Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tok" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tok ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tok olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tok olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GÖZÜTOK, POLİTOK, SAPSTOK
ÖZÜTOK, TOKTOK, TOMTOK
ALTOK, AYTOK, ERTOK, ISTOK, MATOK, ORTOK, POTOK
STOK
TOK
TOK
Açlığını gidermiş, doymuş, aç karşıtı. Sevgi, sevecenlik, başarı, para, mal vb. şeyleri elde etmiş ve bunlara kavuşmuş olan. Kalın ve gür (ses). Sık ve kalın dokunmuş (kumaş).
ERTOK
Gözü gönlü tok yiğit.
MATOK
Erkek kedi.
STOK
Yığılım. Yığımlık.
POLİTOK
Bir doğumda birden çok yavru meydana getirme. Bir bitkinin tekrar tekrar meyve vermesi.
TOKTOK
Havan.
ISTOK
Masa gözü.
TOMTOK
Doymuş.
ORTOK
Evin çatısını örterken kullanılan orta direk.
POTOK
Deve yavrusu.
SAPSTOK
Yağların rafine edilmesi sırasında elde edilen ve rasyonlara enerji kaynağı olarak katılan ürün.
ALTOK
Isdar adı verilen dokuma tezgâhının alt kısmında bulunan yuvarlak ağaç. (Yeşilköy Gelendost Isparta).
ÖZÜTOK
Gönlü doymuş kimse.
GÖZÜTOK
Aç gözlü olmayan kimse. Bingöl şehrinde, Söğütlü bucağına bağlı bir bölge. Van ilinde, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yer.
AYTOK
"Ey doymuş!" anlamında kullanılan bir isim".
Bu bölümde tanımı içerisinde TOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇARPIŞMAK
Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.
ANTİTOKSİK
Antitoksin.
ANTİOKSİDAN
Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.
ANTİTOKSİN
İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde, antitoksik.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
DAVUDİ
Kalın, tok ve gür (ses).
CANFES
Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ARTOVA
Tokat iline bağlı ilçelerden biri.
DOKURCUN
Ot ya da ekin yığını. Dokuztaş oyunu. Çizgili şayak kumaş, tokurcun.
ÇEVİRGİ
Anahtar, tokmak vb. çevrilebilen araç.
DEĞİŞİM
Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım. Rüzgârın yön değiştirmesi. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon.
ALMUS
Tokat iline bağlı ilçelerden biri.
ARİSTOKRATLIK
Aristokrat olma durumu.
DAVUL
Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı. Bateri.
DEK
Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
BAŞÇİFTLİK
Tokat iline bağlı ilçelerden biri.
DİK
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.