Kelimeler arşivi içinde; başında "yerli" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. yerli ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yerli ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yerli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YERLİLEŞTİRMEK
YERLİLEŞTİRME
YERLİTAHTACI
YERLİLEŞMEK
YERLİBAHÇE, YERLİLEŞME, YERLİKAVAK, YERLİÇOBAN
YERLİKHAN, YERLİKULU, YERLİKUYU
YERLİĞEN, YERLİGEN, YERLİÇAY
YERLİCE, YERLİSU
YERLİK
YERLİ
YERLİ
Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.
YERLİGEN
Yalınayak gezenlerin ayakları altında çıkan bir yara.
YERLİTAHTACI
İzmir ilinde, Bergama ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
YERLİCE
Türkçe. Bayburt şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Trabzon ilinde, Maçka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YERLİÇAY
Sivas ilinde, Mursal bucağına bağlı bir yer.
YERLİLEŞTİRME
Yerlileştirmek işi.
YERLİKULU
Önemli kalelerde (Mısır, Bağdat, Musul, Diyarbakır, Kars, Erzurum, Budin, Temeşvar gibi) yeniçeri yerine kullanılan gönüllü kale askeri.
YERLİKAVAK
Kars ilinde, Akyaka ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YERLİLEŞTİRMEK
Yerlileşme işini yaptırmak.
YERLİKUYU
Kayseri kenti, Sarıoğlan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YERLİĞEN
Yalınayak gezenlerin ayakları altında çıkan bir yara.
YERLİÇOBAN
Siirt şehri, Bağgöze nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YERLİBAHÇE
Siirt şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YERLİLEŞME
Yerlileşmek işi.
YERLİLEŞMEK
Bir yerde, bir ülkede çok uzun süre kalmış olmak.
YERLİKHAN
Hunlarda yeraltı Tanrısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde YERLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EVCİL
Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanılabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı. Yerli.
BOŞBOĞAZ
Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
MANAV
Meyve ve sebze satan yer. Yerli halk. Balkanlardan göç etmiş, genel olarak Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk. Meyve ve sebze satan kimse.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
KIVRAK
Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.
ABORJİN
Avustralya yerlisi.
DURAĞAN
Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit. Etkin olmayan, gelişmemiş. Sinop iline bağlı ilçelerden biri. Akışmaz.
DÜZENLİ
Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.
KOMPRADOR
Aracı. Çok zengin kimse. Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.
MONTAJ
Kurgu. Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte.
DIRDIRCI
Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse).
KOTA
Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.
HAN
Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan unvan. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan. Büyükşehirlerde serbest mesleklerde çalışanların oda veya daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri. Yol üzerinde veya kasabalarda yolcuların konaklamalarına yarayan yapı.
KIZILDERİLİ
Amerika yerlisi.
DOMESTİK
İç, ülke içi. Yerel, yerli. Evcil.
OTOKTON
Yerli.
NOKTALAMAK
Nokta koymak. Yazıda noktalama işaretlerini yerli yerine koymak. Sona erdirmek, bitirmek.
ELEŞTİRİCİ
Bir işi bütün incelikleriyle değerlendiren. Yerli yersiz her şeyi eleştiren kimse.
CİHANŞİNAS
Dünyayı tanımış, her şeyi yerli yerinde bilen (kimse).
KÜRAR
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri bitkisel zehir.