VUR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "vur" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. vur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu vur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

VURGULAYABİLMEK, VURGULANABİLMEK, VURDUMDUYMAZLIK

14 harfli kelimeler

VURGULAYABİLME, VURGULANABİLME

13 harfli kelimeler

VURDURABİLMEK

12 harfli kelimeler

VURGULUYAYIK, VURDURABİLME, VURULUVERMEK, VURDUMDUYMAZ, VURULABİLMEK, VURUŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

VURULABİLME, VURULUVERME, VURMATARAĞI, VURGULATMAK, VURGUSUZLUK, VURGUNCULUK, VURUŞABİLME, VURUŞKANLIK, VURUŞTURMAK

10 harfli kelimeler

VURUNTUSUZ, VURAYAZMAK, VURDURTMAK, VURGULAMAK, VURGULATMA, VURUŞTURMA, VURUVERMEK, VURABİLMEK

9 harfli kelimeler

VURABİLME, VURUNTULU, VURGUNLUK, VURUVERME, VURUŞMACI, VURUCULUK, VURDURMAK, VURDURTMA, VURDIRMAK, VURAYAZMA, VURGULAMA

8 harfli kelimeler

VURGUNCU, VURUNMAK, VURDURMA, VURULMAK, VURULMAH, VURUŞKAN, VURASIYA, VURGUSUZ, VURUŞMAK, VURĞUNNU

7 harfli kelimeler

VURTSİT, VURUNMA, VURUNTU, VURDUNA, VURULUŞ, VURGULU, VURACAN, VURULMA, VURANAK, VURUŞMA, VURAVUR, VURUŞGU, VURMALI

6 harfli kelimeler

VURGUN, VURUCU, VURTUT, VURMAK, VURKUN, VURKAÇ, VURĞUN

5 harfli kelimeler

VURUM, VURUK, VURÇİ, VURUŞ, VURGU, VURMA, VURAL, VURAÇ

4 harfli kelimeler

VURU

3 harfli kelimeler

VUR

Bazı kelimelerin anlamları

VUR

Sersem, aptal.

VURULUVERMEK

Ansızın vurulmak.

VURULABİLMEK

Vurulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

VURDURABİLME

Vurdurabilmek işi.

VURGULAYABİLME

Vurgulayabilmek işi.

VURGULAYABİLMEK

Vurgulama imkânı veya olasılığı bulunmak.

VURDUMDUYMAZ

Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü.

VURGULUYAYIK

Tokmakla yoğurda vurularak yağ elde edilen arı kovanı biçiminde yayık. (Pasinler Erzurum).

VURDURABİLMEK

Vurdurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

VURULABİLME

Vurulabilmek işi.

VURGULANABİLME

Vurgulanabilmek işi.

VURMATARAĞI

Dokuma tezgahlarında düğümleri sıkıştırmak amacıyla kullanılan uç kısmında madensel dişliler bulunan ağaç vurgu aracı. (Taşpınar Aksaray Niğde).

VURULUVERME

Vuruluvermek işi.

VURGULANABİLMEK

Vurgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

VURDUMDUYMAZLIK

Aldırmazlık, aldırışsızlık, umursamazlık.

VURUŞABİLMEK

Vuruşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında VUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALGIN

Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.

ANLAYIŞSIZLIK

Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.

AKSONA

Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları.

ANLATIMCI

Yalnızca hikâye etmeye ağırlık veren eser. Dışa vurumcu.

AMİR

Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AFİŞE

"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

ANLATIMCILIK

Dışa vurumculuk.

AKSAN

Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.

ALAVERECİ

Vurguncu.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ATICI

İyi nişan alan, attığını vuran (kimse). Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse).

ALLEM

"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

ASTARLAMAK

Astar geçirmek. Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek.

ATIŞ

Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.