TAZA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "taza" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. taza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu taza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde taza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

TAZALLÜM, TAZAMMUN

7 harfli kelimeler

TAZARCI, TAZARRU

5 harfli kelimeler

TAZAK, TAZAR

4 harfli kelimeler

TAZA

Bazı kelimelerin anlamları

TAZA

Taze, yeni, henüz.

TAZAK

Kuşların ufak tüyleri (tüy ile birlikte kullanılır): Tüy tazak.

TAZARCI

Pazar yerindeki satıcı.

TAZAR

İvedi, tez : Bu mektup tazardır. Ev kapılarının arkasında taştan yapılmış, su testisi ya da su küpü koymaya yarayan yerler.

TAZARRU

Yakarma.

TAZAMMUN

Kapsama, içine alma, içerme. İçlem.

TAZALLÜM

Sızlanma, yakınma.

  -   -   -  

Anlamında TAZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TAZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KEHLEMEK

Yorgunluktan sık sık soluk almak, solumak. Kıyı, köşe yapmak: Ağacı kehledim, muntazam bir direk oldu.

İÇERME

İçermek işi, tazammun, ihtiva.

DÜZENLİ

Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

AKDİKMELER

Kireçli topraktaki muntazam sel yarıntıları.

ÇACUKA

Tarlalarda suyu muntazam aralıklarla akıtmağa yarayan su terazisi. (Güney İkizdere Rize).

SIZLANMAK

Kendine yapılmış olan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak, yakınmak, şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek.

ÇOKKAK

Değirmen taşı üstünde, buğdayı muntazam döken tahta parçası.

METASTATİK

Metastazla ilgili, metastaza ait, metastaz sonucu oluşan.

İÇERMEK

İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek. Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek, tazammun etmek.

OCİKEDİSİ

Amerika'dan köken alan, Habeş, Amerikan kısa tüylü ve Siyam ırkları karışımından oluşan, Güney Amerikalı vahşi kedi Ocelat'a benzerliği nedeniyle bu adı almış, iri vücudu, kısa ve muntazam gövdesi, gelişmiş kasları ve geniş göğüs yapısı sayesinde oldukça atletik görünen, küçük ve oval baş yapısı ve dikkat çekici boyutlardaki büyük kulakları en belirgin özelliği olan, tüyleri yumuşak ve benekli, genelde gümüş tonları, kahve lila ve çikolata renklerinde, yüz bölgesindeki tüyleri vücudundakilere göre daha açık renkli, akılcı ve mantıklı yapıda, oldukça etkin, atletik ve sportmen, zamanla Siyamların uyanık, nazik ve sevecen yapılarını da alan, kısa tüylü kedi ırkı.

İÇLEM

Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü, tazammun. Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey.

DÜZGÜN

Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.

MANZUM

Şiir biçiminde yazılmış. Düzenli, muntazam.

BİDİK

Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Kaz ve ördek yavrusu. Köpek, köpek yavrusu. Keçi yavrusu, oğlak. Bir parça, azıcık, biraz. Deve yavrusu, bir aylık deve yavrusu. Köpek adı olarak kullanılan ve köpek çağırmaya yarayan ünlem. Hindi yavrusu. Tortu. Muntazam girinti çıkıntılar biçimindeki süs, kertik. Yağlı tandır ekmeği. Son, uç. Köşe, bucak, uç, açı. Köpek yavrusu.

ÇİZEK

İz, çizgi. Sabanın okuna takılan toprağı kesmeğe yarıyan bıçak. Toprağı devirmeye yarıyan pulluk kulağı. Yazı satırı. Otları kesmeğe, toprağı muntazam olarak sol tarafa yatırmağa yarayan okun eğri kısmında bulunan demir bıçak. (Çınarlık Çarşamba Samsun; Salman, Kuzköy Akkuş Ordu).

KESEYH

Belin ya da çapanın çıkardığı sıkışmış kuru, iri toprak parçası. Kesek; sürülmüş tarlada nemli toprağın kuruduktan sonra meydana getirdiği gayrimuntazam topak.

ONART

Tersin karşıtı, yüz, doğru : Tersini onardını bilmiyorsun. Kumaşın dış yüzü, kullanılacak yanı : Kumaşın onardı bu mu?. Düzenli, muntazam.

SIZLANMA

Sızlanmak işi, yakınmak, şikâyet, şekva, tazallüm.

KIVCI

Sürek avlarında hayvanları ürkütmek için ses çıkaran kimse. Yol gösteren, kılavuz : Yayla yolu muntazam değil bir kıvcı alalım.

DÜZENSİZ

Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.