Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yin" olan, toplam 129 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yin ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yin olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yin olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BEĞENECEKLEYİN, YÜRÜYECEKLEYİN
GELDÜĞÜNLEYİN, SEFERBEYLİYİN, SEVDÜĞÜNLEYİN
ALTINHÜSEYİN, DİVANHÜSEYİN, GEREĞİNLEYİN, KIRMIZILEYİN, MOLLAHÜSEYİN, YAĞCIHÜSEYİN
GELMİŞLEYİN, GERÇEKLEYİN, GETMİŞLEYİN, GÖRDÜKLEYİN, GUŞLUHLEYİN, HACIHÜSEYİN, İMAMHÜSEYİN, KARAHÜSEYİN, ŞEYHHÜSEYİN, UZUNHÜSEYİN
AKŞAMLEYİN, BENCİLEYİN, BİZCİLEYİN, LALETTAYİN, MÜTEDEYYİN, SABAHLEYİN, ŞİMDİLEYİN, AKŞAMNEYİN, ANNAKLEYİN, ARKENNİYİN, BAYAKLEYİN, BENCELEYİN, DİLLİLEYİN, ENSİZLİYİN, ERKENNİYİN, ETLİKLEYİN, ETTİKLEYİN, EVLENNİYİN, GAFİLLEYİN, GARŞILİYİN, HABESLEYİN, HAPESLEYİN, KARGABEYİN, KENDÜLEYİN, KÜÇÜKLEYİN, PİRHÜSEYİN, SENCİLEYİN, SİZCİLEYİN, USSULLİYİN, YAVAŞLİYİN, Devamını Oku »»
GECELEYİN, İKİNDİYİN, KİMİLEYİN, MASKANYİN, ANCİLEYİN, ERİNLEYİN, ERTELEYİN, GÜCÜLEYİN, KISALEYİN, MAVİLEYİN, ONCELEYİN, ÖNCELEYİN, ÖYLELEYİN, SABALEYİN, SARITEYİN, SIRALİYİN, UZUNLEYİN
MÜLEYYİN, GAZBEYİN, İKİLEYİN, KANBEYİN, KINDİYİN, YELBEYİN
MABEYİN, ÖĞLEYİN, ARHAYİN, ARHEYİN, BELEYİN, BİTİYİN, BOBAYİN, DÜNEYİN, EYLEYİN, GANOYİN, GECEYİN, GÜVEYİN, HAZİYİN, HUMAYİN, HÜMAYİN, HÜSEYİN, KESEYİN, KETEYİN, KUPEYİN, LÜLEYİN, MEDAYİN, OVLEYİN, OYLEYİN, ÖĞSEYİN, ÖVLEYİN, SUÇEYİN, YENİYİN
TEZYİN, LİNYİN, ÖTEYİN
BEYİN, CİYİN, ÇEYİN, ÇİYİN, FİYİN, GEYİN, GİYİN, GÖYİN, HAYİN, KAYİN, KEYİN, NEYİN, PEYİN, SİYİN, TAYİN, TEYİN, TİYİN, YEYİN, ZEYİN
EYİN, İYİN, OYİN
YİN
YİN
Giysi kolu, kol ağzı.
GEREĞİNLEYİN
Lüzumu kadar, gereği gibi, iyice.
SEVDÜĞÜNLEYİN
Sevdiği gibi, seveceği nispette.
YAĞCIHÜSEYİN
Ankara ilinde, Güvem nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
SEFERBEYLİYİN
Seferberliğin.
GELDÜĞÜNLEYİN
Geldiği gibi.
GÖRDÜKLEYİN
Görür görmez.
GETMİŞLEYİN
Gitmiş iken.
DİVANHÜSEYİN
Erzurum şehrinde, Halilçavuş bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GELMİŞLEYİN
Gelmiş iken (Çopraşık k.).
BEĞENECEKLEYİN
Beyenilecek gibi, beyenmiye değer.
GERÇEKLEYİN
Hakikaten, gerçekten.
MOLLAHÜSEYİN
Ağrı kenti, Eleşkirt ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Van ilinde, Güzelsu nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YÜRÜYECEKLEYİN
Hareket etmesine, yürümesine elverişli.
KIRMIZILEYİN
Kırmızımsı.
ALTINHÜSEYİN
Tunceli kenti, Balpayam bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde YİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAZLAMAK
Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.
AĞIRLAŞTIRMAK
Bir şeyin ağırlaşmasına yol açmak.
ALKIŞ
Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ALINDI
Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz.
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
ALKIŞLAMAK
Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak. Beğenmek, takdir etmek.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
ALEYH
Bir şeyin veya bir kimsenin karşısında olma, leh karşıtı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.