Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ucu" olan, toplam 138 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ucu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ucu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ucu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇIRPIŞTIRUCU
GECEKONDUCU, SORUŞTURUCU, ELEKTRİKUCU, IŞIKEKSİUCU, TAHTABABUCU, YOĞUŞTURUCU
DEDİKODUCU, JİUJİTSUCU, UYUŞTURUCU, OŞUTTURUCU
BAŞVURUCU, KURUNTUCU, KUSTURUCU, RANDEVUCU, SUSTURUCU, BOYUNTUCU, DURDURUCU, DURULTUCU, KONDURUCU, KUNNUYUCU
DOĞURUCU, DOKUYUCU, DOYURUCU, KONUŞUCU, KORUYUCU, KURUTUCU, SAVUNUCU, SOĞURUCU, SOĞUTUCU, ALVURUCU, BUYURUCU, DİKENUCU, DORUKUCU, EKSENUCU, OKUNTUCU, SAVURUCU, SUBOTUCU, UZUNBUCU, YUĞURUCU
DOĞRUCU, HAVLUCU, KURGUCU, KUŞKUCU, MUŞTUCU, OKUYUCU, TURŞUCU, YONTUCU, BULGUCU, DONGUCU, ELİMUCU, GARŞUCU, ILISUCU, KONDUCU, KUMRUCU, OFUDUCU, OHUYUCU, OTURUCU, SORGUCU, TOHLUCU, TURGUCU, UMURUCU, UYUTUCU, YARGUCU, YORTUCU
BORUCU, BULUCU, EBRUCU, KOKUCU, KORUCU, KOŞUCU, KURUCU, KUTUCU, KUYUCU, OLGUCU, ORDUCU, PUSUCU, SAGUCU, SOKUCU, SUNUCU, TAPUCU, TUTUCU, UYKUCU, VURUCU, BAŞUCU, BAVUCU, BURUCU, ÇAMUCU, DAVUCU, DİLUCU, DİŞUCU, DOĞUCU, DONUCU, DOVUCU, DUTUCU, Devamını Oku »»
İPUCU, UÇUCU, AYUCU, ELUCU, OHUCU, OKUCU, OLUCU, UHUCU, UMUCU, UYUCU
ÇUCU, SUCU, CUCU, HUCU, MUCU
UCU
UCU
Yankesici, usta hırsız.
KUSTURUCU
Kısa süre içinde kusmaya sebep olan ilaç.
IŞIKEKSİUCU
Üzerine ışık düştüğünde elektron yayan ışığaduyar özdekle sıvanmış eksiuç.
ÇIRPIŞTIRUCU
Hırsız.
BAŞVURUCU
Bir iş için başvuran kimse, müracaatçı.
TAHTABABUCU
Terlik.
DEDİKODUCU
Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek.
GECEKONDUCU
Gecekonduda oturan kimse, konducu. Gecekondu yapıp satan kimse, konducu.
JİUJİTSUCU
Jiujitsu yapan sporcu.
YOĞUŞTURUCU
Damıtma işlemi sırasında içinden su akımı geçirildiğinde oluşan buharın soğutulmasıyla yeniden sıvı hâle dönüştürülmesini sağlayan camdan yapılmış araç. Buharın yoğuşmasını sağlayan büklüm boru. Buharları sıvıya dönüştürmek için soğutan aygıt.
KURUNTUCU
Sürekli kuruntuya kapılan (kimse), işkilli, vesveseci, müvesvis.
RANDEVUCU
Randevuevi işleten kimse.
UYUŞTURUCU
Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde), narkotik. Hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan.
ELEKTRİKUCU
Gaz, sıvı ya da yalıtkan bir gereçte elektrik akımının girip çıkmasını sağlayan iletken. (Pozitif elektrikucuna artıuç, negatife eksiuç denir). Yarı iletken bir aygıtta, elektron yayan, toplayan ya da bir mıknatıslı alan yardımıyla bunların devinimlerini düzenleyen parça.
SORUŞTURUCU
Soruşturmacı.
OŞUTTURUCU
Abartıcı.
Bu bölümde tanımı içerisinde UCU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ADESE
Mercek. Kovucuk.
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).