Sonu TEME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "teme" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu teme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında teme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde teme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

7 harfli kelimeler

SİNTEME, YELTEME

6 harfli kelimeler

İSTEME, LETEME, NETEME, NİTEME, TETEME

4 harfli kelimeler

TEME

Bazı kelimelerin anlamları

TEME

Tümden : Bu iş teme kaldı.

İSTEME

İstemek işi.

NİTEME

Ne kadar, her ne kadar.

TETEME

Dikkatsiz, beceriksiz.

LETEME

Bazı atların sağrılarının üstünde olan ve kusur sayılan kıvrılmış tüyler.

YELTEME

Şevka getiren (saz havası).

SİNTEME

Yokluk, sıkıntı : Sintemenin ne demek olduğunu çekmeyen bilmez.

NETEME

Atın alnında üst üste iki tane burkulmuş nişan.

  -   -   -  

Anlamında TEME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

APTALLAŞMAK

Zekâsını işletemez olmak, alıklaşmak, ahmaklaşmak.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ASALETEN

Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı. Kendi adına hareket ederek.

ANEROİT

Cıva yerine maden bir kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre.

ANAERKİL

Anaerki temeline dayanan, maderşahi, matriarkal.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ASLİ

Birincil. Temel olarak alınan, birincil. Asıl olan.

ASILSIZ

Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.

ARTIRMAK

Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

ANLAŞILAN

Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen.

ARZULAMAK

İstek duymak, özlemek, istemek.

ASAL

Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.

ARAMAK

Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.

ANSİKLOPEDİ

Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AMAÇLAMAK

Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek.