Sonu ÖRÜ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "örü" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. Sonu örü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında örü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde örü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DOMUZELİNİNKÖRÜ

13 harfli kelimeler

DONUZOĞLUKÖRÜ

11 harfli kelimeler

ÖLLÜYÜNKÖRÜ

10 harfli kelimeler

KUYRUĞUÖRÜ

9 harfli kelimeler

KİLİTPÖRÜ, DONUZKÖRÜ, ÇEVREGÖRÜ, KUYRUĞÖRÜ, ÜSTÜNKÖRÜ, KIZILBÖRÜ

8 harfli kelimeler

ÖLÜNKÖRÜ, KARABÖRÜ, TUNÇBÖRÜ, ÜLÜNKÖRÜ, ELİNKÖRÜ

7 harfli kelimeler

GÖKBÖRÜ, KIRBÖRÜ, KOÇBÖRÜ, BAYBÖRÜ, ATABÖRÜ, SAĞGÖRÜ, YAYBÖRÜ, HOŞGÖRÜ

6 harfli kelimeler

SUGÖRÜ, İZBÖRÜ, AKBÖRÜ, ÖNGÖRÜ, İÇGÖRÜ

5 harfli kelimeler

AKÖRÜ, ÖRÖRÜ

4 harfli kelimeler

KÖRÜ, GÖRÜ, DÖRÜ, BÖRÜ, PÖRÜ, TÖRÜ, YÖRÜ

3 harfli kelimeler

ÖRÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRÜ

Örme işi. Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set. Yama olarak yapılmış olan örgü. Otlak.

ÖLLÜYÜNKÖRÜ

Ocaklarda, yakılan odunları dayamaya yarayan üç ayaklı büyük, demir sacayak.

DOMUZELİNİNKÖRÜ

Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.

ÇEVREGÖRÜ

Bir kentin ya da kasabanın, belli başlı özelliklerinin ilk bakışta algılanmasına ve kavranmasına olanak veren kısa gözlemi.

ÜLÜNKÖRÜ

Eskiden ocaklara konulan demir ızgara, sacayak.

ÜSTÜNKÖRÜ

İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, baştan savma yapılan. (üstü'nkörü) İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan savma, eğreti, üstten.

KUYRUĞÖRÜ

Akrep.

TUNÇBÖRÜ

Sağlam, güçlü kimse.

KARABÖRÜ

İşini iyi bilen esmer kimse.

KIZILBÖRÜ

Güçlü, kuvvetli, deneyimli kimse.

KİLİTPÖRÜ

Kilitlerin içindeki dil bölümü.

ÖLÜNKÖRÜ

Ocaklarda, yakılan odunları dayamaya yarayan üç ayaklı büyük, demir sacayak. Küçük lamba, idare lambası. Kötü, yaramaz: Bu kimse çok ölünkörü.

KUYRUĞUÖRÜ

Akrep.

DONUZOĞLUKÖRÜ

Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.

DONUZKÖRÜ

Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.

ELİNKÖRÜ

Büyük ocaklarda kullanılan bir çeşit sacayağı.

  -   -   -  

Anlamında ÖRÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ADLİYE

Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

AĞSI

Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

AFT

Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.