Kelimeler arşivi içinde; başında "zem" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. zem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZEMBEREKÇİBAŞI
ZEMBİLİGÖZGÖZ, ZEMBİLİGOZGOZ
ZEMBEREKÇİ, ZEMBEREKLİ
ZEMZEMİYE, ZEMBELDEK, ZEMMETMEK, ZEMBİLDEK
ZEMPEREK, ZEMİNLİK, ZEMMETME, ZEMBİREK, ZEMBEREK, ZEMBELEK
ZEMFERİ, ZEMPERİ, ZEMZEME, ZEMİNLİ, ZEMHERİ, ZEMHEDİ
ZEMENE, ZEMZEM, ZEMANİ, ZEMBİK, ZEMNİK, ZEMBİL, ZEMBÜL, ZEMLİK, ZEMANE
ZEMER, ZEMİN, ZEMİL, ZEMİK, ZEMIH, ZEMAN
ZEMK, ZEMİ
ZEM
ZEM
Bir kimseyi kötüleme, yerme, yergi.
ZEMBELDEK
Aşağı görülen kişi.
ZEMBEREKÇİBAŞI
Zemberekçi ortası komutanına verilen san.
ZEMBEREK
Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm, yay. Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği. Çelik ya da pirinçten yapılmış ok. Hayvan sırtında taşınabilen küçük top.
ZEMBİLİGOZGOZ
Ceviz. Sepet. Simit, kandil simidi, çöreği.
ZEMMETMEK
Yermek, kınamak, kötülemek, çekiştirmek.
ZEMBEREKÇİ
Yeniçerilerin zemberek kullananı.
ZEMBİLİGÖZGÖZ
Simit, kandil simidi, çöreği.
ZEMBEREKLİ
Zembereği olan.
ZEMBELEK
Zemberek. Kapı demiri. Sığırda çene altlarının şişmesiyle beliren bir hastalık.
ZEMMETME
Zemmetmek işi.
ZEMİNLİK
Yer altı barınağı.
ZEMZEMİYE
Bilecik ilinde, Söğüt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ZEMPEREK
Kuş vurmak için çocukların yaptıkları bir araç.
ZEMBİREK
Kapı kilidi.
ZEMBİLDEK
Zemberek. Kuş vurmak için çocukların yaptıkları bir araç.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BETON
Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. Bu malzemeden yapılmış.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
BEZEMECİLİK
Bezemecinin yaptığı iş.
ARABESK
Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü. Girişik bezeme.
AMBAR
Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.
BEZEMECİ
Bezeme yapan oymacı veya nakkaş.
BAZA
Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak. Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide. Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi.
AYRIK
Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.
BAŞKALIK
Alışılana benzememe, değişik olma durumu, değişiklik.
BENZEŞMEK
Birbirine benzemek, müşabih olmak.
BENZEMEZLİK
Benzemez olma durumu.
BEZETMEK
Bezeme yaptırmak, süsletmek.
BAKIRLAŞMAK
Bakır rengini almak, rengi bakırın rengine benzemek.
BENZEYİŞ
Benzeme işi.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
BEZENMEK
Bezeme işine konu olmak, süslenmek.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
AMBALAJ
Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.
BENZEME
Benzemek işi.