Kelimeler arşivinde; içinde "yer" olan, toplam 445 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yer bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yer ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yer olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DARIYERİMENGENCİK, YERLEŞTİRİLEBİLME
AİREDALETERİYERİ, DARIYERİHASANBEY, DARIYERİYÜRÜKLER, YERLEŞTİREBİLMEK
MUHAYYERBUSELİK, MUHAYYERSÜMBÜLE, DARIYERİBAKACAK, HANYERİSARIKAYA, NORFOLKTERİYERİ, YERGÜNNÜKHAMİLE, YERLEŞTİREBİLME
YERELLEŞTİRMEK, YERLEŞTİRİLMEK, YERMERKEZCİLİK, AYERZASENDROMU, KARTONPİYERSİZ, TAHTALITAYYERE, YERLİLEŞTİRMEK, YERSİZLEŞTİRME, YUKARISERİNYER
MUHAYYERKÜRDİ, VESTİYERCİLİK, YERELLEŞTİRME, YERLEŞTİRİLME, CAİRNTERİYERİ, KARİYERİSTLİK, KARTONPİYERLİ, PEYERPLAKLARI, SİDNEYTERİYER, YERBÖLÜMCÜLÜK, YERBÖLÜMTASAR, YERDEBRENMESİ, YERDEĞİŞİRLİK, YERDEPRENMESİ, YERDEPREŞMESİ, YERDOĞABİLİMİ, YERİNDESİZLİK, YERLEŞEBİLMEK, YERLEŞİMBİLİM, YERLİLEŞTİRME, YERSARSINTISI, YERTEBRENMESİ, YERTERPENMESİ
BEŞİBİRYERDE, YERLEŞTİRMEK, BABAYERLİLİK, YERBAĞIRSAĞI, YERBÖLÜMLEME, YERÇEKİRDEĞİ, YERDEŞMEZLİK, YERİYHLEMEYH, YERKESTANESİ, YERLENDÜRMEK, YERLEŞEBİLME, YERLİTAHTACI, YERSİNİYOZİS, YERYUMURTASI, YERYUVARLAĞI, YUKARIEYERCİ
AVANTÜRİYER, KARTONPİYER, MUHAYYERLİK, TESVİYERUHU, YERELLEŞMEK, YERLEŞİKLİK, YERLEŞİLMEK, YERLEŞTİRME, YERLİLEŞMEK, YERMERKEZCİ, ANAYERLİLİK, AŞAĞIEYERCİ, BURSİYERLİK, DEREUZUNYER, EMÜLSİFİYER, İKİYERLİLİK, KARTİYERİZM, KETHÜDAYERİ, OKÇULARYERİ, SİYERKEMİĞİ, TECİMYERLİK, VERİYERŞİNA, YERÇEKİMSEL, YERÇELLEMEK, YERDEĞİŞİMİ, YEREYAPALAK, YERFİKSEMEK, YERİHDURMAK, YERİNDİRMEK, YERİYHLEMEK, Devamını Oku »»
EYERLENMEK, HİYERARŞİK, HİYEROGLİF, KARABİNYER, KRUVAZİYER, LİSANSİYER, STAJYERLİK, VESTİYERCİ, YERDEGEZEN, YERELLEŞME, YERGİCİLİK, YERİNDELİK, YERLEŞİLME, YERLİLEŞME, KİREÇYEREN, ARITIMYERİ, BEYERLEMEK, BOSTANYERİ, CİYERDELDİ, DİTREYEREK, ERLENMEYER, EYERLETMEK, GARSONİYER, İLİYERTEMİ, KARİYERİST, KARİYERİZM, KAYERLEMEK, KEYERETMEK, KIZILCAYER, OTURAHYERİ, Devamını Oku »»
BETONİYER, EYERCİLİK, EYERLEMEK, EYERLENME, HİYERARŞİ, MUGAYERET, YEREGEÇEN, YERLEŞMEK, YERSİZLİK, AHMETYERİ, BABAYERLİ, BEZYERSAN, ÇADIRYERİ, DAYIYERLİ, EYERALMAZ, EYERLETME, FİNEYERLİ, FİNİYERLİ, HALAYERLİ, KAVAKYERİ, KETENYERİ, KINIKYERİ, KONAKYERİ, KOYUNYERİ, PAZARYERİ, SARAYYERİ, YERALMASI, YERAYIRIM, YERBİÇİMİ, YERCEGÜCE, Devamını Oku »»
BÜSTİYER, CUMAYERİ, EYERLEME, JARTİYER, KURSİYER, MUHAYYER, PRÖMİYER, PUDRİYER, ŞİFONYER, TERSİYER, VESTİYER, YEREŞEĞİ, YERİLMEK, YERİNMEK, YERLEŞİK, YERLEŞİM, YERLEŞKE, YERLEŞME, ANAYERLİ, ARPAYERİ, AYYERMEK, BİYERİYE, BURSİYER, ÇİNİYERİ, DARIYERİ, EYERCİLİ, EYERTMEK, GÖYERMEK, HACIYERİ, KANSİYER, Devamını Oku »»
BARİYER, EYERSİZ, GRAVYER, KARİYER, KASİYER, SARIYER, STAJYER, VİZİYER, YERBERİ, YERGİCİ, YERİLME, YERİNDE, YERİNME, YERKÜRE, YERMELİ, YERYÜZÜ, ANTYERİ, AYERİĞİ, BAYERKİ, DALAYER, DAMYERİ, DANYERİ, DUAYERİ, FİNİYER, GEYEREK, GİRAYER, GÖYERTİ, GÖZYERİ, HANYERİ, İNCEYER, Devamını Oku »»
EYERCİ, EYERLİ, YERİNE, YERKÖY, YERMEK, YERÖTE, YERSEL, YERSİZ, AYYERİ, ERYERİ, EYERCE, EZEYER, GENYER, GÖYERİ, GUZYER, İLİYER, İŞYERİ, İVYERİ, İYERLİ, MALYER, OKAYER, PİYERO, ŞENYER, UDYERİ, UTYERİ, YAŞYER, YERÇEL, YERÇİL, YERDEŞ, YERDÜK, Devamını Oku »»
SİYER, YEREL, YEREY, YERGİ, YERLİ, YERME, AKYER, BAYER, BOYER, CİYER, ÇİYER, GÜYER, İÇYER, KAYER, SOYER, ŞİYER, YERDA, YERDE, YEREÇ, YEREV, YERİK, YERİŞ, YERLÜ, YERSİ, YERÜK, ZAYER
EYER, AYER, İYER, YERİ
YER
YER
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.
HANYERİSARIKAYA
Kırşehir şehrinde, Akpınar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DARIYERİHASANBEY
Düzce ili, Kaynaşlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YERLEŞTİRİLMEK
Yerleştirme işine konu olmak.
YERLEŞTİREBİLME
Yerleştirebilmek işi.
DARIYERİMENGENCİK
Düzce şehrinde, Kaynaşlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DARIYERİBAKACAK
Düzce şehrinde, Kaynaşlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
NORFOLKTERİYERİ
İngiltere'den köken alan, küçük İrlanda Teriyerleri ile Border ve Cairn dâhil olmak üzere diğer Teriyer ırkları arasında yapılan birleştirmeler sonucu geliştirildiği düşünülen, yakın bir geçmişe kadar Norveç Teriyer ile aynı ırk olarak değerlendirilen, kulaklarının düşük oluşu ve hatlarının köşeli oluşuyla bu ırktan ayrılan ayrıca buna göre daha kıskanç ve asosyal olan, kısa, güçlü ve dayanıklı bir yapısı olan, bacakları güçlü ve tilkiye benzeyen bir burun yapısına sahip, tüy yapısı düz ve sert, rengi kızıl, buğday, ten rengi ve siyah olabilen, yüzündeki tüyler bıyık ve kaş oluşturacak biçimde uzun, etkin, sevecen ve cesur, dengeli bir karaktere sahip, bekçi köpeği ve kemirgen ve tilki avcısı olarak kullanılan köpek ırkı.
AİREDALETERİYERİ
İngiltere'den köken alan, büyük Teriyerler sınıfına giren, 1. yüzyılın ortalarında Working Teriyer ile Otter Hound'un birleştirmeleri sonucu geliştirilmiş, tilki sansar gibi av hayvanlarının yakalanmasında kullanılmış, tüy yapısı kalın, burnu siyah, rengi bej rengi tonlarındaki tüyler içerisine dağılmış siyah ve koyu gri, göğsünde siyahlıkla birlikte kızıl ve beyaz lekeler görülebilen, bacakları, göğsü, karın altı, başı ve kulakları bej renkli, akıllı cana yakın ve sadık, günümüzde refakat ve yardım köpeği olarak yetiştirilen, polis ve asker köpeği olma özelliklerini beraberinde taşıyan köpek ırkı.
MUHAYYERBUSELİK
Türk müziğinde bir makam.
MUHAYYERSÜMBÜLE
Türk müziğinde bir makam.
YERGÜNNÜKHAMİLE
Kadınlarda aş yerme.
YERLEŞTİRİLEBİLME
Yerleştirilebilmek işi.
YERELLEŞTİRMEK
Yerel duruma getirmek.
DARIYERİYÜRÜKLER
Düzce şehrinde, Kaynaşlı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YERLEŞTİREBİLMEK
Yerleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak. Yerleştirmeyi becermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde YER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABORJİN
Avustralya yerlisi.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.