VARİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "vari" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. vari ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu vari ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vari olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

VARİKOZİTELER

11 harfli kelimeler

VARİSEKTOMİ

10 harfli kelimeler

VARİKOSİTE

9 harfli kelimeler

VARİKÖZİS, VARİYETLİ, VARİMİSSE, VARİKOSEL, VARİDATLİ, VARİDATÇI

8 harfli kelimeler

VARİKOİT, VARİSSİZ, VARİYETE

7 harfli kelimeler

VARİKÖZ, VARİSLİ, VARİYET, VARİDAT

6 harfli kelimeler

VARİDE, VARİKS

5 harfli kelimeler

VARİK, VARİL, VARİS, VARİT

4 harfli kelimeler

VARİ

Bazı kelimelerin anlamları

VARİ

Maymunlar (Primates) takımının, makigiller (Lemuridae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 50 cm kadar kuyruğu olan, kara, beyaz ya da kanşık renkli, Madagaskar'da yaşayan bir tür. (Lemur variegatus) Maymunlar (Primates) takımının makigiller (Lemuridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 50 cm. Kara, beyaz ya da karışık renklidir. Madagaskarda yaşar.

VARİKOSİTE

Flebektazi. Varis. Varisten etkilenmiş toplardamar.

VARİKÖZ

Varise ait olan veya onun özelliklerini gösteren.

VARİYETLİ

Zengin.

VARİMİSSE

Var idiyse.

VARİKOSEL

Spermatik kordon toplardamarlarının skrotumu şişirecek ve ağrıya neden olacak biçimde genişleme göstermesi, sirsosel. Kesit yüzlerinde büyük organize tabakalı trombozlara rastlanır. Ara sıra aygırlarda, ender olarak boğalarda; koçlarda ise yaklaşık % 1-2 oranında, yaşla birlikte artan sıklıkta dikkati çeker. Dişilerde döl yatağı ligamentlerinin etrafındaki toplardamarların kıvrıntılar gösterecek tarzda genişlemesi.

VARİKOİT

Varise benzeyen.

VARİDATLİ

Çok gelirli; müreffeh.

VARİSSİZ

Varisi olmayan.

VARİSLİ

Varis rahatsızlığı olan kişi. Vârisi olan.

VARİDATÇI

Devletin gelir işlerini yürüten görevli.

VARİKOZİTELER

Postgangliyonik miyelinsiz sinir liflerinin efektör hücrelerle kavşak yapan uç kısımlarında tespih dizisine benzer biçimde sıralanmış düğümler.

VARİSEKTOMİ

Varisin operasyonla çıkarılması.

VARİYET

Varlık, zenginlik.

VARİYETE

Ait olduğu türden çok ufak farklarla ayrılan birey, ait olduğu belirli bir grup organizmadan görev ve yapı karakterleri bakımından ayrılan bir organizma. Ait olduğu türden çok ufak farklarla ayrılan birey; ait olduğu belirli bir grup organizmadan görev ve yapı karakterleri bakımından ayrılan bir organizma.

VARİKÖZİS

Flebektazi.

  -   -   -  

Anlamında VARİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VARİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ORDUBOZAN

Oyunbozan. Arabozan. Varis.

BOMBA

Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.

ATLI

Atı olan. Ata binmiş kimse, süvari. Binek atı kullanan (asker veya asker sınıfı).

ÇIRÇIL

Gemilere fıçı, varil vb. yükü yükleme, boşaltma sırasında kullanılan iki tarafı kancalı sapan.

CERİDE

Gazete. Tutanak, kayıt defteri. Süvari kolu.

VARLIK

Var olma durumu, mevcudiyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olan her şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat.

HAVARİLİK

Havari olma durumu.

BASUR

Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.

APOTR

Yardımcı, koruyucu, havari.

SUBAŞI

Şehirlerin güvenlik işlerine bakan görevlilerin başı. Osmanlılarda kapıkulu süvarileri arasından, savaş zamanı güvenlik işlerine bakmak, barış zamanı da vergi toplamak işleri için ayrılan kimse. Rumeli'de çiftlik kâhyası. Acemi ocaklarında küçük aşamalı subay.

LEJYON

Eski Romalılarda piyade ve süvarinin oluşturduğu askerî birlik. Fransa'da genel olarak yabancılardan kurulu, birkaç takımdan oluşan piyade birliği.

GELİR

Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat. Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat.

SÜVARİLİK

Süvari olma durumu. Pantolonun dizine ve arkasına konulan parça.

YUSUFÇUK

Dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan, güvercine benzeyen, ondan daha küçük bir kuş (Turtur auritus). Parlak renkli, iri kanatlı, büyük kız böceği (Libellula variegata).

ÇARKACI

Osmanlı ordusunda öncü süvari birliğinde görevli asker.

YOKSUL

Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.

AKVARYUMCU

Akvaryum işiyle uğraşan kimse, akvarist. Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse, akvarist.

KUDAS

Hz. İsa'nın havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için, Hristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören, liturya.

BASMAKALIP

Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe. Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan bir biçimde, sloganvari.

YOKSULLUK

Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.