Kelimeler arşivi içinde; sonunda "za" olan, toplam 230 adet kelime bulunmaktadır. Sonu za ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında za olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde za olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MÜVELLİDÜLHUMUZA
GARIZIMIZA, GOKLANGOZA, KIZILHAMZA, KOYUNHAMZA, MOLLAHAMZA, ŞEVKETFEZA
ENFLÜANZA, FERAHFEZA, KARAKAVZA, ENFLÜENZA, HACIHAMZA, HACIMİRZA, KARAHAMZA, KOKLUKOZA, KOLEORİZA, NARIBEYZA, SUBMUKOZA, ŞEYHHAMZA, ŞUNCAĞAZA, TISDAYAZA
MUHAFAZA, MUTARİZA, MÜLAHAZA, ŞEVKEFZA, BEDALİZA, HALADIZA, LOMEKÜZA, MIHAFAZA, MİKORİZA
CANFEZA, İSTİHZA, MAHFAZA, MUARAZA, MUKTEZA, TOMARZA, BAĞIRZA, BALKIZA, CANGAZA, ÇANGAZA, ÇANKAZA, DARBAZA, DAVRAZA, DIZDIZA, DİLFEZA, DÜZRIZA, GÜLFEZA, HARBAZA, HARPIZA, KANDIZA, KARKIZA, KARPIZA, KARPUZA, KAZEOZA, MANGUZA, MURTAZA, NURFEZA, PALANZA, PETROZA, PRANİZA, Devamını Oku »»
EZKAZA, FARAZA, FARİZA, HAFIZA, HAKEZA, HALAZA, HARAZA, İKTİZA, MAĞAZA, MARAZA, MİMOZA, MUKOZA, TAKAZA, YAKAZA, ARBAZA, AYNAZA, BARAZA, BOĞOZA, BORAZA, BORUZA, CANAZA, DAYAZA, DAYIZA, DİYAZA, DOKUZA, EHDİZA, EKŞİZA, GALAZA, GEREZA, HABAZA, Devamını Oku »»
ABAZA, ALAZA, ARIZA, CEVZA, HAVZA, KABZA, KOLZA, KORZA, LAHZA, MİRZA, PİZZA, PLAZA, PONZA, RANZA, ACAZA, ARİZA, BARZA, BEYZA, BORZA, DARZA, DAYZA, DEYZA, ELİZA, FEYZA, GERZA, GUMZA, HALZA, HAMZA, HAPZA, HOPZA, Devamını Oku »»
BAZA, BOZA, CEZA, ECZA, FEZA, GAZA, HAZA, HİZA, İMZA, KAZA, KEZA, KOZA, MİZA, NİZA, RIZA, ROZA, SEZA, AVZA, BEZA, BIZA, BİZA, BUZA, CAZA, CIZA, DAZA, DEZA, EFZA, EĞZA, ERZA, EVZA, Devamını Oku »»
AZA, EZA, IZA, İZA, UZA
ZA
ZA
Şaşma ve acıma bildirir ünlem; vah vah, ya!. Dıştan giyilen etek pelerin, çarşaf. Hayvanların boynuna takılan altı açık çan. Her halde, evet öyle. Gösteriş, çalım, giyim kuşam. Süs, boya. Evet, öyle. Kışkırtma, kızdırma için kullanılan ünlem.
KARAHAMZA
Edirne ili, Meriç ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kars kenti, Selim ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kırıkkale şehri, Yoğuntaş bucağına bağlı bir yer. Ordu ili, Çatalpınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ENFLÜANZA
Grip.
FERAHFEZA
Klasik Türk müziğinde, yegâh perdesinde karar kılan makamlardan biri.
KOKLUKOZA
Salyangoz, sümüklüböcek.
HACIMİRZA
Kahramanmaraş şehrinde, Göksun belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kırşehir ilinde, Akpınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sivas şehrinde, Ulaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
HACIHAMZA
Çorum şehrinde, Hacıhamza nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum ili, Aşkale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞEVKETFEZA
Büyüklüğü artıran, heybet kazandıran.
KIZILHAMZA
Çorum şehri, Bucağı merkez.
KOYUNHAMZA
Giresun kenti, Görele belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
GOKLANGOZA
Salyangoz.
MÜVELLİDÜLHUMUZA
Oksijen.
MOLLAHAMZA
Şanlıurfa şehri, Mürşitpınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GARIZIMIZA
Garezimize.
ENFLÜENZA
Grip.
KARAKAVZA
Yaban havucu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAZANLIK
Abazan olma durumu.
AÇIKLAMA
Açıklamak işi, izah.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ADIL
Zamir.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇISAL
Açı ile ilgili, zaviyevi.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.