Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tanga" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tanga ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tanga olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tanga olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TANGA
TANGA
Topuklu kadın ayakkabısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TANGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
IMSIK
Gamsız, kaygısız. Sır saklayan. Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.
MAHCUPLUK
Mahcup olma durumu, utangaçlık.
EYMELİ
Utangaç.
ÇEKİNCEK
Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.
UTANGAN
Utangaç.
DUTUK
Utangaç kişi. Kızlık zarı ameliyatsız açılamayan kız. Perde, peçe, yaşmak, duvak. Kapalı, örtülü. Rehin karşılığı verilen para.
TOR
Sık gözlü ağ. Çekingen, utangaç. Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim. Olgunlaşmamış, ham. Toy, acemi kimse. İşe alışkın olmayan, yabani.
MAHCUBİYET
Utangaçlık.
IMZIK
Arsız, uyuşuk, miskin, beceriksiz. Cimri, eli sıkı. Sinsi, içinden pazarlıklı. Eskimiş, kokmuş, bayat yemek. Sessiz, utangaç, sıkılgan, az konuşan kişi.
SIKILGAN
Utangaç.
BOZUM
Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.
ÇEKİNTİLİK
Utangaçlık.
ENDİK
Utangaç, sıkılgan.
MAHCUP
Utangaç. Utangaç bir biçimde.
ELİKOYNUNDA
Utangaç, sıkılgan (insan). Düşünceli (insan).
BOMUZ
Utangaç, sefil.
EYMENÇ
Utangaç.
EYMENİK
Utangaç.
ARLI
Namuslu, utangaç, sıkılgan.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.