Kelimeler arşivi içinde; sonunda "uman" olan, toplam 40 adet kelime bulunmaktadır. Sonu uman ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında uman olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde uman olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GOMPARTUMAN
DARMADUMAN, ANJANBUMAN
KARATUMAN, DIRAĞUMAN, KARADUMAN, HACINUMAN, GARATUMAN
TOKLUMAN, TOHLUMAN, PORSUMAN, MARZUMAN, KURDUMAN, TORCUMAN, KÖRDUMAN, KORDUMAN, KILDUMAN, HANTUMAN, GÖKDUMAN, ÇİYDUMAN, BOZDUMAN, PANSUMAN
GOCUMAN, EVCUMAN, DULUMAN, HUTUMAN, DOLUMAN, UĞRUMAN, ARZUMAN, AKDUMAN, HANUMAN
ASUMAN, ULUMAN
NUMAN, KUMAN, TUMAN, DUMAN, CUMAN, GUMAN
UMAN
UMAN
Umudu olan, bekleyen, umutlu.
KARADUMAN
Siyah duman.
GOMPARTUMAN
Fransızca kökenli compartiment: kompartıman.
TORCUMAN
Hayvanların beslendiği sulak yer.
HACINUMAN
Konya şehri, Altınekin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MARZUMAN
Boysuz, küçük yapılı adam.
KURDUMAN
Kütahya ili, Simav ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ANJANBUMAN
Dizenin son kelimesiyle sonraki dizeyi başlatma sanatı.
PORSUMAN
Öfkelenip kızarmak.
TOKLUMAN
Bir yaşında kuzulayan koyun. Bir yaşında doğuran koyun. Koç isteyen koyun. Kırşehir kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KÖRDUMAN
Sis, pus.
DARMADUMAN
Karmakarışık.
DIRAĞUMAN
Tercüman.
KARATUMAN
Şalvar, bol pantolon. Kadın şalvarı.
GARATUMAN
Kadınların iş görürken giydikleri şalvar.
TOHLUMAN
Bir yaşında doğuran koyun : Bu yıl iki tohlumanımız var. Toklumen (köy).
Bu bölümde tanımı içerisinde UMAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DUMANSIZLIK
Dumansız olma durumu.
DUMANLANMAK
Dumanlı duruma gelmek. Bulanmak, karışmak. Sarhoş olmak.
BAŞKOMUTANLIK
Başkomutan olma durumu, başkumandanlık, serdarlık. Başkomutanın makamı, başkumandanlık. Başkomutanın yaptığı iş, başkumandanlık, serdarlık.
FOSURDATMAK
Tütün, sigara vb.ni duman çıkararak içmek.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
BACA
Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.
ÇÖKMEK
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.
DEYYUS
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse). (de'yyus) Bir sövgü sözü.
BOYNUZLU
Boynuzu olan (hayvan). Karısının veya kadın yakınlarından birinin iffetsizliğine göz yuman (erkek). Troleybüs.
DUMANLAMAK
Dumanlı duruma getirmek. Dumana tutmak. Sarhoş etmek.
DUMANLAMA
Dumanlamak işi.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
DARMADUMANLIK
Darmaduman olma durumu.
DUMANLI
Dumanı olan, duman çıkaran. Esrik, sarhoş. Sıkıntılı, bulanık. Sisli, sisle örtülü.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
ANTRASİT
Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.
DAVLUMBAZ
Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı. Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak.
BAŞKOMUTAN
Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
DUMANSIZ
Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.