Kelimeler arşivinde; içinde "ulun" olan, toplam 47 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ulun bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ulun ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ulun olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BULUNDURMAK, TANDULUNMAK, DULUNKABASI, DULUNDURMAK, TULUNKABASI
GULUNLAMAK, KULUNNAMAK, GULUNTAMAK, KULUNLAMAK, ĞULUNNAMAK, BULUNDURMA
KULUNNACI, DULUNKABA, KULUNATÇI, DULUNACAK, KULUNDERE, KULUNLACI, KULUNLAMA
KULUNETİ, SULUNMAK, SULUNCAK, GULUNCAK, GULUNCAH, SULUNGUR, TULUNTAŞ, DULUNMAK, BULUNMAK, CULUNGUR, KULUNLUK, TULUNMAK, KULUNCAK
ULUNMAK, ULUNKUŞ, KULUNLU, BULUNTU, BULUNMA
PULUNÇ, GULUNÇ, GULUNC, EZULUN, KULUNÇ, ULUNAY
GULUN, TULUN, DULUN, KULUN
ULUN
ULUN
Buğday, arpa kökü. Tahılın ana sapı çevresinde oluşan kardeş saplar. Büyük, yüce. Temrensiz ok.
GULUNLAMAK
At, eşek ve benzerleri hayvanlar doğurmak.
DULUNACAK
Mağrip.
TANDULUNMAK
Güneş batmak.
DULUNKABASI
Kabakulak hastalığı. Üşümekten yüzün ve boğazın şişmesi.
KULUNATÇI
Karnında yavrusu olan at, eşek ve benzerleri hayvan.
TULUNKABASI
Kabakulak.
DULUNKABA
Kabakulak hastalığı.
ĞULUNNAMAK
(hayvan) doğurmak.
BULUNDURMAK
Var olmasını, hazır bulunmasını sağlamak. Eksik etmemek.
DULUNDURMAK
Gözden kaybetmek.
KULUNLAMAK
Kısrak veya eşek yavrulamak.
BULUNDURMA
Bulundurmak işi.
KULUNNACI
Karnında yavrusu olan at, eşek ve benzerleri hayvan.
GULUNTAMAK
At, eşek ve benzerleri hayvanlar doğurmak.
KULUNNAMAK
Hayvanlar doğurmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ULUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞILI
İçinde ağı bulunan, zehirli.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
AĞLI
Ağı bulunan. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AFYONLU
İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AÇLIK
Aç olma durumu. Aşırı istek içinde bulunma. Kıtlık.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.