İçinde ÖRT geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ört" olan, toplam 205 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ört bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ört ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ört olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DÖRTDİŞLİGİLLER

13 harfli kelimeler

ALTMIŞDÖRTLÜK, TANDIRÖRTMESİ

12 harfli kelimeler

DÖRTDEĞİRMEN, DÖRTTEBİRLİK, ÖRTÜŞEBİLMEK

11 harfli kelimeler

BEŞİKÖRTÜSÜ, DÖRTLERERKİ, KARAÇÖRTLEN, KIZILÖRTLEK, KÜÇÜKÖRTÜLÜ, ÖRTÜŞEBİLME, ÖRTÜŞTÜRMEK, ŞEMSİYEÖRTÜ

10 harfli kelimeler

BÖRTTÜRMEK, DİKDÖRTGEN, BÖRTDÜRMEK, BÖRTLENMEK, BÖRTLETMEK, HÖRTLENBEÇ, HÖRTLETMEK, ÖRTEBİLMEK, ÖRTMECİLİK, ÖRTÜŞTÜRME, ÖRTÜVERMEK, PÖRTLETMEK

9 harfli kelimeler

BAŞÖRTÜLÜ, BÖRTTÜRME, BÖRTÜLMEK, DÖRTCİHAR, DÖRTDİVAN, DÖRTKENAR, DÖRTLEMEK, ÖRTTÜRMEK, PÖRTLEMEK, DÖRTÇEKER, DÖRTÇİFTE, ONDÖRTLÜK, BEŞİGÖRTÜ, BEŞİKÖRTÜ, BOZPÖRTME, BÖĞÖRTLEN, BÖMBÖRTÜK, BÖRTDÜMEK, BÖRTLEĞEN, BÖRTLEMEK, BÖRTLENGE, BÖRTLİYEM, BÖRTLİYEN, BÖRTLÜYEN, BÖRTÜBATI, BÖRTÜRMEK, CÜMÖRTESİ, DÖRTBÖLÜK, DÖRTEYLÜL, DÖRTGENEL, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

DÖRTLEME, DÖRTNALA, ÖRTTÜRME, ÖRTÜLMEK, ÖRTÜNMEK, ÖRTÜŞMEK, PÖRTLEME, AKÇÖRTEN, BÖÖRTMEK, BÖRTEÇİN, BÖRTLECİ, BÖRTLEME, BÖRTLÜCE, BÖRTÜLME, DÖRTAĞAÇ, DÖRTKÖŞE, DÖRTTEPE, DÖRTUCAY, GÖRTERME, HÖRTHÖRT, KÖRTALAZ, KÖRTEMEK, KÖRTİKEN, KÖRTÖSTÜ, KÖRTUZLA, KÖRTÜLEZ, ÖRTLEMEK, ÖRTMELİK, ÖRTÜBAŞI, ÖRTÜLÜCE, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

BAŞÖRTÜ, BÖRTMEK, DÖRTGEN, DÖRTLÜK, DÖRTNAL, DÖRTTEK, ÖRTENEK, ÖRTMECE, ÖRTÜLME, ÖRTÜNME, ÖRTÜSÜZ, ÖRTÜŞME, ALTÖRTÜ, BOZPÖRT, BÖRTGÜN, BÖRTKÜN, BÖRTLEK, BÖRTLEN, BÖRTÜME, DÖRTGÖZ, DÖRTGÜL, DÖRTLER, DÖRTMEK, DÖRTŞER, DÖRTYOL, FÖRTLEK, HÖRTLEK, HÖRTLÜK, HÖRTMEK, KÖRTEKE, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

BÖRTME, BÖRTÜK, ÇÖRTEN, DÖRTLÜ, ÖRTBAS, ÖRTMEK, ÖRTÜLÜ, TİŞÖRT, AKDÖRT, AVDÖRT, GÖRTEN, HÖRTLE, HÖRTLÜ, HÖRTÜK, HÖRTÜM, HÖRTÜN, KÖRTİK, KÖRTÜK, ÖNDÖRT, ÖRTGEL, ÖRTGÜN, ÖRTLEK, ÖRTMEN, ÖRTÜCÜ, ÖRTÜLİ, ÖRTÜYH, PÖRTÜK, PÖRTÜL, SÖRTÜK, ŞÖRTEL, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

ÇÖRTÜ, FLÖRT, ÖRTME, ÖRTÜK, ÖRTÜŞ, DÖRTÜ, ÖRTAN, ÖRTAŞ, ÖRTAY, ÖRTÇE, ÖRTEN, ÖRTİK, ÖRTÜH

4 harfli kelimeler

DÖRT, ÖRTÜ, BÖRT, KÖRT, ÖRTİ

3 harfli kelimeler

ÖRT

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRT

Tam öğle zamanı. Ateş.

ALTMIŞDÖRTLÜK

Bir notanın altmış dörtte biri değerinde olan nota.

ÖRTÜŞTÜRMEK

Örtüşme işini yaptırmak.

ÖRTÜŞEBİLME

Örtüşebilmek işi.

KARAÇÖRTLEN

Düzce şehri, Çilimli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

DÖRTTEBİRLİK

Bir dağılımın toplam sıklığını dört eşit parçaya bölen değişken değerlerinden her biri. Birincisi alt dörttebirlik, ikincisi ortanca, üçüncüsü üst dörttebirlik olarak bilinir. Bir eksenler dizgesinde yatay ve düşey eksenlerin kesişmesiyle oluşan.dört bölümlü alandan her biri.

DÖRTDEĞİRMEN

Kütahya şehrinde, Gediz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

ŞEMSİYEÖRTÜ

Dört yüzlü çatı. (Celiptaş Yalvaç Isparta).

DÖRTLERERKİ

Siyasal erkin dört kişi elinde bulunduğu yönetim biçimi.

KIZILÖRTLEK

Gırtlak, yemek borusu.

DÖRTDİŞLİGİLLER

(Tetrodontidae), fahaka, (Ovoides fahaka) iyi bilinen türleridir (bk).

TANDIRÖRTMESİ

Mutfak.

BÖRTTÜRMEK

Börtme işi yaptırılmak.

BEŞİKÖRTÜSÜ

İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

KÜÇÜKÖRTÜLÜ

Kayseri ili, Sarız ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

ÖRTÜŞEBİLMEK

Örtüşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında ÖRT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAÇIK

Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.

ALKAEVLİ

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ALAYUNTLU

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.

ANTİKA

Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

BARDAKALTI

Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.

AFŞAR

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

BARATA

Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.

ALDANGIÇ

Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.

BAGET

Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

AZOT

Atom numarası 7, atom ağırlığı 14,008 olan, havada beşte dört oranında bulunan, rengi, kokusu, tadı olmayan element, nitrojen (simgesi N).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AMALİERBAA

Matematikte dört işlem.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ARILAR

Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.

BAKLAVA

Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.