UÇU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "uçu" olan, toplam 53 adet kelime bulunmaktadır. uçu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uçu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uçu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

UÇURUMLAŞMAK, UÇUKLAŞTIRIM

11 harfli kelimeler

UÇURABİLMEK, UÇURUMLAŞMA, UÇURUMOLOĞU, UÇUŞÇEMBERİ, UÇURUVERMEK

10 harfli kelimeler

UÇURABİLME, UÇUŞTURMAK, UÇUKLANMAK, UÇUKLAŞMAK, UÇURUVERME

9 harfli kelimeler

UÇUVERMEK, UÇURULMAK, UÇUNYUVAR, UÇUNLAŞIM, UÇUŞTURMA, UÇUKLAŞMA, UÇUKLAMAK

8 harfli kelimeler

UÇURUMLU, UÇUKLAMA, UÇUVERME, UÇUCULUK, UÇURULMA, UÇURTMAK

7 harfli kelimeler

UÇUŞMAK, UÇURGAÇ, UÇURTMA, UÇURMAK, UÇURĞAN, UÇURGEÇ, UÇURGAN, UÇUKLUK, UÇUNMAK, UÇUKMAK

6 harfli kelimeler

UÇURMA, UÇUHLU, UÇUTMA, UÇUKLU, UÇUŞMA, UÇULUK, UÇUNMA, UÇUNUM, UÇURUM, UÇURAK

5 harfli kelimeler

UÇULU, UÇUCU

4 harfli kelimeler

UÇUN, UÇUŞ, UÇUR, UÇUK, UÇUT

3 harfli kelimeler

UÇU

Bazı kelimelerin anlamları

UÇU

İçin.

UÇUŞTURMAK

Uçuşma işini yaptırmak.

UÇUKLANMAK

Kuşkulanmak, ürkmek: O haberi, seni uçuklanır diye söylemedim. Sevinmek, coşmak.

UÇURUMLAŞMA

Uçurumlaşmak durumu.

UÇUNYUVAR

Yeryuvarını saran ve özellikle azot ile oksijenden oluşan, su uçuğu, toz, duman gibi katışkıları da içeren uçun katmanı.

UÇURUVERME

Uçuruvermek işi.

UÇURABİLME

Uçurabilmek işi.

UÇURUMLAŞMAK

Uçurum durumuna gelmek.

UÇURUVERMEK

Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.

UÇUVERMEK

Çabucak uçmak. Çabucak gitmek.

UÇURABİLMEK

Uçurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UÇURUMOLOĞU

Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).

UÇUKLAŞMAK

Rengi soluklaşmak.

UÇURULMAK

Uçurma işi yapılmak.

UÇUŞÇEMBERİ

Ağaçişleri makinelerinde dönen bıçak ucunun çizdiği çember.

UÇUKLAŞTIRIM

Bir sıvının ya da katının uçuk evreye geçirilmesi.

  -   -   -  

Anlamında UÇU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UÇU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALDEHİT

Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.

DÖKÜNTÜ

Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.

CONTA

Geçirmezliği sağlamak için sıkıştırılmış iki yüzey arasına yerleştirilen, genel olarak kauçuk ve kurşundan yapılmış olan ince parça.

BERHAVA

Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.

BİLEŞİKGİLLER

Bitişik yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan, bazı cinsleri uçucu yağ veya süt taşıyan bir familya.

BALON

Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

DAMLALIK

Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.

DİŞLİK

Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

DİNAMİTLEMEK

Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.

BAĞLAYICI

Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.

AMAN

Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.

ASETON

Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı.

EBONİT

Yüz kısım kauçuğun otuz iki kısım kükürtle işlenmesinden elde edilen plastik madde.

BOT

Küçük gemi. Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal. Uzun konçlu, kapalı ayakkabı.

BENZİN

Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı. Benzen. Bir organik yağ çözücü türü.

DİNAMİTLENMEK

Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.

AF

Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.

AZMETTİRMEK

Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.