Kelimeler arşivinde; içinde "yerli" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yerli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yerli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yerli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YERLİLEŞTİRMEK
YERLİLEŞTİRME, KARTONPİYERLİ
YERLİTAHTACI, BABAYERLİLİK
YERLİLEŞMEK, TECİMYERLİK, MUHAYYERLİK, İKİYERLİLİK, BURSİYERLİK, ANAYERLİLİK
YERLİLEŞME, STAJYERLİK, YERLİBAHÇE, YERLİÇOBAN, YERLİKAVAK
DAYIYERLİ, FİNEYERLİ, FİNİYERLİ, HALAYERLİ, BABAYERLİ, YERLİKUYU, YERLİKULU, YERLİKHAN
ANAYERLİ, YERLİĞEN, YERLİGEN, YERLİÇAY
YERLİ
Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.
BABAYERLİLİK
Evlenen çiftin kocanın babasının oturduğu yerde oturmasını öngören evlilik düzeni.
YERLİBAHÇE
Siirt şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
İKİYERLİLİK
Yeni evlenen çiftin gerek kocanın gerekse kadının babaevinde yaşıyabildiği evlilik biçimi.
YERLİLEŞME
Yerlileşmek işi.
YERLİLEŞTİRME
Yerlileştirmek işi.
YERLİLEŞTİRMEK
Yerlileşme işini yaptırmak.
STAJYERLİK
Stajyer olma durumu.
TECİMYERLİK
Tecimyerlerin çalıştıkları yerlerinin, ücret paylarının ya da genel olarak yapmış oldukları işlemlerinin tümü.
ANAYERLİLİK
Kocanın evlendikten sonra, daha önce yaşadığı yerde değil, karısının ailesinin yaşamakta olduğu yerde yerleşmesine dayalı evlilik düzeni.
KARTONPİYERLİ
Kartonpiyeri olan.
YERLİTAHTACI
İzmir ilinde, Bergama ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
YERLİÇOBAN
Siirt şehri, Bağgöze nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BURSİYERLİK
Bursluluk.
MUHAYYERLİK
Seçmeli olma durumu. Seçme hakkı.
YERLİLEŞMEK
Bir yerde, bir ülkede çok uzun süre kalmış olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YERLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOMESTİK
İç, ülke içi. Yerel, yerli. Evcil.
DURAĞAN
Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit. Etkin olmayan, gelişmemiş. Sinop iline bağlı ilçelerden biri. Akışmaz.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
KOTA
Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.
KÜRAR
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir.
DÜZENLİ
Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.
CİHANŞİNAS
Dünyayı tanımış, her şeyi yerli yerinde bilen (kimse).
ELEŞTİRİCİ
Bir işi bütün incelikleriyle değerlendiren. Yerli yersiz her şeyi eleştiren kimse.
KIVRAK
Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.
OTOKTON
Yerli.
MANAV
Meyve ve sebze satan yer. Yerli halk. Balkanlardan göç etmiş, genel olarak Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk. Meyve ve sebze satan kimse.
ABORJİN
Avustralya yerlisi.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
NOKTALAMAK
Nokta koymak. Yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koymak. Sona erdirmek, bitirmek.
KOMPRADOR
Aracı. Çok zengin kimse. Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.
EVCİL
Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı. Yerli.
MONTAJ
Kurgu. Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte.
KIZILDERİLİ
Amerika yerlisi.
HAN
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan. Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri. Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.
DIRDIRCI
Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).