UCU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ucu" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. ucu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ucu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ucu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

UCUZLATABİLMEK

13 harfli kelimeler

UCUZLATABİLME

12 harfli kelimeler

UCUZLATILMAK

11 harfli kelimeler

UCUZLATILMA

10 harfli kelimeler

UCUZSUNMAK, UCUZLATMAK

9 harfli kelimeler

UCUZCULUK, UCUZLATMA, UCUMUZDAN, UCUZLAMAK, UCUNUZDAN

8 harfli kelimeler

UCUBULUK, UCULAMAK, UCUZLAMA

7 harfli kelimeler

UCUTMAK, UCURDUM, UCUZLUK, UCUZUNA, UCURACA, UCUNMAK, UCUNDAN, UCUKMAK, UCUFSUZ

6 harfli kelimeler

UCUZCA, UCUZCU, UCUMAK, UCUMAH, UCUBİK

Bazı kelimelerin anlamları

UCU

Yankesici, usta hırsız.

UCUNUZDAN

Yüzünüzden, sizden dolayı.

UCUBULUK

Özensiz giyinen.

UCUZLAMAK

Fiyatı inmek. Kolaylıkla elde edilir ve duyulur olmak.

UCUZLATILMAK

Ucuzlatma işi yapılmak.

UCUZLAMA

Ucuzlamak durumu.

UCUMUZDAN

İçin, yüzümüzden, bizden dolayı.

UCUTMAK

Yıldırmak, soğutmak, ürkütmek, nefret ettirmek.

UCUZLATILMA

Ucuzlatılmak işi.

UCULAMAK

İşi sonuna dek sürdürmek. Yinelemek.

UCUZLATABİLME

Ucuzlatabilmek işi.

UCUZLATMAK

Fiyatını indirmek. Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek.

UCUZCULUK

Ucuzcu olma durumu.

UCUZLATABİLMEK

Ucuzlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UCUZSUNMAK

Ucuz görmek, ucuz saymak. Ucuz görmek, ucuz bulmak.

UCUZLATMA

Ucuzlatmak işi.

  -   -   -  

Anlamında UCU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UCU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

AĞITÇILIK

Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

ADESE

Mercek. Kovucuk.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).

ALABACAK

Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

ALDEHİT

Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.

ABLALIK

Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.