İçinde VARI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "varı" olan, toplam 55 tane kelime bulunuyor. İçerisinde varı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu varı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında varı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÜSTHAVAYUVARI, ALTHAVAYUVARI

12 harfli kelimeler

SUVARINILMAK, VARILABİLMEK

11 harfli kelimeler

YALVARIŞMAK, TOHUMDAVARI, VARILABİLME, YALVARILMAK

10 harfli kelimeler

VARILDAMAK, YALVARILMA, VARITURMAK, VARIGÖRMEK, VARIVERMEK, YALVARIŞLI, HAVAYUVARI, IŞIKYUVARI, İYONYUVARI, SUVARILMAK, RENKYUVARI, OZONYUVARI

9 harfli kelimeler

VARINCASI, YERYUVARI, KATYUVARI, ISIYUVARI, HAVARIMAK, GAZYUVARI, TÜMEVARIM, GÖKYUVARI

8 harfli kelimeler

SUVARICI, YALVARIŞ, VARIHANA, VARILMAK, VARIŞMAK

7 harfli kelimeler

VARINCA, VARIMLI, VARIŞLI, VARIKIN, VARILMA, SUVARIM, UVARICI

6 harfli kelimeler

VARISI, VARINI, KUVARI, AVARIZ, AVARIK, VARIKE, HAVARI, SUVARI

5 harfli kelimeler

VARIN, VARIŞ, VARIM, VARIL, VARIK, VARIH

4 harfli kelimeler

VARI

Bazı kelimelerin anlamları

VARI

Mısır.

ALTHAVAYUVARI

Havayuvarının, yerden yaklaşık 12 km. yüksekliğe ulaşan, yere yakın kesiminde tüm iklim olaylarının görüldüğü altbölüm.

VARILDAMAK

Söylenmek.

VARILABİLME

Varılabilmek işi.

ÜSTHAVAYUVARI

Althavayuvarının üstünde, yaklaşık 12-40 km arasında kalan havayuvarı bölümü.

VARIGÖRMEK

Gitmek, gidedurmak.

VARITURMAK

Sürekli, devamlı olarak gitmek.

VARIVERMEK

Irza geçmeye girişmek.

YALVARILMAK

Yalvarma işi yapılmak.

TOHUMDAVARI

Düğünden bir hafta önce oğlan evinden kız evine yollanan çeyiz.

YALVARILMA

Yalvarılmak işi.

SUVARINILMAK

Suvarılmak, su içirilmek.

HAVAYUVARI

Yeryuvarını kuşatan çeşitli gaz ve katmanlardan oluşan örtü.

YALVARIŞMAK

Bir çok kimseler bir ağızdan yalvarmak.

VARILABİLMEK

Varılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

YALVARIŞLI

Yalvarır bir biçimde.

  -   -   -  

Anlamında VARI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ÇAKILMAK

Çakma işine konu olmak. Ortaya çıkmak, farkına varılmak, anlaşılmak. Hızla düşüp saplanmak.

AŞAMA

Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

ATMOSFER

Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.

BALİSTİK

Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.

ALTINOLUK

İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.

AKKOR

Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

EJDERHA

Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç bir masal canavarı, ejder, dragon.

DOYGUNLUK

Doygun olma durumu, gönül tokluğu, istiğna, tatmin. Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin.

AĞDALAŞMAK

Ağda durumuna gelmek, ağdalanmak. Sohbet tam tadına varılır durum almak, koyulaşmak.

ARDIL

Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, arda, halef, öncel karşıtı. Bir çıkarımda varılan sonuç.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

EKVATOR

Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim. Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı.

ENDÜKSİYON

Tümevarım.

ÇAKŞIR

Paça bölümü diz üstünde veya diz altında kalan bir tür erkek şalvarı. Kuşların ayağında bulunan ve süs gibi görünen tüy.

BEDEN

Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut. Giysilerde ölçü. Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde. Kale duvarı.

ÇİNTİYAN

İçi astarlı, uzun kadın donu, kadın şalvarı.

ÇIBANBAŞI

Yaranın ucu. Kurcalandığı, üzerine düşüldüğü takdirde ağır veya kötü bir sonuca varılması muhtemel konu. Genel kurallara aykırı davranış içinde olan kimse.

ENGEBE

Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.

ELEKTROŞOK

Ruh hastalıklarında, beyinden, kalp atışındaki düzensizliklerde göğüs duvarından çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek hastayı iyileştirme yöntemi.