İçinde YOKSU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yoksu" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yoksu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yoksu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yoksu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YOKSULLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

YOKSULLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

YOKSULLAŞMAK

11 harfli kelimeler

YOKSULLAŞMA, YOKSUNDURMA

10 harfli kelimeler

AMFİYOKSUS

9 harfli kelimeler

YOKSULLUK, YOKSUNLUK, YOKSUZLUK, YOKSUNMAK

8 harfli kelimeler

YOKSUNLU

6 harfli kelimeler

YOKSUL, YOKSUN, YOKSUZ

5 harfli kelimeler

YOKSU

Bazı kelimelerin anlamları

YOKSU

Yoksa.

YOKSUZ

Yoksul. Yok olmuş, yok olan, bulunmayan.

AMFİYOKSUS

Omurgalıların en basit biçimini oluşturan, kolumna vertebralisleri bulunmayan, kordata grubunda yer alan ve deniz sahillerinde kumların oluşturduğu oyuklarda yaşayan canlı hayvan.

YOKSUNLU

Yokluk bildiren.

YOKSULLUK

Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.

YOKSUNMAK

Yoksulluktan dem vurmak.

YOKSUNDURMA

Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belli bir süre spor yarışmaları, okul gezileri gibi etkinliklere katılmaktan alıkonması.

YOKSULLAŞMAK

Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.

YOKSULLAŞMA

Yoksullaşmak işi.

YOKSULLAŞTIRMAK

Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.

YOKSUL

Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.

YOKSUZLUK

Yoksulluk. Yoksuz olma durumu, bulunmama.

YOKSUN

Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken, mahrum.

YOKSULLAŞTIRMA

Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.

YOKSUNLUK

Yoksun olma durumu, mahrumluk, mahrumiyet.

  -   -   -  

Anlamında YOKSU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YOKSU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

APTAL

Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.

ETMEK

Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

ÇIPLAK

Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak. İçinde gerekli eşya bulunmayan. Saçsız (baş). Yoksul (kimse). Yalın, süssüz. Üzerinde yaprak olmayan. Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.

EYLEMEK

Bir kişiden veya bir şeyden yoksun bırakmak. Etmek, yapmak.

DONSUZ

Don giymemiş olan. Yoksul. Serseri.

AŞEVİ

Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.

FAKİRCE

Yoksul. (faki'rce) Fakire benzer bir biçimde.

CARİYE

Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.

ALIKOYMAK

Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.

AZIKLI

Azığı olan. Yoksulları doyuran.

DUYUMSAMAZLIK

Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği. Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu.

FAKİRLEŞME

Yoksullaşma.

BAĞLI

Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

BOŞLUK

Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.

DERVİŞ

Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.

DÜŞKÜN

Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

FAKİR

Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara, zengin karşıtı. Kişinin alçak gönüllülük göstermek için kendisine verdiği san. Olması gerekenden az. Zavallı, kimsesiz. Hindistan'da yokluğa, eziyete kendini alıştırmış derviş.

CIBIL

Çıplak. Yoksul, parasız, geçim darlığı çeken.

FAKİRLEŞMEK

Yoksullaşmak.

DÜŞKÜNLEREVİ

Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.