Kelimeler arşivinde; içinde "örü" olan, toplam 357 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK
GÖRÜNTÜLEYEBİLME, KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
DOMUZELİNİNKÖRÜ, GÖRÜŞTÜREBİLMEK, KÖRÜKLEYEBİLMEK
ÖRÜMCEĞİMSİLER, GÖRÜŞTÜREBİLME, GÖRÜŞÜLEBİLMEK, KÖRÜKLEYEBİLME, KÖRÜKLEYİCİLİK
GÖRÜLMEMİŞLİK, GÖRÜNTÜLEYİCİ, GÖRÜŞTÜRÜLMEK, ÖRÜMCEKLENMEK, SAĞGÖRÜSÜZLÜK, DENİZÖRÜMCEĞİ, DONUZOĞLUKÖRÜ, GÖRÜNÇLÜKLEME, GÖRÜNTÜLENMEK, GÖRÜNTÜLETMEK, GÖRÜŞÜLEBİLME, HOŞGÖRÜSÜZLÜK, KENEBÖRÜLCESİ, KÜÇÜKBÖRÜNGÜZ
GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÖRÜNTÜLEMEK, GÖRÜNÜRLERDE, GÖRÜŞMECİLİK, GÖRÜŞTÜRÜLME, ÖRÜMCEKLENME, AŞAĞIKÖRÜCEK, BÜYÜKGÖRÜMLÜ, DENİZGÖRÜLEN, DENİZGÖRÜNDÜ, GÖRÜLDÜĞÜNDE, GÖRÜLEBİLMEK, GÖRÜNEBİLMEK, GÖRÜNGEÖLÇER, GÖRÜNMEZKALE, GÖRÜNTÜALICI, GÖRÜNTÜLENME, GÖRÜNTÜLETME, GÖRÜNÜVERMEK, GÖRÜŞEBİLMEK, HOŞGÖRÜLÜLÜK, KIZILBÖRÜKLÜ, MOŞÖRÜLAŞMAK, SAĞGÖRÜLÜLÜK, YUKARIÖRÜKÇÜ, YÜZGÖRÜMCESİ, YÜZGÖRÜMLÜĞÜ, YÜZGÖRÜMLÜYH
GÖRÜNMEZLİK, GÖRÜNTÜLEME, GÖRÜŞTÜRMEK, HOŞGÖRÜRLÜK, KÖRÜKLENMEK, KÖRÜKLEYİCİ, BÖRÜKTÜRMEK, BÖRÜTTÜRMEK, DEPREMGÖRÜR, GÖRÜLEBİLME, GÖRÜNEBİLME, GÖRÜNTÜALIR, GÖRÜNTÜYAPI, GÖRÜNÜVERME, GÖRÜŞEBİLME, GÖRÜŞSÜZLÜK, KOCABÖRÜKLÜ, KÖRÜKTÜRMEK, ÖLLÜYÜNKÖRÜ, ÖNGÖRÜLÜLÜK, ÖRÜNDÜLEMEK, ŞÖRÜKLENMEK, TOHUMKÖRÜDÜ, YÜZGÖRÜMLÜK
GÖRÜLMEMİŞ, GÖRÜMCELİK, GÖRÜMSETME, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜŞLÜLÜK, GÖRÜŞÜLMEK, KIZILYÖRÜK, KÖRÜKÇÜLÜK, KÖRÜKLEMEK, KÖRÜKLENME, ÖNGÖRÜLMEK, ÖRÜMCEKLER, SAĞGÖRÜSÜZ, BÖRÜLDEMEĞ, BÖRÜLDEMEK, GÖRÜGÖRMEK, GÖRÜNGÜSEL, GÖRÜNTÜSEL, GÖRÜNÜLEME, GÖRÜNÜLMEK, GÖRÜNÜRLÜK, GÖRÜŞMELİK, GÖRÜŞTÜRME, GÖRÜVERMEK, GÜNGÖRÜNDÜ, HOŞGÖRÜSÜZ, HÖRÜKLEMEK, KOCABÖRÜKÜ, KUYRUĞUÖRÜ, ÖRÜŞTÜRMEK, Devamını Oku »»
GÖRÜCÜLÜK, GÖRÜNÜMLÜ, GÖRÜNÜRDE, GÖRÜNÜŞTE, GÖRÜŞMECİ, GÖRÜŞÜLME, HOŞGÖRÜCÜ, HOŞGÖRÜLÜ, IRAKGÖRÜR, KÖRÜKLEME, ÖNGÖRÜLME, ÖRÜMCEKLİ, ÖRÜMCEKSİ, SAĞGÖRÜLÜ, ÜSTÜNKÖRÜ, AKBÖRÜLCE, ÇEVREGÖRÜ, DONUZKÖRÜ, EŞGÖRÜNTÜ, GÖRÜKEMLİ, GÖRÜLEMEK, GÖRÜNCÜLÜ, GÖRÜNÇLÜK, GÖRÜNGÜCÜ, GÖRÜNKMEK, GÖRÜŞÜLEN, GÖRÜVERME, KIZILBÖRÜ, KİLİTPÖRÜ, KÖRÜKTAŞI, Devamını Oku »»
GÖRÜLMEK, GÖRÜMLÜK, GÖRÜNMEK, GÖRÜNMEZ, GÖRÜŞMEK, KÖRÜKSÜZ, ÖNGÖRÜLÜ, ÖRÜCÜLÜK, BAZYÖRÜK, BÖRÜBARS, BÖRÜKMEK, BÖRÜMCEK, BÖRÜMGEÇ, BÖRÜNCEK, BÖRÜTMEK, DÖRÜMEVİ, DÖRÜNMEK, DÖRÜŞMEK, ELİNKÖRÜ, GÖRÜHMEK, GÖRÜKMEK, GÖRÜMCEK, GÖRÜMDER, GÖRÜMNÜK, GÖRÜNCEZ, GÖRÜŞSÜZ, HÖRÜŞMEK, KARABÖRÜ, KÖRÜKLER, KÖRÜKLÜK, Devamını Oku »»
BÖRÜLCE, GÖRÜLME, GÖRÜMCE, GÖRÜNGE, GÖRÜNGÜ, GÖRÜNME, GÖRÜNTÜ, GÖRÜNÜM, GÖRÜNÜR, GÖRÜNÜŞ, GÖRÜŞLÜ, GÖRÜŞME, HOŞGÖRÜ, KÖRÜKÇÜ, KÖRÜKLÜ, ÖRÜLMEK, ÖRÜMCEK, SAĞGÖRÜ, UZGÖRÜR, YÖRÜNGE, AKBÖRÜL, ATABÖRÜ, BAYBÖRÜ, BÖRÜBAY, BÖRÜBEY, BÖRÜCEK, BÖRÜGÜÇ, BÖRÜHAN, BÖRÜKAN, BÖRÜMEK, Devamını Oku »»
GÖRÜCÜ, İÇGÖRÜ, ÖNGÖRÜ, ÖRÜLME, ÖRÜLÜŞ, ÖRÜMCE, ÖRÜNTÜ, AKBÖRÜ, BÖRÜCE, BÖRÜDE, GÖRÜNÇ, GÖRÜŞÜ, HÖRÜYH, İZBÖRÜ, KÖRÜĞÜ, KÖRÜVÜ, KÖRÜYH, ÖRÜBAĞ, ÖRÜCÜK, ÖRÜKLÜ, ÖRÜLÜK, ÖRÜLÜP, ÖRÜMEK, ÖRÜNDÜ, ÖRÜNER, ÖRÜSDÜ, ÖRÜSTÜ, ÖRÜŞTÜ, ÖRÜTSÜ, SUGÖRÜ, Devamını Oku »»
GÖRÜM, GÖRÜŞ, ÖRÜCÜ, ÖRÜLÜ, YÖRÜK, AKÖRÜ, BÖRÜK, BÖRÜL, DÖRÜK, GÖRÜK, GÖRÜN, GÖRÜP, GÖRÜT, HÖRÜÇ, HÖRÜH, HÖRÜK, HÖRÜL, HÖRÜM, HÖRÜŞ, KÖRÜK, KÖRÜS, KÖRÜŞ, KÖRÜT, KÖRÜZ, NÖRÜN, ÖRÖRÜ, ÖRÜME, ÖRÜNÇ, ÖRÜYE, PÖRÜK, Devamını Oku »»
GÖRÜ, ÖRÜK, ÖRÜM, ÖRÜŞ, BÖRÜ, DÖRÜ, KÖRÜ, ÖRÜN, ÖRÜT, PÖRÜ, TÖRÜ, YÖRÜ
ÖRÜ
ÖRÜ
Örme işi. Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set. Yama olarak yapılmış olan örgü. Otlak.
GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK
Görüntüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DOMUZELİNİNKÖRÜ
Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.
GÖRÜNTÜLEYİCİ
Görüntülemeyi sağlayan alet.
GÖRÜLMEMİŞLİK
Görülmemiş olma durumu.
ÖRÜMCEKLENMEK
Bir yer örümcek ağlarıyla dolmak. Bakımsız ve terk edilmiş bulunmak. Ateşli hastalıklarda göz, ağız vb. yerler kurumuş salgılarla perdelenir gibi olmak.
GÖRÜNTÜLEYEBİLME
Görüntüleyebilmek işi.
GÖRÜŞÜLEBİLMEK
Görüşülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖRÜKLEYİCİLİK
Kışkırtıcılık.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.
GÖRÜŞTÜREBİLME
Görüştürebilmek işi.
KÖRÜKLEYEBİLME
Körükleyebilmek işi.
ÖRÜMCEĞİMSİLER
Karada yaşayan akrepler, örümcekler, keneler ve uyuz böceklerini içine alan, dört çift ayaklı eklem bacaklılar sınıfı.
GÖRÜŞTÜRÜLMEK
Görüşmeleri sağlanmak.
GÖRÜŞTÜREBİLMEK
Görüştürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖRÜKLEYEBİLMEK
Körükleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
AĞSI
Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.