Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vuş" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vuş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vuş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vuş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KAYADİBİÇAVUŞ
ŞİREMİRÇAVUŞ
YUKARIÇAVUŞ, KURŞUNÇAVUŞ, MAHMUTÇAVUŞ
SAMSAÇAVUŞ, ŞİRİNÇAVUŞ, HASANÇAVUŞ, HALİLÇAVUŞ, TOPALÇAVUŞ, DOKUZÇAVUŞ, YİĞİTÇAVUŞ, BÜYÜKÇAVUŞ, AŞAĞIÇAVUŞ
AKÇAÇAVUŞ, SARIÇAVUŞ, KOCAÇAVUŞ, ORTAÇAVUŞ, AKYALAVUŞ, KARAÇAVUŞ
ŞALKAVUŞ, MELLAVUŞ, GÜLÇAVUŞ, BAŞÇAVUŞ, ÇALKAVUŞ, CALGAVUŞ, BOZÇAVUŞ, YALDAVUŞ, ALAÇAVUŞ, ÜSTÇAVUŞ
YALAVUŞ, MARAVUŞ, SİYAVUŞ
KARVUŞ
KAVUŞ, TAVUŞ, VAVUŞ, MAVUŞ, KUVUŞ, HAVUŞ, GOVUŞ, DOVUŞ, DAVUŞ, COVUŞ, KOVUŞ, ÇAVUŞ
AVUŞ
VUŞ
VUŞ
Acıma, şaşkınlık, sevgi, üşüme, acı bildirir ünlem.
MAHMUTÇAVUŞ
Erzurum ilinde, Narman ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BÜYÜKÇAVUŞ
Şanlıurfa kenti, Viranşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
AKÇAÇAVUŞ
Yoğurtlu yumurta yemeği. (Akbaş Güdül Ankara).
HASANÇAVUŞ
Düzce şehrinde, Akçakoca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kars şehri, Arpaçay ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
TOPALÇAVUŞ
Erzurum şehrinde, Aşkale ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KAYADİBİÇAVUŞ
Bartın ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ŞİRİNÇAVUŞ
Balıkesir kenti, Edincik bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HALİLÇAVUŞ
Erzurum ili, Halilçavuş bucağına bağlı bir bölge.
YUKARIÇAVUŞ
Çanakkale kenti, Kalkım nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Çankırı ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DOKUZÇAVUŞ
Siirt ili, Dilektepe nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
AŞAĞIÇAVUŞ
Çanakkale ili, Kalkım nahiyesine bağlı bir yer. Çankırı şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YİĞİTÇAVUŞ
Diyarbakır ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞİREMİRÇAVUŞ
Bartın ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KURŞUNÇAVUŞ
Ardahan şehri, Posof ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SAMSAÇAVUŞ
Bolu şehri, Mudurnu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde VUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
CIZLAM
Kaçma, savuşma.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
BAŞÇAVUŞLUK
Başçavuş olma durumu. Başçavuşun görevi. Başçavuşun rütbesi.
DEFOLMAK
Savuşmak, çekilip gitmek.
DELK
Ovma, ovuşturma. Sürtünme.
EKMEK
Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
BULUŞMAK
Bir araya gelmek. Kavuşmak. Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek. Karşılaşmak.
ELVEDA
Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
DELTA
Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D). Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız.
ÇAVUŞLUK
Çavuş olma durumu. Çavuşun görevi. Çavuşun rütbesi.
DEFETMEK
Kovmak. Savmak, savuşturmak.
BULMAK
Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
BAŞÇAVUŞ
Astsubay başçavuş. Yeniçeri Ocağının çavuşu.
ERAT
Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad. Erler.
DOLAMAK
İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak. Sarmak, kavuşturmak.
CENNET
Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer.