Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yen" olan, toplam 124 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yen ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yen olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
NÖROŞİRÜRJİYEN, SEMİVEJETARYEN
BÜYÜKGÜRLEYEN, MONOSEFALİYEN
BAŞTEKNİSYEN, GAYRİMUAYYEN, KARINCAYİYEN, MATEMATİSYEN, PREKAMBRİYEN, PRESBİTERYEN, MONOMFALİYEN
AKADEMİSYEN, MÜTEMADİYEN, BÖLÜNEMEYEN, KAFTANGİYEN, MONOSOMİYEN, MÜTESAVİYEN, SİSEFALİYEN
BİLİNMEYEN, DİYETİSYEN, VEJETARYEN, BÜTÜNLEYEN, DEMİRLİYEN, DÜZENLEYEN, EZOMFALYEN, İNSANYİYEN, LESEPSİYEN
DEVONİYEN, KAMBRİYEN, KANADİYEN, KARTEZYEN, PRATİSYEN, TEKNİSYEN, TEORİSYEN, ALEVYİYEN, BÖRTLİYEN, BÖRTLÜYEN, GÜNAZİYEN, OBSİDİYEN, PARNASYEN, SİSOMİYEN
ARTEZYEN, EBEDİYEN, HARFİYEN, KOMEDYEN, KÜLLİYEN, LEZBİYEN, MERİDYEN, MÜZEYYEN, MÜZİSYEN, PERMİYEN, SEZARYEN, SİLÜRYEN, BELLEYEN, BÖRLİYEN, CİLLİYEN, ÇİLTİYEN, ÇÜLLİYEN, DİŞLEYEN, GEVRİYEN, GÜRLEYEN, KARGEYEN, KARYEYEN, KARYİYEN, KATİYYEN, MÜBEYYEN, NEYNEYEN, NİŞLEYEN, SEPGEYEN, SİRKEYEN, SÖYLEYEN, Devamını Oku »»
KATİYEN, MUAYYEN, BİŞİYEN, DELEYEN, DÖNEYEN, GALİYEN, GATİYEN, GÖVEYEN, GÜVEYEN, KARAYEN, KESEYEN, KESİYEN, KÜSEYEN, SALİYEN, SUTÜYEN, ÜLKEYEN, YELEYEN
DUAYEN, HİJYEN, SÜTYEN, DERYEN, EFİYEN, GELYEN, HERYEN, İLEYEN, İLİYEN, KARYEN, ÖDEYEN, SOHYEN
BEYEN, BİYEN, DÜYEN, FİYEN, GÖYEN, LEYEN, LİYEN, MAYEN, PAYEN, SİYEN, SÖYEN, SÜYEN, TAYEN, YEYEN, YİYEN, YÜYEN
AYEN, EYEN, İYEN
YEN
YEN
Yersin. Hafif. Hayvanın doğuracağı zaman şişen üreme organının dış bölümü. Giysi kolu, kol ağzı. Arkadaş. İyi, daha iyi. Yeni, henüz. Yan (taraf). İnmek. Elbise kolunun el üzerine gelen kısmı, giysinin kola yakın kısmı. Elbise kolunun el üzerine gelen kısmı. Giysi kolu. Yılanyastığıgiller, muzgiller ve benzerleri bitki familyalarında, çiçeklerin üzerinde bir örtü gibi duran ve çoğu renkli olan bir çiçek yaprağı. Japon para birimi.
BÜYÜKGÜRLEYEN
Kayseri ili, Pınarbaşı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
MONOSEFALİYEN
Monosefalus.
KAFTANGİYEN
Kayseri ili, Örenşehir bucağına bağlı bir bölge.
AKADEMİSYEN
Öğretim elemanı.
MATEMATİSYEN
Matematikle uğraşan kimse.
PREKAMBRİYEN
Kambriyen öncesi.
BAŞTEKNİSYEN
En yüksek düzeyde bulunan teknisyen.
SEMİVEJETARYEN
Beslenmesinde çok az miktarda balık ve/veya tavuğa da yer veren kişi.
PRESBİTERYEN
Presbiteryenlikle ilgili.
MONOMFALİYEN
Tek göbek kordonlu yapışık ikizler.
NÖROŞİRÜRJİYEN
Beyin cerrahı.
BÖLÜNEMEYEN
gayr-i kaabil-i taksim, taksimi, kaabil olmayan.
GAYRİMUAYYEN
Belirsiz.
MÜTEMADİYEN
Ara vermeden, sürekli olarak, mütemadi.
KARINCAYİYEN
Karıncayiyengillerden, Avustralya'da yaşayan, karıncayla beslenen bir tür memeli, karıncakuşu (Echidna acule ata).
Bu bölümde tanımı içerisinde YEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
AĞDALI
Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AĞAÇSI
Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi, ağacımsı.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.