Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ulum" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ulum ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ulum olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ulum olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DESULFOTOMACULUM
İNTEROPERKULUM
SUSTENTAKULUM, DİPLOSTOMULUM
İNFUNDİBULUM, GUBERNAKULUM, EPİFUNİKULUM, HİBERNAKULUM, RESEPTAKULUM, ŞİSTOSOMULUM, PREOPERKULUM
ADMİNİKULUM, KORPUSKULUM, RETİNAKULUM
TUBERKULUM, KORNİKULUM, VESTİBULUM, SPİRAKULUM, ASETABULUM, ACETABULUM
RETİKULUM, GENİKULUM, KAPİTULUM, OPERKULUM, OSSİKULUM
SEPTULUM, SİNGULUM, SKUTULUM, İBATULUM, GRANULUM, FRENULUM, DOĞRULUM
OSKULUM, YOĞULUM, YORULUM, BURULUM, BOZULUM, YUGULUM, TUTULUM
ZULUM, ŞULUM, GULUM, DULUM, CULUM, TULUM
ULUM
ULUM
Bilimler, ilimler.
DİPLOSTOMULUM
Diplostomatidae ailesinde bulunan strigeid metaserker. Diplostomatidae ailesinde bulunan bir asalak cinsi.
ADMİNİKULUM
Destek, dayanak.
KORPUSKULUM
Gövdecik, cisimcik.
PREOPERKULUM
Balıklarda solungaçların önünde olan membran kemiği. Balıklarda solungaç kapağını oluşturan dört kemikten en önde bulunan membran kemiği.
GUBERNAKULUM
İleten, idare eden. İki şeyi birleştiren kordon veya şerit biçiminde oluşum. Nematodlarda erkek çiftleşme organının belirli bir kısmı.
DESULFOTOMACULUM
Gram negatif, hareketli, zorunlu anaerobik, hücre çapından büyük endospor oluşturan, çubuk biçiminde bakteri.
İNTEROPERKULUM
Kemikli balıklar (Teleostei) ve akciğerli balıklarda (Dipnoi) operkulumun, mandibuluma bağlı olan bir zarsı kemiği.
TUBERKULUM
Tümsekçik, küçük çıkıntı.
RETİNAKULUM
Tutucu bağ, tutmaya yarayan bağ.
ŞİSTOSOMULUM
Schistosoma'larda, metaserkerin yerini alan göç eden serker ve erişkin arasındaki genç evre. Schistosoma'ların tatlı sularda serbest olarak yüzen serkerlerinin konak derisine girerken kuyruklarını kaybetmesi sonucunda oluşan yapı.
EPİFUNİKULUM
Funikulus spermatikusun içinden geçtiği kanalis vaginalisin duvarlarını örten periton yaprağı.
SUSTENTAKULUM
Destek.
RESEPTAKULUM
Bir çiçek kümesinde, çiçek kümesi sapının çok sayıda çiçek taşıyan genişlemiş ucu.
HİBERNAKULUM
Bir organizmanın kış uykusuna yattığı yer.
İNFUNDİBULUM
Huni biçiminde herhangi bir yapı veya organ. Kafadan ayaklıların sifonu. Yüksek organizasyonlu balıklarda hipofizi hipotalamusa bağlayan sap. Ktenoforların yassılaşmış mide boşluğu. Huni.
Bu bölümde tanımı içerisinde ULUM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAYDA
Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan, tiz sesli, nefesli, İskoçların millî çalgısı.
BOŞALTAÇ
Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan araç, hava boşaltma makinesi, boşluk tulumbası.
TULUMBACI
Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse. Külhanbeyi. Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
TULUMCU
Tulum çalan veya yapan kimse.
MOTOPOMP
Motorlu tulumba.
ŞİMİOTROPİZM
Kimya doğrulumu.
TULUMBACILIK
Tulumbacı olma durumu.
KÖKEN
Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.
ÇALPARA
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
PÜSKÜRTEÇ
Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi, pülverizatör. Sprey.
REZENE
Maydanozgillerden, 1-1,5 metre yüksekliğinde, sarı çiçekli, yaprakları iplik biçiminde parçalı, hoş kokulu, baharatlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan, hekimlikte gaz söktürücü olarak yararlanılan çok yıllık otsu bir bitki (Foeniculum vulgare).
FOTOTROPİZM
Işığa doğrulum.
EKLİPTİK
Tutulum.
KELEK
Olgunlaşmamış, ham kavun. Yer yer çıplaklığı veya boşluğu olan. Aptal. Kılsız. Irmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir tür sal.
PİRUHİ
Un, yumurta, tulum peyniri, tereyağı, et suyu ve ceviz içinden yapılmış olan bir hamur yemeği.
TULUK
Tulum.
KIRBACIK
Tulumcuk.
PAVKIRMAK
Tilki ya da çakal ulumak. Çok öfkelenmek. Alev, bir yere doğru yönelmek. Ateş, alev alev yanmak.
POMPALAMAK
Pompa ile şişirmek, tulumba ile suyu çekmek veya vermek. Kızıştırmak, şiddetlendirmek, körüklemek.