Kelimeler arşivi içinde; başında "umay" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. umay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu umay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde umay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
UMAY
Orhun Yazıtları'nda geçen, çocukları ve hayvan yavrularını koruduğuna inanılan kadın Tanrı. Devlet kuşu.
UMAYSIZ
Avanak, beceriksiz. Düşüncesiz, saygısız. Ahmak, bön, işe yaramaz kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde UMAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KASİDEHAN
Kaside okumayı meslek edinmiş kimse.
YÜKSÜK
Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç. Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
BİDAR
Uyanık, uyumayan.
ÖRGÜ
Örme işi ya da biçimi. Örülerek yapılan, örme. Örülmüş saç bölüğü, belik. İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. Yapı.
GÖZLÜK
Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper. Gözene.
KALIP
Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan.
EZBERE
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak. Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden.
DEĞERBİLMEZ
Değeri olan şeyleri, kimseleri korumayan veya saymayan, iyilikbilmez kimse, kadirbilmez.
KAVRUK
Kavrulmuş olan. Kurumaya yüz tutmuş. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememiş olan. Zayıf.
İFFETSİZ
İffetini korumayan, silisiz.
SORUŞMAK
Birine sormak. Çamaşır kurumaya başlamak. Kurumak.
SİLAJ
Taze bitkilerin kıyılmış biçiminin bir siloda sıkıştırılarak korumaya ve saklamaya alınması yöntemi.
PÜRİTEN
Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren.
KİST
Sporlu bitkilerde, özellikle mantarlarda, su yosunlarında görülen, bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ. İçi koloit, yağ vb. sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu 20 mm'den küçük patolojik torba, kitle. Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül.
KAYDETMEK
Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek. Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek. Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek. Belirtmek, söylemek. Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek. Olumlu sonuç almak. Hatırlamak için yazmak, not etmek. Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak.
PARTİCİ
Parti üyesi. Siyasi gücünü yalnız kendi yandaşlarına çıkar sağlamak için kullanan kimse, partici. Bir partiye çok bağlı olan, o partinin öğretisini savunmayı, onun çıkarlarını korumayı amaç edinen kimse, fırkacı.
STATÜKOCU
Süregelen durumu korumaya meyilli olan. Değişime direnen.
VİYOL
Satış sırasında yumurtayı korumayı amaçlayan, atık malzemeden yapılmış özel kap.
YERLEŞMEK
Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak. Yer bulup oturmak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Rahat bir biçimde oturmak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak.