Kelimeler arşivinde; içinde "ucu" olan, toplam 316 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ucu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ucu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ucu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GECEKONDUCULUK, UCUZLATABİLMEK
DEDİKODUCULUK, UYUŞTURUCULUK, UCUZLATABİLME
RANDEVUCULUK, TUTUCULAŞMAK, UCUZLATILMAK, ARABULUCULUK, ÇIRPIŞTIRUCU, DOĞURTUCULUK
DOKUYUCULUK, DOYURUCULUK, GECEKONDUCU, KORUYUCULUK, SAVUNUCULUK, SORUŞTURUCU, SUCUKLAŞMAK, TUTUCULAŞMA, UCUZLATILMA, ALDAĞUCULUK, BUYURUCULUK, DOĞURUCULUK, ELEKTRİKUCU, GUCUKLANMAK, IŞIKEKSİUCU, KUZUCUBELEN, KÜÇÜKORUCUK, MUŞTUCUBAŞI, MUŞTUCUBÖCÜ, SOĞUTUCULUK, TAHTABABUCU, YOĞUŞTURUCU
DEDİKODUCU, DOĞRUCULUK, JİUJİTSUCU, KURGUCULUK, KUŞKUCULUK, OKUYUCULUK, SUCUKÇULUK, SUCUKLAŞMA, TURŞUCULUK, UCUZLATMAK, UYUŞTURUCU, YONTUCULUK, CUCUKLAMAK, DUYGUCULUK, HAVLUCULUK, KORKUCULUK, KUCUKLAMAK, KUMRUCULUK, ORDUCUBAŞI, OŞUTTURUCU, TUTUCUBAŞI, UCUZSUNMAK
BAŞVURUCU, BORUCULUK, BULUCULUK, EBRUCULUK, KORUCULUK, KOŞUCULUK, KURUCULUK, KURUNTUCU, KUSTURUCU, KUTUCULUK, KUYUCULUK, OLGUCULUK, RANDEVUCU, SAGUCULUK, SUNUCULUK, SUSTURUCU, TUTUCULUK, UCUZCULUK, UCUZLAMAK, UCUZLATMA, UYKUCULUK, VURUCULUK, BOYUNTUCU, BURUCULUK, CUCULAMAK, DOĞUCULUK, DURDURUCU, DURULTUCU, GUCULEMEK, GUCURDAMA, Devamını Oku »»
DOĞURUCU, DOKUYUCU, DOYURUCU, KONUŞUCU, KORUYUCU, KURUTUCU, SAVUNUCU, SOĞURUCU, SOĞUTUCU, UCUZLAMA, UÇUCULUK, YAVRUCUK, YUMRUCUK, ALVURUCU, BULGUCUK, BUNCUCUH, BUYURUCU, DİKENUCU, DORUKUCU, DUMBUCUK, EKSENUCU, GUCUKMAK, KAMUCUĞU, KAVLUCUK, KUCUNMAK, KUYRUCUK, KUZUCULU, OKUNTUCU, SAVURUCU, SUBOTUCU, Devamını Oku »»
DOĞRUCU, HAVLUCU, KORUCUK, KOVUCUK, KURGUCU, KUŞKUCU, MUŞTUCU, OKUYUCU, SUCUKÇU, SUCUKLU, SUCULUK, TURŞUCU, UCUZLUK, UCUZUNA, YONTUCU, ACCUCUH, AGGUCUK, BORUCUK, BULGUCU, CECUCUK, CUCULUH, ÇUCUNUN, ÇUCUSUN, DARUCUK, DONGUCU, DURUCUK, ELİMUCU, GARŞUCU, GAŞUCUH, GUCUĞAZ, Devamını Oku »»
AGUCUK, BORUCU, BULUCU, EBRUCU, KOKUCU, KORUCU, KOŞUCU, KURUCU, KUTUCU, KUYUCU, OLGUCU, ORDUCU, PUSUCU, SAGUCU, SOKUCU, SUNUCU, TAPUCU, TUTUCU, UCUZCA, UCUZCU, UYKUCU, VURUCU, AZUCUK, BAŞUCU, BAVUCU, BURUCU, ÇAMUCU, ÇUCUYU, DAVUCU, DİLUCU, Devamını Oku »»
İPUCU, MUCUK, MUCUR, SUCUK, SUCUL, UCUBE, UÇUCU, AYUCU, CUCUG, CUCUK, CUCUL, CUCUM, ÇUCUK, ÇUCUL, ÇUCUM, ÇUCUN, ELUCU, GUCUK, GUCUR, GUCUŞ, HUCUL, HUCUN, KUCUN, KUCUR, KUCUŞ, MUCUF, OHUCU, OKUCU, OLUCU, UCUNA, Devamını Oku »»
ÇUCU, SUCU, UCUZ, CUCU, HUCU, MUCU, UCUF, UCUK
UCU
UCU
Yankesici, usta hırsız.
RANDEVUCULUK
Randevucunun işi.
TUTUCULAŞMAK
Tutuculuk yapmak.
ÇIRPIŞTIRUCU
Hırsız.
DOYURUCULUK
Doyurucu olma durumu.
DEDİKODUCULUK
Dedikoducu olma durumu, kovculuk, gıybetçilik, dilleklik.
DOĞURTUCULUK
Sokrates'in, önceden düzenlenmiş birtakım sorularla, karşısındakinin zihninde saklı olan doğruları açığa çıkarma ve böylelikle ona gerçeği buldurma temeline dayanan öğretim yöntemine verilen ad.
DOKUYUCULUK
Dokumacılık.
UYUŞTURUCULUK
Uyuşturucu olma durumu.
ARABULUCULUK
Bir anlaşmazlığın çözümünün üçüncü bir tarafsız kişi veya kuruma bırakılması.
GECEKONDUCULUK
Gecekonducu olma durumu, konduculuk. Gecekonducunun yaptığı iş, konduculuk.
UCUZLATILMAK
Ucuzlatma işi yapılmak.
KORUYUCULUK
Korumacı olma durumu, kollayıcılık, himaye.
UCUZLATABİLMEK
Ucuzlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UCUZLATABİLME
Ucuzlatabilmek işi.
GECEKONDUCU
Gecekonduda oturan kimse, konducu. Gecekondu yapıp satan kimse, konducu.
Bu bölümde tanımı içerisinde UCU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ADESE
Mercek. Kovucuk.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AKSIRIK
Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.
ALABACAK
Ayağında sekil olan (at, eşek vb.). Ara bozucu, dönek, uğursuz (kimse).
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).