Kelimeler arşivi içinde; başında "teme" olan, toplam 55 adet kelime bulunmaktadır. teme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu teme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEMELLENDİREBİLME
TEMELLEŞTİRMEK, TEMELLENDİRMEK
TEMELLEŞTİRME, TEMELLENDİRME
TEMELLEŞMEK, TEMELLENMEK, TEMELERİYİK, TEMELDEVREN, TEMELSİZLİK
TEMELORAĞI, TEMESSÜKLÜ, TEMELLEŞME, TEMELLENME
TEMEKÜNLÜ, TEMELDIŞI, TEMEKÜLLÜ, TEMEKLEME, TEMEKKÜLÜ, TEMEKENLİ, TEMESİKLİ
TEMELSİZ, TEMESSÜK, TEMESSİK, TEMENLER, TEMESLİK, TEMERKÜZ, TEMERRÜD, TEMERRÜT, TEMELLÜK, TEMELLİK, TEMESSÜL, TEMEKLİK, TEMEDDÜN, TEMEDDÜH, TEMEVVÜÇ, TEMEYYÜZ
TEMESÜK, TEMETOS, TEMETTÜ, TEMESİK, TEMECİK, TEMERİK, TEMENNİ, TEMENNA, TEMELTİ, TEMELLİ
TEMELİ, TEMEKİ, TEMEÇİ
TEMEN, TEMEL, TEMEK, TEMEZ
TEME
TEME
Tümden : Bu iş teme kaldı.
TEMELLENDİRME
Temellendirmek işi.
TEMELSİZLİK
Temelsiz olma durumu.
TEMESSÜKLÜ
Tapulu.
TEMELLEŞTİRME
Temelleştirmek işi.
TEMELLEŞTİRMEK
Temel tutmasını, yerleşmesini sağlamak. Süreklilik kazandırmak, kalıcı bir duruma getirmek, temelli olmasını sağlamak.
TEMELLEŞME
Temelleşmek işi.
TEMELDEVREN
1.İplik ve kılaptan karıştırılarak dokunan bir çeşit kumaş. 2.Sırma ile işlenmiş kadife giysi.
TEMEKÜNLÜ
Temelli, sürekli.
TEMELERİYİK
Ağaç boyamada kullanılan bir ana ya da yardımcı renkten hazırlanmış boya eriyiği. Gerektiğinde yeni renkler üretmek için yararlanılır.
TEMELLENME
Temellenmek işi.
TEMELLENDİRMEK
Temel tutmasını sağlamak, yerleştirmek. Süreklilik ve kalıcılık kazandırmak.
TEMELLEŞMEK
Temel tutmak, yerleşmek. Sürekli ve kalıcı bir duruma girmek.
TEMELORAĞI
Meyve bahçesinde biten yaban otlarını temizlemekte kullanılan demir araç. (Kemalpaşa İzmir.).
TEMELLENDİREBİLME
Temellendirebilmek işi veya durumu.
TEMELLENMEK
Temel tutmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANEROİT
Cıva yerine maden bir kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AMAÇLAMAK
Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
ASILSIZ
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
APTALLAŞMAK
Zekâsını işletemez olmak, alıklaşmak, ahmaklaşmak.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ANLAŞILAN
Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
ANSİKLOPEDİ
Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
ASAL
Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
ASLİ
Birincil. Temel olarak alınan, birincil. Asıl olan.
ASALETEN
Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı. Kendi adına hareket ederek.
ARZULAMAK
İstek duymak, özlemek, istemek.
ANAERKİL
Anaerki temeline dayanan, maderşahi, matriarkal.
ARTIRMAK
Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.