMÇUR, ÇURTUM, ÜÇURUM
UKÇUR, OHÇUR, ÇURAN, ÇURBA, PAÇUR, ÇUREN, MUÇUR, HOÇUR, HAÇUR, ÇURUK
UÇUR, ÇURA, ÇURİ, ÇURO, ÇURT, ÇURU
ÇUR
ÇUR
Kumarda kaybedene verilen son hak ve bir miktar para. Bir çeşit oyun. Sarışın, açık sarı renkli. Kapıp kaçma.
ÇURTLEĞEN
Dam oluğu.
UÇURUMLAŞMAK
Uçurum durumuna gelmek.
UÇURABİLME
Uçurabilmek işi.
ÇURĞALAMAH
Sarıp sarmalamak.
ÇURGALAMAĞ
Toplamak, yığmak.
UÇURUVERMEK
Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.
UÇURULMAK
Uçurma işi yapılmak.
UÇURABİLMEK
Uçurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇURKUŞLAR
Sinop ilinde, Boyabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
UÇURUMOLOĞU
Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).
HOPÇURAMAK
Sıçramak, atlamak.
ÇURLATMAK
Hızlandırmak.
UÇURUVERME
Uçuruvermek işi.
UÇURUMLAŞMA
Uçurumlaşmak durumu.
KOPÇURMAK
Atı dörtnala koşturmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
MANÇU
Mançurya halkından olan kimse.
UÇURTMA
Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.
ATACAK
Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.
YALPAK
Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.
DİNAMİTLENMEK
Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.
ARGU
İki dağ arası, uçurum.
YAR
Uçurum.
DİNAMİTLEMEK
Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.
ALATA
Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.
UÇURULMA
Uçurulmak işi.
BARIH
Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.
AŞE
Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.
UÇURMA
Uçurmak işi.
BARIK
1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.
ARDILI
Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BERHAVA
Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.
ÇURLATMA
Çurlatmak işi.