ÇENİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çeni" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. çeni ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çeni ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çeni olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

ÇENİLENMEK

9 harfli kelimeler

ÇENİLEMEH, ÇENİLEMEK

8 harfli kelimeler

ÇENİKLER, ÇENİKMEK, ÇENİLEME, ÇENİTMEK

7 harfli kelimeler

ÇENİLTİ

5 harfli kelimeler

ÇENİK, ÇENİZ

4 harfli kelimeler

ÇENİ

Bazı kelimelerin anlamları

ÇENİ

Çene.

ÇENİKLER

İzmir şehri, Bayındır ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÇENİK

Deniz kıyısına yakın yerler, sahil.

ÇENİTMEK

Çocuk ağlamak.

ÇENİLEMEK

Canı yanan köpek ağlar gibi acı acı ses çıkarmak.

ÇENİKMEK

Korkmak ve telâşlanmak: hiç çenikme çabuk gelirim.

ÇENİLEME

Çenilemek işi.

ÇENİZ

Çeyiz. Çeyiz, çeniz, çeyiz. Cihaz. Gelin çeyizi. Çeyiz: Ayşa'nın çenizi dört urgan dolusu.

ÇENİLENMEK

Çok konuşmak: Yeter artık çenilendiğin kafamızı bile ağrıttın.

ÇENİLEMEH

Hakaret etmek, bağırıp çağırmak.

ÇENİLTİ

Köpeğin acı acı haykırması. Bağırıp çağırma, hakaret.

  -   -   -  

Anlamında ÇENİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇENİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAF

Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.

PİSBOĞAZ

Eline geçeni zamansız ve ayırt etmeden yiyen (kimse).

CIĞ

Dokuma tezgâhında kullanılan yassı tahta veya saçdan makara. Genç, küçük ağaç dalları. Kendir ve haşhaş sapı. Ağaca yapılan kalem aşısının uç kısmı. Kuzular için tahtadan yapılmış küçük ağıl. Ahırların üst döşemesi. Sınır. Pişmemiş. Kar üzerindeki ayak izi. Sürü, katar: Serçenin cığı olmaz. Kanı kaynama, sevme. Çığ. Donup buz haline gelmiş kar. Nemli havadan meydana gelen su damlacığı. Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy.

BAHÇIVAN

Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse. Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.

ORDİNO

Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. Tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için vapur kumpanyasından yük konşimentosuna karşılık verilen havale. Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi.

MÜSÜRÜFCÜ

Eline geçeni harcayan.

ÇEVÜRMEK

Bahçenin etrafını dikenli ağaçlarla çevirmek. Hayvanları çiftleştirmek: Bugün ineği çevürdik. İneği boğalamak, döllenmesini sağlamak. Çevirmek.

DEĞERLİK

Bir öğeciğin ya da bir kökçenin öteki öğeciklerle ya da kökçelerle belirli oranlarda birleşebilirliği. Verilen bir öğeciğin ya da kökçenin hidrojen öğeciği ile birleşme oranını gösteren sayı. Bir atom ya da atom kümesinin, hidrojen atomu ya da eşdeğeriyle birleşebilmesine göre ölçülen kimyasal bağ yapabilme sığası.

GÖNÜLDOLABI

Bir çeşit çiçek: Bağçenizdeki gönüldolabından bir budak bize verir misiniz?.

CENİZ

Gelin olan kızın, babasının evinden götürdüğü eşya. Çeyiz, karşılığı çeyiz, çeniz.

TÜRK

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

ÇIRPIK

Hileci. Eline geçeni alıp götüren kimse: Aşanın gizinin eli pek çırpık. Adaletsiz, kötü ruhlu kişi. Badana. Çapak. Bez parçası. Eğri.

TIKIMLANMAK

Eline geçeni çok çabuka yemek.

COVAŞLIK

Evlerin ve bahçenin güneş gören yerleri.

DİLKEM

Tarla sınırı. Tarla ya da bahçenin dil şeklinde uzayan kısmı, tarla parçası. Büyük et parçası, külbastı. Parça, bölük.

EVLEYH

Tarla veya bahçenin sulanacak en ufak dilimi; belli bir alan ölçüsüne bağlı değildir.

GEDÜG

Bahçenin giriş yeri. (Adalıkuzu Güdül Ankara).

STANDART

Belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış, ölçün, ölçünlü, tek biçim. Belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan, ölçün, ölçünlü. Bir işletmede, bir ürünü, bir çalışma yöntemini, üretilecek miktarı, bütçenin para miktarını belirlemek için konulmuş kural. Örnek veya temel olarak alınabilen, ölçün, ölçünlü.

EĞEK

Sabanın el ile tutulan ağaç kısmı, tutak. Sabanın demir takılan ve biraz da toprağa giren kısmı, ökçe. Saban demirinin takıldığı ağaçtan yapılmış eğri parça, ökçenin üst kısmı. Kara sabanın en büyük ve asıl parçası. Sabanın arka kısmı. Alt çene kemiği. Sabanın elle tutulan kısmı. (Afşar Güdül Ankara).

ÇİPER

Bahçenin kenarına dikenli bitkilerden yapılan çit, koruluk.