Kelimeler arşivi içinde; başında "vur" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. vur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu vur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
VURGULAYABİLMEK, VURGULANABİLMEK, VURDUMDUYMAZLIK
VURGULAYABİLME, VURGULANABİLME
VURDURABİLMEK
VURGULUYAYIK, VURDURABİLME, VURULUVERMEK, VURDUMDUYMAZ, VURULABİLMEK, VURUŞABİLMEK
VURULABİLME, VURULUVERME, VURMATARAĞI, VURGULATMAK, VURGUSUZLUK, VURGUNCULUK, VURUŞABİLME, VURUŞKANLIK, VURUŞTURMAK
VURUNTUSUZ, VURAYAZMAK, VURDURTMAK, VURGULAMAK, VURGULATMA, VURUŞTURMA, VURUVERMEK, VURABİLMEK
VURABİLME, VURUNTULU, VURGUNLUK, VURUVERME, VURUŞMACI, VURUCULUK, VURDURMAK, VURDURTMA, VURDIRMAK, VURAYAZMA, VURGULAMA
VURGUNCU, VURUNMAK, VURDURMA, VURULMAK, VURULMAH, VURUŞKAN, VURASIYA, VURGUSUZ, VURUŞMAK, VURĞUNNU
VURTSİT, VURUNMA, VURUNTU, VURDUNA, VURULUŞ, VURGULU, VURACAN, VURULMA, VURANAK, VURUŞMA, VURAVUR, VURUŞGU, VURMALI
VURGUN, VURUCU, VURTUT, VURMAK, VURKUN, VURKAÇ, VURĞUN
VURUM, VURUK, VURÇİ, VURUŞ, VURGU, VURMA, VURAL, VURAÇ
VURU
VUR
VUR
Sersem, aptal.
VURULUVERMEK
Ansızın vurulmak.
VURULABİLMEK
Vurulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
VURDURABİLME
Vurdurabilmek işi.
VURGULAYABİLME
Vurgulayabilmek işi.
VURGULAYABİLMEK
Vurgulama imkânı veya olasılığı bulunmak.
VURDUMDUYMAZ
Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü.
VURGULUYAYIK
Tokmakla yoğurda vurularak yağ elde edilen arı kovanı biçiminde yayık. (Pasinler Erzurum).
VURDURABİLMEK
Vurdurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
VURULABİLME
Vurulabilmek işi.
VURGULANABİLME
Vurgulanabilmek işi.
VURMATARAĞI
Dokuma tezgahlarında düğümleri sıkıştırmak amacıyla kullanılan uç kısmında madensel dişliler bulunan ağaç vurgu aracı. (Taşpınar Aksaray Niğde).
VURULUVERME
Vuruluvermek işi.
VURGULANABİLMEK
Vurgulanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
VURDUMDUYMAZLIK
Aldırmazlık, aldırışsızlık, umursamazlık.
VURUŞABİLMEK
Vuruşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde VUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ANLAYIŞSIZLIK
Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.
AKSONA
Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları.
ANLATIMCI
Yalnızca hikâye etmeye ağırlık veren eser. Dışa vurumcu.
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ANLATIMCILIK
Dışa vurumculuk.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
ALAVERECİ
Vurguncu.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ATICI
İyi nişan alan, attığını vuran (kimse). Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse).
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
ASTARLAMAK
Astar geçirmek. Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek.
ATIŞ
Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.