YOKSU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yoksu" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. yoksu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yoksu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yoksu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YOKSULLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

YOKSULLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

YOKSULLAŞMAK

11 harfli kelimeler

YOKSULLAŞMA, YOKSUNDURMA

9 harfli kelimeler

YOKSULLUK, YOKSUNLUK, YOKSUNMAK, YOKSUZLUK

8 harfli kelimeler

YOKSUNLU

6 harfli kelimeler

YOKSUL, YOKSUN, YOKSUZ

5 harfli kelimeler

YOKSU

Bazı kelimelerin anlamları

YOKSU

Yoksa.

YOKSULLAŞTIRMA

Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.

YOKSUNLUK

Yoksun olma durumu, mahrumluk, mahrumiyet.

YOKSULLAŞMA

Yoksullaşmak işi.

YOKSULLUK

Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.

YOKSUNMAK

Yoksulluktan dem vurmak.

YOKSUNDURMA

Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belli bir süre spor yarışmaları, okul gezileri gibi etkinliklere katılmaktan alıkonması.

YOKSUZ

Yoksul. Yok olmuş, yok olan, bulunmayan.

YOKSULLAŞTIRMAK

Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.

YOKSULLAŞMAK

Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.

YOKSUN

Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken, mahrum.

YOKSUZLUK

Yoksulluk. Yoksuz olma durumu, bulunmama.

YOKSUNLU

Yokluk bildiren.

YOKSUL

Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.

  -   -   -  

Anlamında YOKSU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YOKSU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CIBIL

Çıplak. Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken.

DUYUMSAMAZLIK

Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği. Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu.

ETMEK

Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

DÜŞKÜNLEREVİ

Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.

AŞEVİ

Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.

BOŞLUK

Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

APTAL

Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.

CARİYE

Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.

EYLEMEK

Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak. Etmek, yapmak.

AZIKLI

Azığı olan. Yoksulları doyuran.

FAKİRLEŞMEK

Yoksullaşmak.

FAKİRLEŞME

Yoksullaşma.

FAKİR

Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı. Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san. Olması gerekenden az. Zavallı, kimsesiz. Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş.

DONSUZ

Don giymemiş olan. Yoksul. Serseri.

ÇIPLAK

Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Yoksul (kimse). Yalın, süssüz. Üzerinde yaprak olmayan. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.

DÜŞKÜN

Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

DERVİŞ

Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.

BAĞLI

Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

ALIKOYMAK

Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.

FAKİRCE

Yoksul. (faki'rce) Fakire benzer bir biçimde.