Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yerli" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yerli ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yerli olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yerli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARTONPİYERLİ
BABAYERLİ, DAYIYERLİ, FİNEYERLİ, FİNİYERLİ, HALAYERLİ
ANAYERLİ
EYERLİ, İYERLİ
YERLİ
YERLİ
Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.
HALAYERLİ
Evlendikten sonra, erkeğin halasının yanına yerleşen (aile).
DAYIYERLİ
Evlendikten sonra, erkeğin dayısının yanına yerleşen (aile).
BABAYERLİ
Evlendikten sonra, erkeğin ailesinin bulunduğu yere yerleşen (aile).
KARTONPİYERLİ
Kartonpiyeri olan.
FİNİYERLİ
Sinirli, huysuz. Büyüyememiş, kurtlanmış meyve.
İYERLİ
Eyerli; Eğerli dağ.
FİNEYERLİ
Her zaman üzüntülü, kederli olan kişi.
EYERLİ
Eyer vurulmuş, sırtına eyer konulmuş (hayvan).
ANAYERLİ
Evlendikten sonra, kadının ailesinin bulunduğu yere yerleşen (aile).
Bu bölümde tanımı içerisinde YERLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÜRAR
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir.
ELEŞTİRİCİ
Bir işi bütün incelikleriyle değerlendiren. Yerli yersiz her şeyi eleştiren kimse.
DIRDIRCI
Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).
KOMPRADOR
Aracı. Çok zengin kimse. Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.
MANAV
Meyve ve sebze satan yer. Yerli halk. Balkanlardan göç etmiş, genel olarak Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk. Meyve ve sebze satan kimse.
CİHANŞİNAS
Dünyayı tanımış, her şeyi yerli yerinde bilen (kimse).
DÜZENLİ
Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.
OTOKTON
Yerli.
HAN
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan. Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri. Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.
EVCİL
Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı. Yerli.
KOTA
Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.
DURAĞAN
Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit. Etkin olmayan, gelişmemiş. Sinop iline bağlı ilçelerden biri. Akışmaz.
DOMESTİK
İç, ülke içi. Yerel, yerli. Evcil.
NOKTALAMAK
Nokta koymak. Yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koymak. Sona erdirmek, bitirmek.
ABORJİN
Avustralya yerlisi.
MONTAJ
Kurgu. Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte.
KIVRAK
Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
KIZILDERİLİ
Amerika yerlisi.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.