Kelimeler arşivi içinde; başında "za" olan, toplam 566 adet kelime bulunmaktadır. za ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu za ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde za olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ZAFERTEPEÇALKÖY, ZAMANLAYABİLMEK, ZAYIFLATABİLMEK, ZAYIFLAYABİLMEK
ZAMANLAYABİLME, ZAYIFLATABİLME, ZAYIFLAYABİLME
ZAMANDAŞÇILIK, ZARKANATLILAR
ZAFERNAMEHAN, ZAHİRYILDIZI, ZAKKUMGİLLER, ZAKKUMLAŞMAK, ZAMBAKGİLLER, ZAMZAKLANMAK, ZAMZUKLANMAK, ZANAATKARLIK, ZANGIRDATMAK, ZANNİCHELLİA, ZARARLIKIRAN
ZAFERİMİLLİ, ZAĞARCIBAŞI, ZAHİMLENMEK, ZAHMETSİZCE, ZAKKUMLAŞMA, ZALİMCESİNE, ZAMANBİLİMİ, ZAMANDAŞLIK, ZAMANSIZLIK, ZAMBULDAMAK, ZAMZATLAMAK, ZANAATÇILIK, ZANGIRDAMAK, ZANGIRDATMA, ZANGURDAMAK, ZANKIRDAMAK, ZANNEDİLMEK, ZANNEYLEMEK, ZANNOLUNMAK, ZARARSIZLIK, ZARGILANMAK, ZARINCITMAK, ZARKULANMAK, ZARLENGADEH, ZARTALAHLIH, ZARTARLAKLI, ZATIALİLERİ, ZAVRAKLAMAK, ZAVRATIZORT, ZAVZAKLAMAK, Devamını Oku »»
ZABAHLAMAH, ZABAHLAYIN, ZABAHLEYİN, ZABAYITSIZ, ZABINLAMAK, ZADEGANLIK, ZAFERHAMİT, ZAKKARAKÇI, ZALSİTABİN, ZAMANAŞIMI, ZAMANDİZİN, ZAMANLAMAK, ZAMKIARABİ, ZAMKLANMAK, ZAMPARALIK, ZAMTURAKLI, ZANGADANAK, ZANGARAKÇI, ZANGIRDAMA, ZANIRLAMAK, ZANNEDİLME, ZANNEYLEME, ZANNOLUNMA, ZAPIRDAMAK, ZARARLILAR, ZARARSIZCA, ZARDAŞŞAĞI, ZARENCİLİK, ZARFLANMAK, ZARILANMAK, Devamını Oku »»
ZABITNAME, ZAĞILTTAK, ZAĞLANMAK, ZAĞLATMAK, ZAHMETSİZ, ZALIKILDI, ZAMANDIŞI, ZAMANDİZİ, ZAMANINDA, ZAMANKATI, ZAMANLAMA, ZAMAZİNGO, ZAMBİYALI, ZAMBURDAK, ZAMKLAMAK, ZAMKLANMA, ZAMLANMAK, ZAMMETMEK, ZANAATKAR, ZANAATLAR, ZANDEDMEK, ZANGOÇLUK, ZANKAZANK, ZANNETMEK, ZANNITMAK, ZAPLANMAK, ZAPTURAPT, ZARAFETLİ, ZARFÇILIK, ZARFLAMAK, Devamını Oku »»
ZABİTLİK, ZAFERİYE, ZAFERKÖY, ZAFERLER, ZAĞARLIK, ZAĞCILIK, ZAĞILMAK, ZAĞLAMAK, ZAĞLAMAN, ZAHİTLİK, ZAHMETLİ, ZAHNABUT, ZAHNUBUT, ZAKKUMLU, ZALANMAK, ZALINCAK, ZALİMALİ, ZALİMANE, ZALİMLİK, ZAMANDAŞ, ZAMANİLE, ZAMANSIZ, ZAMBAKSU, ZAMBALAK, ZAMETMEK, ZAMHARIK, ZAMKİNOS, ZAMKLAMA, ZAMLANMA, ZAMMETME, Devamını Oku »»
ZABALAN, ZABALEN, ZABANAN, ZABARTA, ZABİTAN, ZADEGAN, ZAFERLİ, ZAFERLÜ, ZAFİYET, ZAGANEK, ZAGUNCU, ZAĞANOS, ZAĞARCI, ZAĞARLI, ZAĞLAMA, ZAHAVEL, ZAHİRDE, ZAHİREN, ZAHMARI, ZAHMERİ, ZAHMETİ, ZAHRİYE, ZAHTANI, ZAİMKÖY, ZALİMCE, ZAMANLA, ZAMANLI, ZAMARIH, ZAMAYIR, ZAMETLİ, Devamını Oku »»
ZABBAK, ZABITA, ZAFİRE, ZAFRAN, ZAGBAL, ZAGODA, ZAGUDA, ZAĞANA, ZAĞARA, ZAĞBAL, ZAĞMAK, ZAĞMET, ZAĞNOS, ZAĞRAK, ZAĞSIZ, ZAĞUDA, ZAHENK, ZAHIRA, ZAHİDE, ZAHİRE, ZAHİRİ, ZAHMAN, ZAHMAT, ZAHMET, ZAHTER, ZAKİRE, ZAKKUM, ZAKODA, ZAKOTA, ZAKUDA, Devamını Oku »»
ZAANA, ZABAH, ZABAK, ZABAN, ZABIN, ZABIT, ZABİT, ZABUK, ZABUN, ZADEN, ZAFAK, ZAFER, ZAFİR, ZAGAR, ZAGAS, ZAGEL, ZAGON, ZAGOR, ZAGRA, ZAGUN, ZAĞAL, ZAĞAR, ZAĞCI, ZAĞLI, ZAĞMA, ZAĞRA, ZAHAN, ZAHAR, ZAHAT, ZAHER, Devamını Oku »»
ZAAF, ZAAL, ZAAR, ZABA, ZABI, ZABT, ZAÇA, ZADE, ZADO, ZAFE, ZAGA, ZAHA, ZAHI, ZAHT, ZAİK, ZAİL, ZAİM, ZAİT, ZAKİ, ZALİ, ZALT, ZAMA, ZAMH, ZAMK, ZAMP, ZANK, ZANT, ZAPT, ZARA, ZARB, Devamını Oku »»
ZAA, ZAÇ, ZAD, ZAG, ZAĞ, ZAL, ZAM, ZAN, ZAP, ZAR, ZAT, ZAY
ZA
ZA
Şaşma ve acıma bildirir ünlem; vah vah, ya!. Dıştan giyilen etek pelerin, çarşaf. Hayvanların boynuna takılan altı açık çan. Her halde, evet öyle. Gösteriş, çalım, giyim kuşam. Süs, boya. Evet, öyle. Kışkırtma, kızdırma için kullanılan ünlem.
ZAMANLAYABİLME
Zamanlayabilmek işi.
ZAHİRYILDIZI
Sabahyıldızı.
ZAYIFLAYABİLMEK
Zayıflama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAFERTEPEÇALKÖY
Kütahya ili, Altıntaş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ZAMANDAŞÇILIK
Sahnede aynı zamanda iki olayın gösterilmesi veya kişilerin açık konuşmalarından başka, gizli düşüncelerini de ayrı bir tarzda anlatmaları temeline dayanan yeni tekniğe göre eser yazma çığırı.
ZAKKUMGİLLER
İki çeneklilerden, zakkum, Cezayir menekşesi vb. türleri içine alan familya.
ZAYIFLATABİLME
Zayıflatabilmek işi.
ZAKKUMLAŞMAK
Çok acı bir duruma gelmek.
ZAMANLAYABİLMEK
Zamanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAFERNAMEHAN
Bir toplumda savaş sonrasında, yengi için destanlar okuyup çalgı çalana verilen ad.
ZAYIFLATABİLMEK
Zayıflatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAYIFLAYABİLME
Zayıflayabilmek işi.
ZARKANATLILAR
Birbirine eşit ve zarsı iki çift kanadı olan, tambaşkalaşma gösteren ve arılarla karıncaları da içine alan, ağız yapıları ısırıcı ya da yalayıcı böcekler dizisi. (Otuz bini aşkın türü kapsar.). (Eş anlamlısı: arılar ve karıncalar Hymenoptera), Eklembacaklı hayvanlardan gerçek-eklembacaklılar (Euarthropoda) alt-dalının böcekler (İnsecta) sınıfının kanatlılar (Pterygota) alt-sınıfına giren bir takımı. Vücut bölgeleri belirli olarak ayrılmıştır. Ağız parçaları ısırıcı ve emici tiptedir. Kanatları zar gibi saydam ve az damarlıdır. Gelişmelerinde tüm-başkalaşma vardır. Sıcak severler. Gündüz böcekleridir. Badem arısı (Cimbex quadrimaculatus), bal arısı (Apis mellifica), eşek arısı (Vespa crabro), incir eşek arısı (Blastophaga psenes), toprak yaban arısı (Bombus terrestris), buğday karıncası (Messor semirufus), kırmızı orman karıncası (Formica rufa) iyi bilinen türleridir.
ZAMBAKGİLLER
Bir çeneklilerden, çiğdem, lale, soğan, pırasa, zambak vb. bitkileri içine alan bir familya.
ZAMZAKLANMAK
Saçma sapan konuşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADIL
Zamir.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIKLAMALI
Birtakım açıklamalarla anlaşılması, öğrenilmesi kolaylaştırılmış, izahlı.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
AÇISAL
Açı ile ilgili, zaviyevi.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ABAZANLIK
Abazan olma durumu.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AÇIKLAMA
Açıklamak işi, izah.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADLANMAK
Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.