Sonu VARA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vara" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vara ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında vara olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

BOZKAVARA

8 harfli kelimeler

PALAVARA, MULAVARA

7 harfli kelimeler

VARVARA, HAYVARA, HEYVARA

6 harfli kelimeler

ZAVARA, TAVARA, ŞUVARA, ŞIVARA, PUVARA, HAVARA, GOVARA, GAVARA, CUVARA, BUVARA, KAVARA

5 harfli kelimeler

AVARA

4 harfli kelimeler

VARA

Bazı kelimelerin anlamları

VARA

Balyoz.

HEYVARA

Tembel: Heyvaralığın sırası değil.

MULAVARA

Saklambaç oyunu.

ŞUVARA

Ozan.

PALAVARA

Kerpiçten yapılan yapılarda, kapı ve pencere üstlerine konulan kalın, ağaç direk. Abartarak, yalan yanlış konuşma. Pencere ve kapıların üst kısımlarına konan kalas. (Buruncuk Yerköy Yozgat).

CUVARA

Sigara. Sigara, karşılığı cıara, cuara.

ŞIVARA

Âşık.

TAVARA

Eğri (bacak için). Karabasan, kâbus. Uyuyan kimsenin üstüne abanarak ağırlık verdiğine inanılan, kediye benzetilen düşsel yaratık, karabasan.

BOZKAVARA

Sıska.

HAVARA

Boş (tahıl için): Bu yıl ekinler çok havara. Yumuşak, beyaz, tebeşirimsi bir çeşit yapı taşı. Üçüncü şahsın kavgaya karışıp kızıştırması (için). Ses seda, haber. Kavga, doğuş.

PUVARA

Baca. Baca (Çayağzı), karşılığı paca, peci.

VARVARA

Gürültü. Sonuç.

HAYVARA

İşsiz ve kararsızca dolaşan. Zararını düşünmeden düzensiz iş yapan kişi.

GOVARA

Yellenme.

ZAVARA

İri öğütülmüş un. İri öğütülmüş hayvan yemi.

GAVARA

Kavga, gürültü. Balsız, boş petek. Yellenme. Hafif.

  -   -   -  

Anlamında VARA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÜŞMAN

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

AKLAMAK

Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.

DUACI

Tanrı'ya yalvaran kimse.

İKİLİK

İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu. Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, tefrika. Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık. Birlik notanın yarı süre değerindeki nota. İki kuruşluk gümüş akçe. İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen.

HAZCILIK

Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti, hedonizm. Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi, hedonizm. Hazza, fiziksel zevke hastalık derecesinde düşkünlük, hedonizm.

FRENGİ

Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.

GÜRÜLTÜCÜLÜK

Gürültücü olma durumu, velvelecilik, kavaracılık.

GÜRÜLTÜCÜ

Gürültü yapan veya gürültü çıkaran (kimse), velveleci, kavaracı.

İLLET

Hastalık. Hastalık derecesine varan alışkanlık. Sebep. Bozukluk. Kızdıran, sinirlendiren (şey ya da kimse).

KEREVET

Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

HALI

Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı.

DİYE

Herhangi bir yargıya vararak. Diyerek. Niteleyerek.

CANAVARCA

Canavar gibi. (canava'rca) Canavara uygun bir biçimde, canavarcasına.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

ÇIRPI

Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

GECİKMEK

Geç kalmak, herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak. Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak.

BİREYLEŞME

Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.