Kelimeler arşivi içinde; sonunda "yak" olan, toplam 119 adet kelime bulunmaktadır. Sonu yak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında yak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde yak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FINDIKLIKOYAK, NEFROKARDİYAK
PERİKARDİYAK, SANDIKLIAYAK
SİBAKUSİYAK, HEMOFİLİYAK, NİMFOMANYAK, ŞAKIBETAYAK, YALANCIAYAK
AFRODİZYAK, BAŞTANAYAK, GALDURAYAK, KALDIRAYAK, KIRDIRAYAK, LAPÇINAYAK, ÜZÜMLÜAYAK
GİDERAYAK, PARANOYAK, DASMAAYAK, DEMİRAYAK, GÖKLÜAYAK, GÜLLÜAYAK, KARAKIYAK, KARASUYAK, KAZIKAYAK, KIZILAYAK, MORLUAYAK, PROZODYAK, SARIKOYAK, YALINAYAK, YALİNAYAK, YARIMAYAK
AĞIRAYAK, KARDİYAK, KIRKAYAK, ANAKOYAK, ÇALTAYAK, HOTDAYAK, KARAAYAK, KISAAYAK, ORTAAYAK, SAPLAYAK, SAPLIYAK, SAPLİYAK, SARIAYAK, ŞARPAYAK, TERSAYAK, YALNAYAK
AMONYAK, DÜZAYAK, İNSİYAK, İŞTİYAK, SACAYAK, BAŞAYAK, BİGIYAK, ÇATAYAK, DALAYAK, GAZAYAK, GAZİYAK, KANAYAK, KAVAYAK, KAZAYAK, KAZIYAK, KESAYAK, KESEYAK, KIÇAYAK, KIŞIYAK, SACIYAK, SAÇAYAK, TAŞAYAK, TEKAYAK, TERAYAK
KANYAK, KONYAK, MANYAK, ÖNAYAK, TİRYAK, ÜÇAYAK, ZODYAK, ARAYAK, CIYYAK, ÇÖLYAK, GAZYAK, KORYAK, OLAYAK, UÇAYAK, YANYAK
DAYAK, KAYAK, KIYAK, KOYAK, SİYAK, ŞAYAK, VİYAK, BAYAK, BİYAK, BOYAK, CIYAK, CİYAK, DIYAK, ENYAK, GAYAK, GIYAK, GOYAK, HOYAK, KUYAK, ODYAK, PAYAK, SAYAK, SOYAK, TAYAK, TEYAK, YAYAK, YUYAK
AYAK, UYAK, EYAK, OYAK
YAK
YAK
Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun bir tür öküz, Tibet öküzü, Tibet sığırı (Bos grunniens).
LAPÇINAYAK
İri ve tabanı çok sert ayak.
SİBAKUSİYAK
Siyakusibak.
FINDIKLIKOYAK
Kahramanmaraş ili, Göksun ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YALANCIAYAK
Dizanteri amibi gibi, belirli bir biçimi olmayan birgözeli asalaklarda devim ve beslenme amacıyla ortaya çıkan protoplazma uzantısı.
ŞAKIBETAYAK
Halılarda bir kıyı motifi. (Yeşilova Aksaray Niğde).
SANDIKLIAYAK
Halı kenar süsü. (Yeşilova Aksaray Niğde).
KALDIRAYAK
Sinop ili, Erfelek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sinop ili, Yenikonak nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
PERİKARDİYAK
Kalp zarıyla ilgili olan. Kalp çevresinde, kalbi çevreleyen.
NİMFOMANYAK
Aşırı cinsel arzu gösteren dişi.
GALDURAYAK
Tüylü ve geniş yapraklı, kırmızı ve yeşil saplı yenen bir bitki.
AFRODİZYAK
Cinsel duyguları veya isteği uyaran veya artıran madde. Cinsel gücü artırıcı.
KIRDIRAYAK
Topallayarak yürüyen kişi.
HEMOFİLİYAK
Hemofiliden etkilenen hasta hayvan.
BAŞTANAYAK
İtaatsiz, söz dinlemez kimse: Ahmet ağanın çocuğu çok baştanayak.
NEFROKARDİYAK
Böbrek ve kalbe ait olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AHİREN
Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AĞIMLI
Ağımı olan (ayak).
AFYONKEŞ
Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AĞIRAYAK
Doğurması yakın (kadın).
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AHMAKÇA
Biraz ahmak. (ahma'kça) Ahmağa yakışır bir biçimde, aptalca, angutça.