Sonu TANIK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tanık" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tanık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tanık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tanık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TANIK

Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit. Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.

  -   -   -  

Anlamında TANIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TANIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANT

Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.

TANIKLAMAK

Bir iddiayı tanıkla desteklemek, tanık göstermek.

YADSIMAK

Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini söylemek, yaptığını saklamak, inkâr etmek. Var olan bir şeyi yok saymak, yokumsamak. İlgili, bağlı bulunduğu bir şeye yabancı kalmak.

ŞEVAHİT

Şahitler, tanıklar.

DÜELLO

İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılmış olan silahlı vuruşma. İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma. İki kişi arasında tanıklar önünde yapılmış olan sözlü atışma.

MÜBAŞİR

Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli, çağrıcı.

BELGE

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

TANIKLIK

Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet. Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet.

ŞAHİT

Tanık.

SORUŞTURMA

Soruşturmak işi. Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat.

TANITLAMAK

Bir iddianın gerçekliğini inkâr edilmeyecek bir kesinlikle göstermek, ispatlamak. Muhakeme etme yoluyla veya tanık göstererek bir şeyin doğruluğunu ortaya koymak.

ŞAHİTSİZ

Tanıksız. Tanıksız.

ŞEHADET

Tanıklık. Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma.

ŞAHİTLİK

Tanıklık.

ŞAHİTLİ

Tanıklı.

TANIKLAMA

Tanıklamak işi.

SAHNE

İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Görüntü. Tanık olunan, gözlenen olay.

İFADE

Anlatım. Dışa vurum. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Deyiş, söyleyiş.

VALLAHİ

"Tanrı'yı tanık tutarım, Tanrı hakkı için" anlamında kullanılan bir yemin sözü, billahi, tallahi, vallaha.