Kelimeler arşivi içinde; başında "usta" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. usta ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu usta ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde usta olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
USTACASINA, USTALAŞMAK, USTAMEHMET
USTAHASAN, USTALAŞMA, USTALIKLA, USTALIKLI, USTALUKLİ
USTABAŞI, USTACALI, USTAOĞLU
USTALAR, USTALIK
USTACA
USTAN
USTA
USTA
Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse. Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi. Akıl veren ya da öğreten kimse. Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir. Zanaat öğreticisi. Zanaatçılar için unvan.
USTALUKLİ
Becerikli, tecrübeli.
USTALIK
Usta olma durumu. Beceriklilik, el uzluğu, maharet.
USTALIKLA
Ustaca. Kurnazca.
USTALAŞMA
Ustalaşmak durumu.
USTAN
Kertenkele.
USTALAR
Artvin kenti, Aşağıırmaklar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
USTACALI
Samsun ilinde, Çarşamba ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
USTAMEHMET
Tokat ilinde, Doğanyurt bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
USTACASINA
Ustaca.
USTACA
Ustaya yakışan. (usta'ca) Kurnazlıkla. (usta'ca) El uzluğu ile, ustalıkla, ustacasına.
USTALIKLI
Ustalıkla yapılmış.
USTAOĞLU
Bartın şehri, Kozcağız nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
USTAHASAN
Şanlıurfa şehrinde, Hilvan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Tokat şehrinde, Niksar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
USTALAŞMAK
Bir işi yapmakta usta durumuna gelmek.
USTABAŞI
Bir iş yerinde çalışan ustaların başı olan ve onları denetleyen kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde USTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİNKOGRAF
Çinkografi ustası.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
ÇIRAK
Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse. Dükkânda ayak işlerine bakan kimse. Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse.
ELEKTRİKÇİ
Elektrik işleri yapan usta.
ÇALMACI
Maden üzerine çalma işi yapan usta.
BARDA
Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç. Fıçıcı keseri.
BETONCU
Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi.
BECERİKLİLİK
Becerikli olma durumu, ustalık, maharetlilik.
ARMADOR
Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
EHLİYET
Sürücü belgesi. Ustalık, uzluk.
BECERİKSİZ
Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.
DİPLOMASİ
Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü. Bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği. Bu görevlilerin oluşturduğu topluluk. Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik. Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı.
BECERİKLİ
Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
CAMBAZ
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
CIZIRDATMAK
Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak. Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak.
ÇAÇA
Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici. Genelev işleten kadın, abla, mama (II).
DİKDÖRTGEN
Açıları dik olan paralel kenar, mustatil. Bu biçimde olan.