Kelimeler arşivinde; içinde "vuş" olan, toplam 129 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vuş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vuş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vuş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HÜSEYİNÇAVUŞOĞLU
ÇAVUŞKUŞUGİLLER, KAVUŞTURABİLMEK, SAVUŞTURABİLMEK
KAVUŞTURABİLME, KOVUŞTURMAZLIK, SAVUŞTURABİLME
ÇAVUŞÇİFTLİĞİ, HASANÇAVUŞLAR, KAYADİBİÇAVUŞ, TAVUŞANALMASI, YUKARIÇAVUŞLU
BÜYÜKÇAVUŞLU, KAVUŞABİLMEK, KAVUŞUKLAMAK, KAVUŞUVERMEK, SAVUŞUVERMEK, ŞİREMİRÇAVUŞ, VUŞERERİOZİS
BAŞÇAVUŞLUK, KAVUŞTURMAK, KOVUŞTURMAK, SAVUŞTURMAK, ÜSTÇAVUŞLUK, ÇAVUŞBAYIRI, ÇAVUŞPINARI, KARVUŞLAMAK, KAVUŞABİLME, KAVUŞUVERME, KURŞUNÇAVUŞ, MAHMUTÇAVUŞ, SAVUŞUVERME, YUKARIÇAVUŞ
KOVUŞTURMA, OVUŞTURMAK, SAVUŞTURMA, AŞAĞIÇAVUŞ, BÜYÜKÇAVUŞ, ÇAVUŞBAHÇE, ÇAVUŞBEYLİ, ÇAVUŞÇUGÖL, DAVUŞLAMAK, DOKUZÇAVUŞ, HALİLÇAVUŞ, HASANÇAVUŞ, HAVUŞLAMAK, KAVUŞTURAN, KAVUŞTURMA, KAVUŞULMAK, SAMSAÇAVUŞ, ŞİRİNÇAVUŞ, TOPALÇAVUŞ, YİĞİTÇAVUŞ
OVUŞTURMA, AKÇAÇAVUŞ, AKYALAVUŞ, ÇAVUŞBAŞI, ÇAVUŞDERE, ÇAVUŞKÖYÜ, ÇAVUŞKUŞU, ÇAVUŞOĞLU, ÇAVUŞTEPE, ÇAVUŞYOLU, KARAÇAVUŞ, KOCAÇAVUŞ, ORTAÇAVUŞ, SARIÇAVUŞ
BAŞÇAVUŞ, ÇAVUŞLUK, KAVUŞMAK, KAVUŞTAK, SAVUŞMAK, ÜSTÇAVUŞ, ALAÇAVUŞ, BOZÇAVUŞ, BUVUŞMAK, CALGAVUŞ, ÇALKAVUŞ, ÇAVUŞAĞA, ÇAVUŞKAN, ÇAVUŞKÖY, ÇAVUŞLAR, GAVUŞAĞI, GÜLÇAVUŞ, KAVUŞKAN, KAVUŞLAK, KAVUŞMAZ, KAVUŞTUK, KOVUŞMAK, MELLAVUŞ, ŞALKAVUŞ, TAVUŞMAK, YALDAVUŞ
KAVUŞMA, KAVUŞUM, SAVUŞMA, AVUŞMAK, ÇAVUŞÇU, ÇAVUŞİN, ÇAVUŞLU, DAVUŞAN, DAVUŞTI, DAVUŞTU, DOVUŞAN, GAVUŞAH, KAVUŞAK, KAVUŞUK, MARAVUŞ, SİYAVUŞ, TAVUŞTU, YALAVUŞ, YAVUŞAH, YAVUŞAN
KARVUŞ, VUŞŞEN
ÇAVUŞ, KOVUŞ, COVUŞ, DAVUŞ, DOVUŞ, GOVUŞ, HAVUŞ, KAVUŞ, KUVUŞ, MAVUŞ, TAVUŞ, VAVUŞ
AVUŞ
VUŞ
VUŞ
Acıma, şaşkınlık, sevgi, üşüme, acı bildirir ünlem.
ÇAVUŞÇİFTLİĞİ
Kütahya ilinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Yalova ilinde, Altınova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SAVUŞTURABİLME
Savuşturabilmek işi.
ÇAVUŞKUŞUGİLLER
(Upupidae),alt-takımına giren bir familyası. Gagaları uzun ve hafifçe yay biçimindedir. Kanatları kısadır. Avrupa, Asya ve Afrikada yaşarlar.Çavuşkuşu (Upupa epops)en iyi bilinen türüdür.(bk).
HASANÇAVUŞLAR
İzmir ili, Boğaziçi nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KAVUŞABİLMEK
Kavuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAVUŞTURABİLME
Kavuşturabilmek işi.
HÜSEYİNÇAVUŞOĞLU
Zonguldak şehrinde, Devrek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KAYADİBİÇAVUŞ
Bartın ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KOVUŞTURMAZLIK
(Söz sanatı terimi) Cümlede, başlanmış bulunan bir kuruluşu bırakıp sözü başka bir kuruluşla bitirme çalımı. "O sana bu kadar iyilik etsin, sonra da ondan en ufak bir yardımı esirgemek!" gibi ki baştaki cümleye göre son parça sonra da sen ondan en ufak bir yardımı esirge! şeklinde olmalı idi.
YUKARIÇAVUŞLU
Trabzon ili, Sürmene ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BÜYÜKÇAVUŞLU
İstanbul ili, Sinekli nahiyesine bağlı bir bölge.
KAVUŞUKLAMAK
Elde etmek.
KAVUŞTURABİLMEK
Kavuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TAVUŞANALMASI
Al, ufak meyveleri olan, çalı süpürgesi yapmaya elverişli, küçük boyda bir çeşit ağaç.
SAVUŞTURABİLMEK
Savuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde VUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EKMEK
Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.
CIZLAM
Kaçma, savuşma.
ÇAVUŞLUK
Çavuş olma durumu. Çavuşun görevi. Çavuşun rütbesi.
DEFETMEK
Kovmak. Savmak, savuşturmak.
BAŞÇAVUŞ
Astsubay başçavuş. Yeniçeri Ocağının çavuşu.
DELTA
Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D). Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
DOLAMAK
İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak. Sarmak, kavuşturmak.
BAŞÇAVUŞLUK
Başçavuş olma durumu. Başçavuşun görevi. Başçavuşun rütbesi.
DELK
Ovma, ovuşturma. Sürtünme.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
DEFOLMAK
Savuşmak, çekilip gitmek.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
ERAT
Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad. Erler.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
CENNET
Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer.
BULUŞMAK
Bir araya gelmek. Kavuşmak. Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek. Karşılaşmak.
ELVEDA
Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.