Kelimeler arşivi içinde; başında "yurt" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. yurt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yurt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yurt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YURTLANDIRMAK
YURTLANDIRMA, YURTSEVERLİK
YURTLANMAK, YURTYENİCE, YURTBEKLER, YURTTAŞLIK, YURTSUZLUK, YURTÇİÇEĞİ, YURTGEÇERİ
YURTSEVİL, YURTLANMA, YURTSAMAK, YURTKURAN, YURTSEVEN, YURTSEVER, YURTGÜVEN, YURTSEVİN, YURTBEYLİ, YURTPINAR, YURTTUTAN
YURTÖVEN, YURTALAN, YURTSAMA, YURTTEPE, YURTYERİ, YURTBAĞI, YURTBAŞI, YURTBEYİ, YURTDAĞI, YURTKULU
YURTKÖY, YURTBAY, YURTTAŞ, YURTCAN, YURTSUZ, YURTDAŞ, YURTMAN, YURTSEV, YURTSAY, YURTSAN, YURTLAK, YURTLUK, YURTSAL, YURTMAK, YURTÖZÜ
YURTER
YURT
YURT
Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Diyar. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Memleket. Sahip olunan arazi, emlak. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum.
YURTKURAN
Ülkeyi yöneten kimse.
YURTTAŞLIK
Yurttaş olma, bir yurtta doğup büyüme veya yaşamış olma durumu, vatandaşlık.
YURTSEVEN
Ülkesini seven kimse. Muş şehri, Aktuzla bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YURTYENİCE
Ankara kenti, Çandır nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YURTLANMAK
Bir yeri yurt edinmek, yurt sahibi olmak.
YURTSEVİL
"Ülkendekiler tarafından sevil" anlamında kullanılan bir isim".
YURTBEKLER
Ardahan şehrinde, Eminbey bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Tekirdağ şehrinde, Muratlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
YURTLANDIRMA
Yurtlandırmak işi, iskân.
YURTGEÇERİ
Narh.
YURTÇİÇEĞİ
Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YURTSEVERLİK
Yurtsever olma durumu, vatanseverlik. Yurtsevere yakışır davranış, vatanseverlik, vatanperverlik.
YURTLANMA
Yurtlanmak işi, iskân.
YURTSAMAK
Yurt özlemi çekmek.
YURTLANDIRMAK
Bir kimseye veya bir topluluğa yurt sağlamak, iskân etmek.
YURTSUZLUK
Yurtsuz olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde YURT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İHRAÇ
Çıkarma, dışarıya atma. Yurt dışına mal satma.
DIŞARI
Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Dışa, dış çevreye. Kişinin konutundan ayrı olan yer. Yurt dışı.
EL
Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Ülke, yurt, il. Kez, defa. Halk, ahali. İskambil oyunlarında her bir tur. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret. Sahiplik, mülkiyet. İskambil oyunlarında oynama sırası.
KAPİTÜLASYON
Bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları.
DAÜSSILA
Yurt özlemi.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
DİASPORA
Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu. Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu.
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.
İLSİZLEŞMEK
Yurtsuz, vatansız kalmak.
HALK
Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Yaratma.
KISIT
Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir.
BENZEŞME
Benzeşmek işi, analoji. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş yurttaş, çarşanba çarşamba, o + bir öbür gibi.
KONMAK
Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek. Koyma işi yapılmak. Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak. Bir şeyi emeksiz edinmek. Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek.
CÜDA
Yurt, baba ocağı gibi çok sevilen şeylerden ayrılmış olan, uzak kalmış olan.
KONSOLOS
Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi, şehbender.
HABİTAT
Yerleşme, oturma. Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer, yurt.
İLÇE
Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.
İL
Ülkenin vali yönetimindeki bölümü, vilayet. Şehrin niteliklerini taşıyan büyük yerleşim yeri. Ülke, yurt. Eski Türklerde devlet.
DİYAR
Ülke. Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer, yurt. Dünya.
JANDARMA
Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet. Bu kuvvette görevli olan kimse. Açıkgöz.