Kelimeler arşivi içinde; başında "zı" olan, toplam 553 adet kelime bulunmaktadır. zı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu zı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZIRHLIBAŞLILAR
ZIMPARALANMAK, ZIPLAYABİLMEK, ZIRHLANDIRMAK, ZIVANABIÇKISI
ZIKKIMLANMAK, ZILGITLANMAK, ZILLINDIRMAK, ZIMBIRDATMAK, ZIMPARALAMAK, ZIMPARALANMA, ZINGIRDATMAK, ZINKALDIRMAK, ZINKILDANMAK, ZIPKINLANMAK, ZIPLAYABİLME, ZIRHLANDIRMA, ZIYAFETLEMEK, ZIYPAKLAŞMAK
ZIBIRTLAMAK, ZIKKIMLANMA, ZILGITLAMAK, ZILGITLANMA, ZILĞITDAMAH, ZILĞITLAMAK, ZILKITLAMAK, ZIMBALANMAK, ZIMBALATMAK, ZIMBATAKIMI, ZIMBIKLAMAK, ZIMBILDAMAK, ZIMBIRDAMAK, ZIMBIRDATMA, ZIMPARALAMA, ZIMZIKLAMAK, ZINDANCILAR, ZINDANDELEN, ZINDIRDAMAK, ZINGILDAMAG, ZINGILDAMAK, ZINGILDAYIK, ZINGILLAMAK, ZINGIRDAMAK, ZINĞIRDAMAK, ZINKILDAMAK, ZIPÇIKLAMAK, ZIPKINCILIK, ZIPKINLAMAK, ZIPKINLANMA, Devamını Oku »»
ZIBBILAMAK, ZIBINDIRIK, ZIBIRDAMAK, ZIKIRDAMAK, ZIKKALAMAK, ZILDIRTDAK, ZILEYLEMEK, ZILLIZIBIK, ZIMBALAMAK, ZIMBALANMA, ZIMBALATMA, ZIMPARAMSI, ZIMZIRTLAK, ZIMZIRTMAK, ZINCILAMAK, ZINDIKDELİ, ZINGIRAGOÇ, ZINGIRAMAK, ZINGIRDAMA, ZIPIRDAMAK, ZIPKINLAMA, ZIPPALAZOP, ZIRAMANLAR, ZIRANNAMAK, ZIRBALAMAK, ZIRHLANMAK, ZIRILDAMAK, ZIRINCAMAK, ZIRINCIMAK, ZIRLANKAYA, Devamını Oku »»
ZIBARTMAK, ZIBIKLAMA, ZIBIRTMAK, ZIĞLANMAK, ZIHILAMAK, ZIHLANMAK, ZIHTLAMAK, ZIKLANMAK, ZILDIRMAK, ZILDIRZOP, ZIMBALAMA, ZIMBILDİK, ZIMBIRDAK, ZINDIKLIK, ZINGALMAK, ZINGAZINK, ZINGILDAK, ZINGIRBEŞ, ZINGIRCIK, ZINGIRDAK, ZINGIRGEÇ, ZINGIRZIK, ZINGLAMAK, ZINĞILDAK, ZINKAZINK, ZINKILDAK, ZINKILHIÇ, ZINKILZIK, ZINKKADAK, ZINKLAMAK, Devamını Oku »»
ZIBARMAH, ZIBARMAK, ZIBARTMA, ZIBILDAK, ZIBILDAN, ZIBIRDAK, ZIBITMAK, ZIDDİYET, ZIGARMAK, ZIĞARMAK, ZIĞIRDIM, ZIĞITMAK, ZIĞLATMA, ZIHLAMAK, ZIHLANMA, ZIKKILTI, ZIKLAMAK, ZIKRAMAK, ZILARMAK, ZILGIDIR, ZILGIDLI, ZILKITLI, ZILLIMAK, ZIMBASIZ, ZIMBAZIK, ZIMBAZIP, ZIMBIRTI, ZIMNINDA, ZIMZIRIK, ZINARMAK, Devamını Oku »»
ZIARMAK, ZIBARMA, ZIBIKLI, ZIBIRGA, ZIBUKLU, ZIĞANAK, ZIĞARBİ, ZIĞARCI, ZIHADAK, ZIHLAMA, ZIKADAK, ZIKAZIG, ZIKIRTI, ZIKKILI, ZILBIRL, ZILHICI, ZILLICI, ZIMAZIK, ZIMBALI, ZIMBIRA, ZIMPARA, ZIMZIMI, ZINHARI, ZIPADAK, ZIPILIZ, ZIPIRCA, ZIPLAMA, ZIPRAMA, ZIRANTA, ZIRAPLI, Devamını Oku »»
ZIBARA, ZIBBIR, ZIBÇIK, ZIBGIN, ZIBIDİ, ZIBINA, ZIBKIN, ZIBLIK, ZIBPIR, ZIGGIN, ZIĞALA, ZIĞLAM, ZIĞLAN, ZIHSIZ, ZIKGAK, ZIKGIM, ZIKKIL, ZIKKIM, ZILBIT, ZILCAN, ZILDIR, ZILGAN, ZILGAR, ZILGIÇ, ZILGID, ZILGIN, ZILGIR, ZILGIT, ZILĞIT, ZILHİK, Devamını Oku »»
ZIBAR, ZIBGA, ZIBIÇ, ZIBIK, ZIBIN, ZIBIR, ZIBKA, ZIBUK, ZIBUN, ZIFIR, ZIGAL, ZIĞAL, ZIĞDA, ZIĞĞA, ZIĞIL, ZIĞIN, ZIĞIR, ZIĞLI, ZIĞRA, ZIĞVA, ZIĞVE, ZIHER, ZIHIM, ZIHIN, ZIHLI, ZIHNI, ZIKIM, ZIKKA, ZIKRA, ZIKVA, Devamını Oku »»
ZIBA, ZIBI, ZIĞI, ZIĞİ, ZIHA, ZIHI, ZIHT, ZIKA, ZIKI, ZILK, ZILU, ZING, ZINK, ZIPA, ZIRA, ZIRF, ZIRH, ZIRP, ZIRT, ZIVA, ZIVK, ZIZI
ZIĞ, ZIH, ZIL, ZIP, ZIR, ZIT, ZIV
ZI
ZI
Arı kovanı.
ZINKILDANMAK
Sarsılmak, sallanmak.
ZIRHLANDIRMAK
Zırhla kaplamak. Zırh giydirmek. Kuvvetlendirip sağlamlaştırmak.
ZIMPARALAMAK
Zımpara kâğıdı sürerek bir şeyin yüzeyindeki pürüzleri yok etmek.
ZILGITLANMAK
Zılgıt yemek, azar işitmek.
ZIMBIRDATMAK
Telli bir çalgıyı acemice çalmak. Herhangi bir şeyden çirkin ve kulağı tırmalayan sesler çıkarmak.
ZIMPARALANMA
Zımparalanmak işi.
ZIVANABIÇKISI
Pencerenin çerçeve tahtasına geçme açan testere. (Aksaray Niğde).
ZIKKIMLANMAK
Bir şeyler yemek. İçki veya sigara içmek.
ZILLINDIRMAK
İple asmak (birini).
ZINGIRDATMAK
Zangırdamasına sebep olmak, titretmek.
ZINKALDIRMAK
Titremek.
ZIPKINLANMAK
Zıpkınlamak işi yapılmak.
ZIPLAYABİLMEK
Zıplamak elinde olmak.
ZIMPARALANMAK
Zımparalama işi yapılmak.
ZIRHLIBAŞLILAR
(Stegocephali), Omurgalı hayvanlardan amfibyumlar (Amphibia) sınıfının bir takımı. Vücutları semender biçimindedir ve kuyrukları vardır. Paleozoik ve Mezozoik devirlerinde yaşamışlar ve bugün soyları tükenmiştir. Labirentodonlar (Labyrinthodonta) bölümünü içine alır.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ACEMCE
Farsça. Bu dille yazılmış olan.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AÇMAZLIK
Açmaz olma durumu. Ağzı sıkı olma durumu.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.