Kelimeler arşivi içinde; başında "zin" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. zin ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zin ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZİNDELEŞTİRMEK
ZİNDELEŞTİRME, ZİNCİRLİKÖPRÜ
ZİNCİRKEMİĞİ, ZİNCİRLENMEK, ZİNCİRLİKUYU
ZİNCİRKIRAN, ZİNCİRLEMEK, ZİNCİRLENME, ZİNCİRLİÇAY, ZİNCİRLİTAŞ, ZİNGİRDEMEK, ZİNDANCILIK, ZİNDANDELEN, ZİNDANLAMAK, ZİNDELEŞMEK, ZİNABÖYCÜSÜ
ZİNDELEŞME, ZİNCİRLEME, ZİNCİRKALE, ZİNGİREBAŞ, ZİNCELEMEK
ZİNİLEMEK, ZİNDANVAN, ZİNGİRDEK, ZİNCİDERE
ZİNARMAK, ZİNGİRTİ, ZİNDANCI, ZİNDELİK, ZİNDİGEN, ZİNCİFLE, ZİNCİFRE, ZİNCİRLİ, ZİNCİLİP, ZİNKALİZ, ZİNCİRLE
ZİNNURE, ZİNEBİT, ZİNRİYH
ZİNDAN, ZİNNUR, ZİNBON, ZİNHAR, ZİNGİT, ZİNCAN, ZİNCEF, ZİNCER, ZİNCİF, ZİNGİL, ZİNCİR, ZİNDAL
ZİNET, ZİNEL, ZİNEB, ZİNİK, ZİNAR, ZİNDE
ZİNE, ZİNİ, ZİNK, ZİNA
ZİN
ZİN
Eyer.
ZİNCİRLİTAŞ
Trabzon kenti, Dernekpazarı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ZİNDANDELEN
Palamut balığının iki kilodan ağır olanı.
ZİNDANCILIK
Zindancının yaptığı iş.
ZİNCİRLENME
Zincirlenmek durumu.
ZİNCİRLİKUYU
Kastamonu ili, Tosya ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya şehri, Kulu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ZİNCİRKEMİĞİ
Belkemiği.
ZİNDANLAMAK
Zindanda hapsetmek.
ZİNGİRDEMEK
Zıngırdamak, titremek.
ZİNCİRLENMEK
Zincirle bağlanmak. Birbirine sıkıca bağlanmak. Art arda, peş peşe sıralanmak.
ZİNDELEŞTİRME
Zindeleştirmek işi.
ZİNDELEŞTİRMEK
Zindeleşme işini yaptırmak.
ZİNCİRLEMEK
Zincirle bağlamak. Art arda, peş peşe gelmek. Zincirleme eylemi.
ZİNCİRKIRAN
Bir sirkte gücüyle zincirleri kırabilen zorlu kişi. Van ili, Saray ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ZİNCİRLİKÖPRÜ
Rize şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ZİNCİRLİÇAY
Şanlıurfa ili, Karacadağ nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYIN
Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AĞUSTOS
Yılın sekizinci ayı.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
AMORTİSMAN
Yıpranma payı. Faizin işlemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi.
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
ALKOLSÜZ
Alkolü olmayan. Alkol içmeksizin. Alkol içilmeyen.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
ALİFATİK
Açık zincirli olan (organik madde).
ALTILIK
Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş. Düzinenin yarısı. Altı tane alabilen.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
ASLA
Hiçbir zaman, hiçbir şekilde, katiyen. Sakın, zinhar.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AKARYAKIT
Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.