TİL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "til" olan, toplam 83 adet kelime bulunmaktadır. til ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu til ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde til olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

TİLKİSÜLEYMANİYE

12 harfli kelimeler

TİLKİTOPRAĞI, TİLKİKUYRUĞU, TİLKİCEKBAĞI

11 harfli kelimeler

TİLFİLENMEK, TİLKİDÜĞÜNÜ, TİLİFLENMEK, TİLKİLEŞMEK, TİLTOMBALAK

10 harfli kelimeler

TİLMİKOSİN, TİLKİBURNU, TİLKİLİKÖY, TİLKİLEŞME, TİLKİHÜYÜK, TİLİTOMBAK

9 harfli kelimeler

TİLKİTEPE, TİLMİZLİK, TİLKİBAĞI, TİLKİYOLU, TİLETAMİN, TİLPİTİRİ, TİLLOLMAK, TİLTOMBAK, TİLKİSİKİ

8 harfli kelimeler

TİLKİKÖY, TİLKİLER, TİLKİÇİK, TİLKİCİK, TİLKİLİK, TİLKİCEK, TİLKİMSİ, TİLOPODA, TİLKECEK, TİLAKOİT, TİLLEMEK, TİLETMEK, TİLGIRAF, TİLKİŞEN

7 harfli kelimeler

TİLOSİN, TİLİFON, TİLİFLİ, TİLİDİN, TİLOZİS, TİLFARA, TİLKİCE, TİLKİLİ, TİLİŞGE, TİLAVET, TİLLİCE

6 harfli kelimeler

TİLMİZ, TİLKOV, TİLKÖY, TİLLİM, TİLFİR, TİLFİL, TİLSİM, TİLSİZ, TİLTAK, TİLTEK, TİLVER

5 harfli kelimeler

TİLYE, TİLOM, TİLPİ, TİLÜK, TİLLE, TİLAK, TİLAR, TİLBE, TİLBİ, TİLÇİ, TİLDE, TİLEK, TİLER, TİLİK, TİLİL, TİLİŞ, TİLİZ, TİLKİ, TİLLİ

4 harfli kelimeler

TİLF, TİLİ, TİLE

3 harfli kelimeler

TİL

Bazı kelimelerin anlamları

TİL

Tel.

TİLKİDÜĞÜNÜ

Güneşli havada yağan yağmur.

TİLFİLENMEK

Kumaş eskimek, ipliklenmek, lif lif olmak.

TİLKİLİKÖY

Kırıkkale ilinde, Çelebi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

TİLTOMBALAK

Şeftali.

TİLKİLEŞMEK

Kurnazlaşmak.

TİLKİKUYRUĞU

Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.

TİLKİCEKBAĞI

Tilkicek ve esan'ı birbirine bağlayan ip. (Akçaşar Yalvaç Isparta).

TİLKİLEŞME

Tilkileşmek işi.

TİLKİHÜYÜK

Sivas ili, Kuşkayası nahiyesine bağlı bir bölge.

TİLKİSÜLEYMANİYE

Manisa şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

TİLKİTOPRAĞI

Killi toprak.

TİLKİBURNU

Koltuk altında çıkan kançıbanı.

TİLİTOMBAK

Şeftali.

TİLMİKOSİN

Kimyaca, 20-deoxo-20-(3,5-dimethypiperidin-1-yl) desmikosinden hazırlanan uzun etki süreli, diğer makrolidler gibi protein sentezini engelleyerek etkinlik göstere, parenteral yolla kullanılan, özellikle sığırların Pasteurella multocida ve Mannheimia haemolytica (Pasteurella haemolytica)'nın neden olduğu solunum yolu enfeksiyonlarında koruyucu ve sağaltıcı olarak kullanılan makrolid grubu bir antibiyotik.

TİLİFLENMEK

Arapça kökenli lif'den: Yıkanmak için kullanılan türlü iplerden yapılmış örgü ile liflenmek.

  -   -   -  

Anlamında TİL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHİZE

Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.

ALAYBOZAN

Bir tür fitilli tüfek.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

AMBAR

Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ANLAŞMA

Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.

ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AMONYAK

Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3). İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.

ANAPARA

İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü.

AKALA

Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir tür pamuk.

ALEVLENME

Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.

AMAZON

Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.

ANTİLOP

Antiloplardan, sıcak ülkelerde yaşayan, çok hızlı koşan, boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). Bu hayvanın derisinden yapılmış.

ASABİLEŞMEK

Kızmak, öfkelenmek, sinirlilik belirtileri göstermek, sinirlenmek.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ALKOL

Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.

ANLAŞMAZLIK

İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.