Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uy" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uy ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında uy olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜÇÜKTUY
HAYHUY, TOMBUY, SİMRUY, KONÇUY
ABRUY, URGUY
ABUY, OBUY, UKUY
BUY, KUY, HUY, SUY, DUY, TUY, UUY, VUY, ZUY
UY
UY
Korku, acı, acıma bildirir ünlem.
ABUY
Şaşma ve korku ünlemi. Acıma, keder bildirir bir ünlem.
KONÇUY
Prenses.
HUY
İnsanın yaradılış ve ruh özelliklerinin bütünü, mizaç, tabiat. Alışkanlık.
SUY
Su.
DUY
Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer.
SİMRUY
Gümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.
TOMBUY
Bir avuç, bir tutam.
HAYHUY
Boş ve sonuçsuz iş veya çaba.
UKUY
Uyku.
ABRUY
Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.
URGUY
Sivrisinek.
KÜÇÜKTUY
Erzurum ilinde, Pasinler ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
OBUY
Şaşma ünlemi.
BUY
Vay gibi, şaşma, alay bildirir ünlem. Endişe ve şaşma ifade eden ünlem; oy!.
KUY
Şal ve bez dokunan dokuma aygıtı. Suyun akarak ağaçlar altında yaptığı oyuklar. Kuyu, bk. kuyi. Şal dokuma tezgahı. (Yavuz Şavşat Artvin).
Bu bölümde tanımı içerisinde UY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ACIKTIRMAK
Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ACUZE
Huysuz, yaşlı kadın.