Kelimeler arşivi içinde; başında "yak" olan, toplam 201 adet kelime bulunmaktadır. yak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YAKINLAŞTIRABİLME
YAKALIKAMÇILILAR, YAKLAŞTIRABİLMEK
YAKAÇİFTLİKKÖYÜ, YAKINLAŞABİLMEK, YAKIŞTIRABİLMEK, YAKLAŞILABİLMEK, YAKLAŞTIRABİLME
YAKADEMİRCİLER, YAKALANABİLMEK, YAKALANIVERMEK, YAKALATABİLMEK, YAKALAYABİLMEK, YAKALAYIVERMEK, YAKINLAŞABİLME, YAKINLAŞTIRMAK, YAKIŞTIRABİLME, YAKLAŞILABİLME
YAKALANABİLME, YAKALANIVERME, YAKALATABİLME, YAKALAYABİLME, YAKALAYIVERME, YAKAMOZLANMAK, YAKINLAŞTIRMA, YAKIŞIKSIZLIK, YAKIŞTIRILMAK, YAKLAŞABİLMEK, YAKLAŞIVERMEK, YAKTIRABİLMEK
YAKAMOZLANMA, YAKARABİLMEK, YAKILABİLMEK, YAKINABİLMEK, YAKINIMSILIK, YAKINLAYALIM, YAKIŞABİLMEK, YAKIŞIKLILIK, YAKIŞTIRILMA, YAKIŞTIRMACA, YAKLAŞABİLME, YAKLAŞIVERME, YAKLAŞTIRICI, YAKLAŞTIRMAK, YAKTIRABİLME
YAKARABİLME, YAKILABİLME, YAKINABİLME, YAKINGÖRMEZ, YAKINLAŞMAK, YAKINSAKLIK, YAKIŞABİLME, YAKIŞTIRMAK, YAKLAŞIKLIK, YAKLAŞILMAK, YAKLAŞTIRMA, YAKUPDERVİŞ
YAKABİLMEK, YAKALANMAK, YAKALATMAK, YAKALIKSIZ, YAKILANMAK, YAKINLARDA, YAKINLAŞIM, YAKINLAŞMA, YAKINMASIZ, YAKINSAMAK, YAKIŞIKSIZ, YAKIŞTIRMA, YAKIVERMEK, YAKLAŞILMA, YAKUPABDAL, YAKUPHASAN, YAKUPOĞLAN
YAKAAFŞAR, YAKABAYAT, YAKABİLME, YAKALAMAK, YAKALANIŞ, YAKALANMA, YAKALATMA, YAKALIKLI, YAKAMOZLU, YAKAPINAR, YAKARIŞLI, YAKASİNEK, YAKATARLA, YAKICILIK, YAKINDOĞU, YAKINSAMA, YAKINYURT, YAKIŞAKLI, YAKIŞIKLI, YAKITTEPE, YAKIVERME, YAKLANMAK, YAKLAŞMAK, YAKTAPTAN, YAKTIRMAK, YAKUPARPA, YAKUTUMSU
YAKABAŞI, YAKABOYU, YAKADERE, YAKADİBİ, YAKAEMİR, YAKAKAYA, YAKAKAYI, YAKAKENT, YAKALAMA, YAKAÖREN, YAKARMAK, YAKAŞMAK, YAKAYELİ, YAKAYERİ, YAKAYURT, YAKÇUKUR, YAKILMAK, YAKILMAN, YAKIMSAK, YAKINCAK, YAKINÇAĞ, YAKINDAN, YAKINLIK, YAKINMAK, YAKINSAK, YAKINTAŞ, YAKIŞMAK, YAKITKÖY, YAKITLIK, YAKITMAK, Devamını Oku »»
YAKABAĞ, YAKABOY, YAKACAK, YAKACIK, YAKAĞAN, YAKAKÖY, YAKALAR, YAKALIK, YAKAMAK, YAKAMOZ, YAKARCA, YAKARIŞ, YAKARMA, YAKASIZ, YAKICAK, YAKICEK, YAKICIK, YAKILMA, YAKIMAK, YAKIMCI, YAKINAN, YAKINCA, YAKINDA, YAKINIŞ, YAKINMA, YAKINTI, YAKIŞIK, YAKIŞMA, YAKITÇI, YAKITLI, Devamını Oku »»
YAKACA, YAKALI, YAKARI, YAKAZA, YAKICI, YAKMAÇ, YAKMAK, YAKMUK, YAKŞAK, YAKULT
YAKAN, YAKAR, YAKIB, YAKIM, YAKIN, YAKIŞ, YAKIT, YAKİN, YAKMA, YAKUP, YAKUT
YAKA, YAKI, YAKU
YAK
YAK
Tibet'te, Asya'nın bazı yörelerinde yabani veya evcil olarak yaşayan, kılları uzun bir tür öküz, Tibet öküzü, Tibet sığırı (Bos grunniens).
YAKAÇİFTLİKKÖYÜ
Antalya şehrinde, Elmalı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YAKALAYIVERMEK
Çabucak veya kısa sürede yakalamak.
YAKINLAŞABİLME
Yakınlaşabilmek işi.
YAKLAŞTIRABİLME
Yaklaştırabilmek işi.
YAKALATABİLMEK
Yakalatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAKALANIVERMEK
Çok çabuk veya kısa sürede yakalanmak.
YAKALIKAMÇILILAR
(Choanoflagellata), Birgözeli hayvanlardan kamçılılar (Flagellata) sınıfına giren bir familya Dibinde kasılabilen bir yaka ile çevrili bir kamçıları vardır.
YAKINLAŞABİLMEK
Yakınlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAKALAYABİLMEK
Yakalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAKINLAŞTIRABİLME
Yakınlaştırabilmek işi.
YAKALANABİLMEK
Yakalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAKADEMİRCİLER
Zonguldak kenti, Çaycuma ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YAKIŞTIRABİLMEK
Yakıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAKLAŞTIRABİLMEK
Yaklaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAKLAŞILABİLMEK
Yaklaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHMAKÇA
Biraz ahmak. (ahma'kça) Ahmağa yakışır bir biçimde, aptalca, angutça.
AĞIMLI
Ağımı olan (ayak).
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AHİREN
Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AĞIRAYAK
Doğurması yakın (kadın).
AFYONKEŞ
Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.