Kelimeler arşivi içinde; başında "tüğ" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. tüğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tüğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tüğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TÜĞLÜTOMBALAK
TÜĞÜNDÜRMEK
TÜĞÜNNEMEK, TÜĞÜNLEMEK, TÜĞÜMLEMEK
TÜĞDÜRMEK
TÜĞÜRCÜK, TÜĞÜNNÜK, TÜĞÜLMEK, TÜĞLEMEK, TÜĞELMEK
TÜĞMEN, TÜĞMEK
TÜĞÜL, TÜĞTÜ, TÜĞÜN, TÜĞME
TÜĞ
TÜĞ
Tüy, ince kıl.
TÜĞÜL
1.Kirazlı küçük dal. 2.Ardıç sakızı.
TÜĞÜLMEK
Atlamak. Saldırmak.
TÜĞÜNNÜK
Düğüm.
TÜĞMEK
1.Savuşup gitmek : Ali yanımızdan tüğdü. 1.Çıkıntı, en uç boğum : Şu tüğmekten kes. 2.Püskül. Görünmeden gitmek, kaçmak. Ansızın fırlayıp koşmak.
TÜĞLEMEK
1.Sıçramak. 2.Atlamak. Bağlamak, düğümlemek.
TÜĞÜNNEMEK
Bağlamak, düğümlemek.
TÜĞTÜ
Keser ya da balta başı.
TÜĞLÜTOMBALAK
Şeftali.
TÜĞÜRCÜK
İyice inceltilmemiş, kalın kalmış : Tüğürcük tuz. Vücutta oluşan kabarcıklar : Bu tüğürcükler beni sıkıyor. Bedende oluşan kabarcıklar.
TÜĞÜMLEMEK
Bağlamak, düğümlemek.
TÜĞDÜRMEK
Birini korkutup ya da aldatıp kaçırmak.
TÜĞÜNDÜRMEK
Bir şeyi gereğinden çok yapmak : Salıncağı tüğündürme, çocuk korkacak.
TÜĞÜNLEMEK
Bağlamak, düğümlemek.
TÜĞMEN
1.Kimi kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy. 2.Perçem. Tavuğun başındaki kabarık tüy, tepelik.
TÜĞELMEK
Karşı koymak, dik başlılık etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TEVEK
Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı. Üzüm kütüğü, çotuk.
TINGIR
Metal bir nesne sert bir yüzeye düştüğü zaman çıkan ses. Para. Parasız, züğürt. Boş.
SOYAĞACI
Bir kişinin veya bir ailenin en uzak atasından başlayarak bütün kollarını belirten çizelge, hayatağacı, soy kütüğü, şecere.
LAP
Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses.
BEŞME
Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir kumaş türü. Tabaklanmamış ham deri. Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü.
MÜSECCEL
Kütüğe geçirilmiş, tescil edilmiş, sicilli.
TÜF
Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı.
BADANAZ
Yaşlanmış, çürümüş bağ kütüğü.
TESCİL
Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme, kütüğe geçirme. Bir taşınmazın üzerinde bir ayni hakkın kurulması için tapu kütüğüne yapılması gerekli kayıt.
KAMA
Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak. Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri, yassı, enli çivi, takoz, kıskı. Açılmış olan boşluklarda tavan ve yanlardan taş veya cevher parçalarının düşmesini önlemek amacıyla tahkimat elemanları üstüne veya arkasına yerleştirilen bir tahkimat parçası. Oyunda sayı. Topun gerisini kapayan kapak. Oyunda kazanılan her parti.
KÜTÜK
Kalın ağaç gövdesi. Kesilmiş ağaç gövdesi. Kütük demir. Görgüsüz, kaba kimse. Nüfus kütüğü. Asma fidanı. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü. Resmî kayıt defteri, ana defter. Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü.
FIŞKIN
Bir ağacın dibinden süren ince dal. Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal.
ASİDOZ
Şeker hastalığı ya da herhangi bir sebeple kan pH'sının düşmesi. Suların aşırı asitli olması durumu. Asitli suların balıklarda hastalık oluşturması durumu. Kandaki asit-baz dengesini düzenleyen mekanizmaların bozulması sonucu vücut sıvı ve dokularında aşırı asidite artışı. Vücut dokularında ve kanda hidrojen iyonunun artması veya alkali depolarının azalması sonucu vücudun hidrojen iyonu tamponlama yeteneğinin azaldığı ve kan pH'sının normal değerin altına düştüğü metabolik bir bozukluk.
SÜRGÜ
Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
CUMBURLOP
Ağır bir cismin suya düştüğü zaman çıkardığı ses.
TAPULAMAK
Taşınmazlar ve bunlarla ilgili ipotek, şufa, irtifak gibi bazı hakları tapu kütüğüne geçirmek.
ÇOTUK
Dışarıda kalmış ağaç kökü. Kesilen ağacın topraktan yukarıda kalan bölümü. Asma kütüğü, tevek.
ESKİ
Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.
AMANDİBULATA
Antenleri ve alt çeneleri bulunmayan örümcek, akrep, kene ve uyuz etkenleri gibi eklem bacaklılar. Bu canlılarda ağzın arkasındaki birinci ek yapı keliser adı verilen beslenme organına dönüştüğünden bu alt bölümdeki canlılar Chelicerata olarak da adlandırılmaktadır.
PÜRTÜKLÜ
Pürtüğü olan.