Kelimeler arşivi içinde; başında "örs" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. örs ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu örs ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde örs olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖRSENHOPURU
ÖRSENLEMEK, ÖRSELENMEK
ÖRSKÜTÜĞÜ, ÖRSELEMEK, ÖRSELENİŞ, ÖRSELENME, ÖRSELEYİŞ
ÖRSELEME
ÖRSELLİ, ÖRSEMBE, ÖRSEMEK
ÖRSTED, ÖRSKÖY, ÖRSKAN
ÖRSÜN, ÖRSEL, ÖRSEK, ÖRSAY, ÖRSAN
ÖRSE, ÖRSÜ
ÖRS
ÖRS
Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli, demir araç. Üzerine çivi çakılacak ayakkabı geçirilen kunduracı gereci.
ÖRSEMBE
Çok oynanıp ellenmiş.
ÖRSEMEK
Örselemek. Hayvan çiftleşmek istemek. İnsan cinsel ilişkide bulunmak istemek.
ÖRSELEME
Örselemek işi.
ÖRSKAN
Sağlam bir soydan gelen kimse.
ÖRSENHOPURU
Kahramanmaraş ilinde, Türkoğlu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÖRSKÜTÜĞÜ
Örs demirinin sağlam durmasını sağlayan destek kütük. (Yalvaç Isparta; Gölbaşı Çankaya Ankara).
ÖRSELLİ
Manisa şehrinde, Osmancalı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÖRSENLEMEK
İvecenlik etmek.
ÖRSELENİŞ
Örselenme işi.
ÖRSTED
CGS birim sisteminde kullanılan, oe ile gösterilen, manyetik alan şiddeti birimi.
ÖRSELEYİŞ
Örseleme işi.
ÖRSELEMEK
Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek. Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak.
ÖRSELENME
Örselenmek işi. Travma.
ÖRSELENMEK
Örseleme işine konu olmak.
ÖRSKÖY
Tunceli şehrinde, Akpazar bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PORSUMAK
Pörsümek.
MINCIKLAMAK
Örseleyecek veya biçimini bozacak gibi ellemek, sıkıştırmak.
PÖRSÜKLÜK
Pörsük olma durumu.
ODYOVİZÜEL
Görsel-işitsel.
TALAZ
Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.
TALAZLANMAK
Dalgalanmak. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak.
SALKIMAK
Gevşeyip sarkmak, pörsümek.
SOĞULMAK
Suyu veya sütü çekilerek pörsümek. Irmak, kuyu, pınar vb. yerlerde su çekilip yok olmak.
PÖRSÜME
Pörsümek işi, porsuma.
PORSUK
Sansargillerden, su kıyılarında kazdıkları deliklerde yaşayan, ot ve etle beslenen, pis kokulu, memeli bir hayvan (Meles). Pörsümüş.
PORSUMA
Pörsüme.
TRAVMA
Sarsıntı. Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme.
FAÇUNA
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.
DİRİLMEK
Güçlenip canlanmak. Bitki solmuş, pörsümüş durumdayken yeniden canlılık kazanmak, diri duruma gelmek. Öldüğü sanılan şey canlanmak. Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek. Hasta yeniden sağlığını kazanmak, iyileşmek.
DİRİ
Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı. Gereği kadar pişmemiş. Solmamış, pörsümemiş. Güçlü, zinde.
HIRPALAMAK
Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.
SÖLPÜMEK
Şişmanken zayıflamak. Gevşemek, pörsümek.
DESEN
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Desen yapma sanatı.
GÖRÜNTÜ
Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
DİRİLEŞMEK
Bitkin, pörsümüş veya solmuşken yeniden diri duruma gelmek.