Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vara" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vara ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vara olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BOZKAVARA
PALAVARA, MULAVARA
VARVARA, HAYVARA, HEYVARA
ZAVARA, TAVARA, ŞUVARA, ŞIVARA, PUVARA, HAVARA, GOVARA, GAVARA, CUVARA, BUVARA, KAVARA
AVARA
VARA
VARA
Balyoz.
GAVARA
Kavga, gürültü. Balsız, boş petek. Yellenme. Hafif.
HAYVARA
İşsiz ve kararsızca dolaşan. Zararını düşünmeden düzensiz iş yapan kişi.
ZAVARA
İri öğütülmüş un. İri öğütülmüş hayvan yemi.
HAVARA
Boş (tahıl için): Bu yıl ekinler çok havara. Yumuşak, beyaz, tebeşirimsi bir çeşit yapı taşı. Üçüncü şahsın kavgaya karışıp kızıştırması (için). Ses seda, haber. Kavga, doğuş.
GOVARA
Yellenme.
HEYVARA
Tembel: Heyvaralığın sırası değil.
VARVARA
Gürültü. Sonuç.
ŞIVARA
Âşık.
CUVARA
Sigara. Sigara, karşılığı cıara, cuara.
ŞUVARA
Ozan.
TAVARA
Eğri (bacak için). Karabasan, kâbus. Uyuyan kimsenin üstüne abanarak ağırlık verdiğine inanılan, kediye benzetilen düşsel yaratık, karabasan.
BOZKAVARA
Sıska.
MULAVARA
Saklambaç oyunu.
PALAVARA
Kerpiçten yapılan yapılarda, kapı ve pencere üstlerine konulan kalın, ağaç direk. Abartarak, yalan yanlış konuşma. Pencere ve kapıların üst kısımlarına konan kalas. (Buruncuk Yerköy Yozgat).
PUVARA
Baca. Baca (Çayağzı), karşılığı paca, peci.
Bu bölümde tanımı içerisinde VARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAZCILIK
Zevki, insan hayatının tek değer ve amacı sayan, haz veren her şeyin iyi olduğunu kabul eden öğreti, hedonizm. Ekonomik etkinliğin, hazzın en yüksek derecesine varacak biçimde geliştirilmesi öğretisi, hedonizm. Hazza, fiziksel zevke hastalık derecesinde düşkünlük, hedonizm.
AKLAMAK
Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.
İLLET
Hastalık. Hastalık derecesine varan alışkanlık. Sebep. Bozukluk. Kızdıran, sinirlendiren (şey ya da kimse).
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
GÜRÜLTÜCÜLÜK
Gürültücü olma durumu, velvelecilik, kavaracılık.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.
İKİLİK
İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu. Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, tefrika. Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık. Birlik notanın yarı süre değerindeki nota. İki kuruşluk gümüş akçe. İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
HALI
Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
DUACI
Tanrı'ya yalvaran kimse.
GÜRÜLTÜCÜ
Gürültü yapan veya gürültü çıkaran (kimse), velveleci, kavaracı.
KEREVET
Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir.
DİYE
Herhangi bir yargıya vararak. Diyerek. Niteleyerek.
BİREYLEŞME
Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
GECİKMEK
Geç kalmak, herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak. Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak.
ÇIRPI
Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.
CANAVARCA
Canavar gibi. (canava'rca) Canavara uygun bir biçimde, canavarcasına.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.