ÇAL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çal" olan, toplam 344 adet kelime bulunmaktadır. çal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

ÇALIŞTIRICISIZLIK, ÇALIŞTIRILABİLMEK

16 harfli kelimeler

ÇALIŞTIRILABİLME

15 harfli kelimeler

ÇALIMLAYABİLMEK, ÇALIŞTIRABİLMEK, ÇALIŞTIRIVERMEK, ÇALKALANABİLMEK, ÇALKALAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇALIKUŞUGİLLER, ÇALIMLAYABİLME, ÇALIOBAAKÇAKIL, ÇALIŞTIRABİLME, ÇALIŞTIRICILIK, ÇALIŞTIRICISIZ, ÇALIŞTIRIVERME, ÇALKALANABİLME, ÇALKALAYABİLME

13 harfli kelimeler

ÇALILANDIRMAK, ÇALIŞTIRICILI, ÇALIŞTIRILMAK, ÇALKANABİLMEK

12 harfli kelimeler

ÇALGAMLANMAK, ÇALGILIİŞLİK, ÇALILANDIRMA, ÇALINABİLMEK, ÇALINIVERMEK, ÇALIŞABİLMEK, ÇALIŞTIRILIŞ, ÇALIŞTIRILMA, ÇALIŞTIRTMAK, ÇALKANABİLME, ÇALTILIÇUKUR

11 harfli kelimeler

ÇALDIRILMAK, ÇALIBONCUĞU, ÇALIÇITLIĞI, ÇALIÇİTTİĞİ, ÇALIKÇALMAK, ÇALIKLANMAK, ÇALIKOPARAN, ÇALIMLANMAK, ÇALIMSIZLIK, ÇALINABİLME, ÇALINDIRMAK, ÇALINIVERME, ÇALIŞABİLME, ÇALIŞKANLAR, ÇALIŞKANLIK, ÇALIŞTIRICI, ÇALIŞTIRMAK, ÇALIŞTIRTMA, ÇALIŞTURMAK, ÇALKALANMAK, ÇALKALATMAK, ÇALKALAYICI, ÇALKANTISIZ, ÇALKATURACI, ÇALKAZANLIK, ÇALLAKLAMAK, ÇALTAKLAMAK, ÇALTIBOZKIR, ÇALTILIDERE

10 harfli kelimeler

ÇALÇENELİK, ÇALDIRILMA, ÇALGICILIK, ÇALGILAMAK, ÇALHALAMAH, ÇALHAPUSAT, ÇALIBASMAZ, ÇALICAALAN, ÇALIKAKICI, ÇALIKHASAN, ÇALIKLAMAK, ÇALIMLAMAK, ÇALIMLANIŞ, ÇALIMLANMA, ÇALIMLAYIŞ, ÇALIMLILIK, ÇALIPBİNME, ÇALIŞANLAR, ÇALIŞILMAK, ÇALIŞTIRAN, ÇALIŞTIRIŞ, ÇALIŞTIRMA, ÇALIVERMEK, ÇALİŞTUMAK, ÇALKALAMAK, ÇALKALANIŞ, ÇALKALANMA, ÇALKALATIŞ, ÇALKALATMA, ÇALKALAYIŞ, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

ÇALAKALEM, ÇALAKAMÇI, ÇALAKAŞIK, ÇALAKILIÇ, ÇALAKÜREK, ÇALDIRMAK, ÇALFATURA, ÇALGIHANE, ÇALGINLIK, ÇALGIRBAÇ, ÇALĞINLIK, ÇALIBAHÇE, ÇALIBASAN, ÇALIBURNU, ÇALIKAĞIL, ÇALIKLAMA, ÇALIMLAMA, ÇALIPALMA, ÇALIPIKLI, ÇALIPINAR, ÇALIŞIKLI, ÇALIŞILMA, ÇALIŞMACI, ÇALIVERME, ÇALIYOĞUR, ÇALKALAMA, ÇALKANDİL, ÇALKANMAK, ÇALKATMAK, ÇALKATORA, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

ÇALAPAÇA, ÇALARMAK, ÇALDIRAN, ÇALDIRIŞ, ÇALDIRMA, ÇALGARIŞ, ÇALGAVUR, ÇALGAZAN, ÇALGEÇİR, ÇALGISAL, ÇALGISIZ, ÇALGUÇLU, ÇALĞAZAN, ÇALHAÇAL, ÇALHAMAK, ÇALHANTI, ÇALHANTU, ÇALHATUN, ÇALIDAĞI, ÇALIDERE, ÇALIDİBİ, ÇALIDÜZÜ, ÇALIGAGA, ÇALIKAYA, ÇALIKBEY, ÇALIKLAR, ÇALIKUŞU, ÇALIKÜLÜ, ÇALIMLIK, ÇALIMSIZ, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

ÇALACAK, ÇALARMA, ÇALÇENE, ÇALESER, ÇALGICI, ÇALGILI, ÇALGILİ, ÇALHAMA, ÇALICAK, ÇALICIL, ÇALIGAÇ, ÇALIGEÇ, ÇALIKAP, ÇALIKLI, ÇALIKÖY, ÇALIKSI, ÇALILIK, ÇALIMBI, ÇALIMCI, ÇALIMLI, ÇALINIŞ, ÇALINMA, ÇALINTI, ÇALIOBA, ÇALIÖZÜ, ÇALISIZ, ÇALIŞAN, ÇALIŞIK, ÇALIŞIM, ÇALIŞLI, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

ÇALELİ, ÇALGAÇ, ÇALGAM, ÇALGAN, ÇALGAP, ÇALGEÇ, ÇALGIÇ, ÇALGIN, ÇALGIR, ÇALGUÇ, ÇALGUN, ÇALĞAP, ÇALĞIÇ, ÇALĞIN, ÇALĞUÇ, ÇALĞUN, ÇALHAR, ÇALICA, ÇALICI, ÇALILI, ÇALIMI, ÇALKAB, ÇALKAĞ, ÇALKAK, ÇALKAN, ÇALKAP, ÇALKAR, ÇALKAY, ÇALKAZ, ÇALKIÇ, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

ÇALAK, ÇALAP, ÇALAR, ÇALGI, ÇALGİ, ÇALGU, ÇALĞI, ÇALĞİ, ÇALĞU, ÇALHU, ÇALIH, ÇALIK, ÇALIM, ÇALIN, ÇALIŞ, ÇALKA, ÇALKI, ÇALKU, ÇALLI, ÇALMA, ÇALPA, ÇALPI, ÇALTA, ÇALTI, ÇALUH, ÇALUK

4 harfli kelimeler

ÇALI, ÇALİ, ÇALP, ÇALU

3 harfli kelimeler

ÇAL

Bazı kelimelerin anlamları

ÇAL

Taşlık yer, çıplak tepe. Denizli iline bağlı ilçelerden biri.

ÇALIŞTIRABİLME

Çalıştırabilmek işi.

ÇALIŞTIRICISIZLIK

Çalıştırıcısız olma durumu, antrenörsüzlük.

ÇALIMLAYABİLME

Çalımlayabilmek işi.

ÇALKALAYABİLMEK

Çalkalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇALIŞTIRIVERME

Çalıştırıvermek işi.

ÇALIŞTIRABİLMEK

Çalıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇALIŞTIRICISIZ

Çalıştırıcısı olmayan, antrenörsüz.

ÇALIKUŞUGİLLER

(Regulidae),türleri iyi bilinir.

ÇALKALANABİLMEK

Çalkalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇALIMLAYABİLMEK

Çalımlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇALIŞTIRIVERMEK

Çabucak çalıştırmak.

ÇALIŞTIRILABİLME

Çalıştırılabilmek işi.

ÇALIŞTIRICILIK

Çalıştırıcının yaptığı iş, antrenörlük.

ÇALIOBAAKÇAKIL

Çanakkale şehri, Evciler nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ÇALIŞTIRILABİLMEK

Çalıştırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında ÇAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFİLİ

Gösterişli, çalımlı.

AFİ

Gösteriş, çalım, caka.

AFFETTUOSO

Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.

AGİTATO

Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.

AJANS

Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AĞALANMAK

Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.

AKCİĞERLİLER

Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ADACYO

Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AKADEMİCİ

Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.

AĞIRLAMA

Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.