Kelimeler arşivi içinde; sonunda "vana" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. Sonu vana ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında vana olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde vana olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PIRAZVANA
PARAVANA, KARAVANA, ZIRAVANA, KIRAVANA, HARAVANA
DIRVANA, DİRVANA, KARVANA
ZUVANA, ZİVANA, TUVANA, TAVANA, KAVANA, HAVANA, DİVANA, ARVANA, ZIVANA, TÜVANA, SAVANA
AVANA
VANA
VANA
Boru içindeki bir akışkanın akışını durdurmaya veya serbest bırakmaya yarayan alet, valf.
TAVANA
Mutfak.
KIRAVANA
Aba kumaşından yapılan şalvar.
DİRVANA
Yağ ve ayran yapmaya yarayan yayık. Güvercin büyüklüğünde gri renkli göçmen bir kuş.
ZİVANA
Değirmen bendine suyun çıktığı yer.
DIRVANA
Yayık. Çobanların süt sağdıkları iki kulplu çinko kap.
KARVANA
Karavana.
TUVANA
Güçlü, kuvvetli.
KAVANA
Ağaçtan oyulmuş kapaklı kavanoz.
ZIRAVANA
İriyarı.
PIRAZVANA
Kılıç, bıçak vb. saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü.
ZUVANA
Zıvana.
HAVANA
Gökkuşağı.
HARAVANA
Tencere.
KARAVANA
Genellikle orduda yemek dağıtımında kullanılan büyük metal kap. Bu kaptan dağıtılan yemek. Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama. İnce, yassı elmas.
PARAVANA
Paravan.
Bu bölümde tanımı içerisinde VANA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
DİNÇ
Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı, zinde, tendürüst, tüvana. Canlı, zinde bir biçimde.
KAPAK
Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.
ÇIĞ
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
BEHİMİ
Hayvanca, hayvana yakışır bir biçimde olan (duygu).
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
ÇULLAMAK
Hayvana çul örtmek. Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak.
AVANAKÇA
Avanak gibi, avanağa yakışır bir biçimde.
KERES
Büyük ve derin karavana.
KAÇIK
İlmeği kaçmış (çorap vb.). Çorabın ilmeği kaçmış yeri. Bir yana kaçmış, kaymış. Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız.
KARAVANACI
Karavanayı taşıyan asker. Hedef tahtasını vuramayan kimse.
KAŞAĞILAMAK
Tımar etmek için hayvana kaşağı sürmek.
ENAYİ
Fazla bön, avanak, et kafalı, budala.
KÜRATÖR
Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb.ni yöneten ve etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse.
BÖN
Budala, saf, avanak, ahmak.
AVANAKLIK
Avanak olma durumu, avanakça davranış.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.