Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çal" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YÜRÜKÇAL, DOĞANÇAL, ÇUKURÇAL, ÇALHAÇAL, ÇAKIRÇAL, BELENÇAL, TUZLUÇAL, YASSIÇAL, ZERDEÇAL, YIĞINÇAL
SARIÇAL, PIRAÇAL, KILIÇAL, KARAÇAL
KOPÇAL, KİRÇAL, KIRÇAL, KANÇAL, PARÇAL, HANÇAL, ULUÇAL
PEÇAL, KAÇAL, NAÇAL, GÜÇAL, BİÇAL, BEÇAL, ARÇAL, ANÇAL, AKÇAL, SEÇAL, PAÇAL
ÇAL
Taşlık yer, çıplak tepe. Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
DOĞANÇAL
Sivas ilinde, İmranlı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KARAÇAL
Burdur ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Çorum ilinde, Alaca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ordu şehri, Akkuş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇUKURÇAL
Kastamonu ili, Cide belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ZERDEÇAL
Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki, Hint safranı (Curcuma longa).
YIĞINÇAL
Ağrı kenti, Doğubayazıt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
ÇALHAÇAL
Dövüşme (hk.).
TUZLUÇAL
Amasya ilinde, Doğantepe bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
PIRAÇAL
Üstü başı yırtık pırtık. Dağınık.
YASSIÇAL
Amasya ilinde, Akdağ bucağına bağlı bir yer.
BELENÇAL
Kastamonu ili, İhsangazi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SARIÇAL
Sivas ili, Yavu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KOPÇAL
Kolları geriye sarkık cepken biçiminde, beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket.
ÇAKIRÇAL
Isparta ili, Yalvaç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YÜRÜKÇAL
Samsun şehri, Vezirköprü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KILIÇAL
"Kılıç takın, kuşan" anlamında kullanılan bir isim".
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
AGİTATO
Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
AKCİĞERLİLER
Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.