İçinde UMAY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "umay" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde umay bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu umay ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında umay olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

CUMAYERİ, FÜRUMAYE, CUMAYANI

7 harfli kelimeler

HUMAYIN, HUMAYİN, HUMAYUN, TUMAYUM, UMAYSIZ

6 harfli kelimeler

CUMAYİ, DUMAYI, SUMAYI

5 harfli kelimeler

TUMAY

4 harfli kelimeler

UMAY

Bazı kelimelerin anlamları

UMAY

Orhun Yazıtları'nda geçen, çocukları ve hayvan yavrularını koruduğuna inanılan kadın Tanrı. Devlet kuşu.

TUMAYUM

Yatkınlık, alışkanlık, yordam : Karanlıkta el tumayumuyla buldum.

HUMAYİN

Amerikan bezi, patiska.

CUMAYANI

Aydın şehri, Köşk ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Bartın ilinde, Amasra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Karabük ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

UMAYSIZ

Avanak, beceriksiz. Düşüncesiz, saygısız. Ahmak, bön, işe yaramaz kimse.

DUMAYI

Büsbütün, tamamen: Bostanı dumayı kazdım. Tamamen, büsbütün.

CUMAYİ

Cuma (Kuşu).

HUMAYIN

Amerikan bezi, patiska.

SUMAYI

Şaşkın, alık : Senin gibi sumayı çocuk görmedim.

TUMAY

Sessiz, sakin.

CUMAYERİ

Düzce iline bağlı ilçelerden biri.

FÜRUMAYE

Sütü bozuk, mayası bozuk, soysuz.

HUMAYUN

Amerikan bezi, patiska. Patiska.

  -   -   -  

Anlamında UMAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UMAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

KAVRUK

Kavrulmuş olan. Kurumaya yüz tutmuş. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememiş olan. Zayıf.

KİST

Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ. İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu 20 mm'den küçük patolojik torba, kitle. Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül.

GÖZLÜK

Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper. Gözene.

BİDAR

Uyanık, uyumayan.

YÜKSÜK

Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç. Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve.

PARTİCİ

Parti üyesi. Siyasi gücünü yalnız kendi yandaşlarına çıkar sağlamak için kullanan kimse, partici. Bir partiye çok bağlı olan, o partinin öğretisini savunmayı, onun çıkarlarını korumayı amaç edinen kimse, fırkacı.

DEĞERBİLMEZ

Değeri olan şeyleri, kimseleri korumayan veya saymayan, iyilikbilmez kimse, kadirbilmez.

EZBERE

Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak. Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden.

ÖRGÜ

Örme işi ya da biçimi. Örülerek yapılan, örme. Örülmüş saç bölüğü, belik. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. Yapı.

SORUŞMAK

Birine sormak. Çamaşır kurumaya başlamak. Kurumak.

KALIP

Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan.

YERLEŞMEK

Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak. Yer bulup oturmak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Rahat bir biçimde oturmak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak.

PÜRİTEN

Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren.

İFFETSİZ

İffetini korumayan, silisiz.

SİLAJ

Taze bitkilerin kıyılmış biçiminin bir siloda sıkıştırılarak korumaya ve saklamaya alınması yöntemi.

KAYDETMEK

Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek. Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek. Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek. Belirtmek, söylemek. Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek. Olumlu sonuç almak. Hatırlamak için yazmak, not etmek. Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak.

VİYOL

Satış sırasında yumurtayı korumayı amaçlayan, atık malzemeden yapılmış özel kap.

STATÜKOCU

Süregelen durumu korumaya meyilli olan. Değişime direnen.

KASİDEHAN

Kaside okumayı meslek edinmiş kimse.